Depresyona sebep olan şeylerden biri de endüstriyel gıdalardır. Geçmiş yıllardaki yeme içme alışkanlığımız ile bugün arasında çok büyük farklar var. Eskiden yediğimiz şekerli gıdalar, protein kaynakları , karbonhidratlar hepsi dengeli diyebileceğimiz bir nispette tüketiliyordu. Bugün manzara böyle değil. Hem işlenmiş ağırlıklı gıda tüketimi yaygın hem de tek tip beslenme işlenmiş gıda hızlı emilen, sindirilen gıda demektir. Bağırsaklarımızın uzunluğu 10 metreyi bulunmasına rağmen bu gün tükettiğimiz gıdalar nedeniyle bağırsağın neredeyse 1 metresini kullanır hale geldik. Öyle ki midemizin sindirim işleminin dahi baypas edildiğinde yemek borumuz doğrudan bağırsağa bağlandığını hayal ettiğimiz bir vücuda sahip olmanın neredeyse hiçbir sorun çıkartmayacağını söylersek mübalağa etmiş olmayız.
Mayalanmış ekmek örneğin ; zaten enzimatik bir reaksiyondan geçmiş tüketildiği şekere dönüşüp kana karışıyor süreç tamamlandı… Endüstriyel olarak hazırlanmış hazır besinler çoğunlukla raf ömrü uzatmak ve lezzeti arttırmak için endüstriyel enzimatik reaksiyonlardan geçirilmekte. Bu nedenle doğal sindirim süreçlerini çok ihtiyaç göstermeden kolaylıkla bağırsağın ilk kısımlarından çok hızlı şekilde emilimi uğramaktadır fermente sucuklar hazır kekler marketlerde satılan şekerli yiyecekler hepsi buna dahildir.

Karaciğer normal şartlar altında bağırsaklardan emilen aminoasitleri protein,şekeri ise glikojen olarak depo eder. Işlenmiş endüstriyel ve lifli sebze meyveden fakir beslenmede bağırsaklarda emilim çok hızlı olmaktadır. Çünkü bu tip beslenme de gıdalar doğal sindirim sürecini uğramadan hızlıca emilimi uğrar. Pankreastan salınan insülin glikoz ve aminoasitlerin hücreleri alınmasını veya olarak depolanmasını sağlar. Karaciğer ise insülin etkisi ile alınan gıdayı yağ olarak depolanmaktadır. Aşırı miktarda ki hızlı emilen endüstriyel gıdalar yağlanmayı daha da arttırmakta ve karaciğer yağlanmasına neden olmaktadır. Daha fazla yağ depolamasını önlemek için ise vücut insülin hücredeki etkileri azaltmaya çalışır buna İnsülin direnci denir insülin direncinde Kandaki miktarı çok olmasına rağmen insülin hücreye etki edemez. Özetle insan vücudu bu kadar süratle çalışmaya organize olamıyor tıpkı bir iş yerinde toplantı tayken aynı zamanda sosyal medya hesaplarınızı kontrol edip bir diğer taraftan da az evvel telefonuna gelen mesaja cevap verip bir yandan da toplantıda konuşulanları not almaya çalıştığınız esnada karşı olduğunuz onlarca veri işleme de ki çaresizlik gibi karaciğer ve pankreasın da işlenmiş gıdalar karşısında benzer durumda kalıyor.

Beyin bu kadar yoğun bir şekilde gelen gıdalardan nasıl yararlanacak ? Vücut bu kadar hızlı bir süreci yönetemiyor ve bu durum vücut için kuvvetli bir stres kaynağı haline geliyor.
Süreç tabi bununla sonra ermiyor bütün dokular gelen gıdaların içine almak ve biriktirmek zorunda ve bu vazifeyi yerine getirme işini yağ dokuları üstleniyor. Ve nihayetinde kilo alımı ve obezite ortaya çıkıyor. Obezite ise iltihaplanmayı daha da arttırıyor. Giderek büyüyen nihayetinde patlayarak ölen yağ dokusu hücrelerine ortadan kaldırmak üzere iltihaplanma belirleniyor handikap şu ki bu tip bir iltihaplanması acilen hücrelerde sınırlı kalmıyor bütün dokuları etkiliyor.

Vücutta iltihaplanma belirlediği takdirde vücut deyim yerindeyse hastalık moduna geçer. Bunu Evrim ile izah edebiliriz bir hayvan hasta olduğu zaman Örneğin Faranjit olduğu vakit vücutta sitokinler / ltihap maddeleri salınır. Stalking hücrelerin birbiriyle iletişimini sağlayan protein ve peptitlerin bir grubudur sitokinlerin 3 fonksiyonu vardır evvela hayvanı uykulu bir hale sokar hem iyileşme sürecini hızlandırmak için vücuda olabildiğince az yormak maksadıyla hem de hastalık dolaşan bir hayvanın kolayca av olabileceği gerçeğinden hareketle uykulu olmak bu durumda hayvanın  aleyhinedir.
Sitokinin 2. Fonksiyonu hayvanın dürtüsel davranışlar sergilemesine neden olmaktadır yaralı bir hayvana dokunmaya teşebbüs ettiğiniz de ısırması şaşırtıcı olmayacaktır. Zira kendini korumaya çalışmaktadır hasta insanların da bir miktar huysuz ve saldırgan olmaları bu yüzdendir. Üçünçüsü ise iştahının kesilmesidir. Hayvan bu sayede yiyecek aramaya çıkıp hem kolay ama olmaz hem de efor sarf etmez bunların tümüne hastalık davranışı denir.
Konumuza dönecek olursak endüstriyel gıda psikolojik ve metabolik stresler tek tip beslenme inflamasyona sebep olmaktadır. Bu nedenle hastalık moduna geçen salgılama sitokinler ile yukarıda belirttiğimiz hastalık davranışı oluşmaktadır yani depresif anksiyeteli dürtüsel davranan garip bir insan portresi ortaya çıkmaktadır.
Yani depresyon Sadece İş stresi trafikte yaşadığımız stres ailevi mesele kaynaklı değil de az önce izah etmeye çalıştım işlenmiş gıdaların vücutta yarattığı gıda stresi ile de ortaya çıkmaktadır.

Yazar: Burçin Damla

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here