İznik Çinisi

Çini, çeşitli malzemelerin birleşiminden oluşan, üzerinde çeşitli motiflerle boyama yapılmış süsleme sanatında kullanılan taşlardır. Çini ilk olarak, 742-840 yılları arasında Orta Asya’da varlığını sürdürmüş Türk Devleti, Uygurlar döneminde yapılmaya başlanmıştır. Buradaki Kaşan şehrine ithafen mimari amaçla kullanılmak üzere üretilen seramiklere “kaşi” denilmiştir. Kap, kacak olarak kullanılacak olanlara da “evani” denilmiştir. Kaşi ismi 18. yüzyıla kadar kullanılmaya devam etmiştir. Uygurlardan sonra, Karahanlılar ile bu sanat gelişimini sürdürmüştür. Türklerin batıya göçüyle beraber çini sanatı da Anadolu’ya gelmiş olup, asıl gelişimini Anadolu Selçuklu Devleti döneminde göstermiştir.

İznik, M.Ö. 316 yılında, Büyük İskender’in kumandanlarından Antigonius Monophthalmos tarafından kurulmuştur. Selçuklu Devleti zamanında 1080 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından başkent ilan edildiğinde şehre İznik adı verilmiştir. Böylece İznik Anadolu’da ilk Türk başkenti olmuştur. Çeşitli milletlerin egemenliğinde kalmasının ardından son olarak 1331 yılında Sultan Orhan Bey tarafından fethedilmesinden itibaren Türk egemenliğinde kalmıştır.

Sertliği, sağlamlığı ve zarafeti ile ilk akla gelen çini çeşididir İznik çinisi. İznik çinisine sağlamlık özelliği, kuvars maddesinin yüksek oranda (%78-85) bulunması ve ısıl genleşme zayiatının yüksek olması sayesinde kazandırılmaktadır. Kuvars maddesi oldukça zor işlenen yarı değerli taştır. Kuvars taneciklerinin birbirine sıkıca bağlanması güçlüğü hamurun 900 ⁰C’de uzun süre tutulmasıyla aşılmaktadır. Bu şekilde kuvars taneleri ve diğer katkı maddelerinin birbirlerine sıkıca bağlanarak bir bütün olarak görünmesi sağlanmaktadır. Bu özelliği sayesinde İznik çinisi seramik literatüründe üretilmesi imkansız seramik olarak bilinmektedir.

İznik’te çini üretimine ilk olarak 14. yüzyılın sonu 15. yüzyılın başında başlanılmıştır. Aynı dönemde Kütahya’da da çini üretimi başlamıştır. Bu dönemde bir çininin yapımında yaklaşık 50 kişinin emeği varmış. Hamur, astar, sır, zımpara ve hatta çini üzerindeki farklı renklerdeki boyamalar gibi her iş farklı kişi(ler) tarafından yapılıyormuş. 14. yüzyıl sonundan itibarne İznik’te kurulan atölyelerde çini işlemeciliği yapılmaya başlanıldığında, çininin içerdiği kuvars maddesinin arttırılması gibi bazı özelliklerin değiştirilerek sert ve beyaz hamurdan İznik’e özgü çiniler gelişmiştir. Çinilerin kazandığı ün ile birlikte İznik’te kurulan atölye sayısında ve buna bağlı olarak insan nüfusunda hızlı bir artış yaşanmıştır. Bu şekilde İznik, 15.-18. yüzyıllar arasında önemli çini ve seramik üretim merkezi haline gelmiştir. Sadece Anadolu’da değil tüm dünya genelinde önemli çini üretim merkezi olmuştur. İznik atölyelerinde yapılan çiniler genel olarak dönemin başkenti İstanbul’daki saray duvarlarının ve önemli mimari yapıların duvarlarının süslenmesinde kullanılmaktaydı.

Yapılan arkeolojik kazılarda, kırmızı renkli hamurdan, mavi, firüze ve mor renklerden çeşitli bitkisel veya hayvan figürlü desenlerden oluşan, 14. yüzyılın sonlarına doğru İznik’te üretilmiş olan seramiklere ulaşılmıştır. Bu çinilerin günlük yaşantıda kullanılmış, mavi, firuze ve mor renklerde boyanmış desenlerden oluştuğu söylenmektedir.

16. yüzyılda İznik’te çini üretimine sarayın desteği artmış ve saray nakkaşları tarafından oluşturulan desenler İznik’te çini atölyelerinde çinilere aktarılıyormuş. Bu dönemde karo üretiminden ziyade evani üretimi ön planda tutulmuştur. Mimari yapıların dış yüzeyini süslemekte kullanılan çinilere karo, tabak, çanak, bardak, vazo vb. eşya olarak kullanılan çinilere de evani denilmektedir.

İznik çinilerinin sağlamlık özelliği sayesinde çiniler mimari uygulamalarda iç mekanlarda kullanıldığı gibi dış cephe süslemelerinde de kullanılabilmiştir. İznik çinilerinin mimari uygulamalarda kullanılıyor olması, çinilerin tüm dünya tarafından bilinirliliğinin artmasını sağlamıştır.

İznik Çinisinin Yapılışı

İznik çinisi hamuru; kuvars kumu (silis), kil, koalin (beyazlığı sağlayan) ve sırçadan oluşmaktadır. Sırça, kil ve kuvars maddelerini birbirine sıkıca yapışması ve kolayca şekillendirilmesini sağlamaktadır. Kuvars, kil ve sırça karışımı hamur haline getirilmesinin ardından ahşap çerçevelere konularak, üzerine bez örtülmüş cam plakalar ile sıkıştırılıp hamurun nemine göre açık havada 3-7 gün arasında kurumaya bırakılır. Yeterli kuruma sağlandıktan sonra zımpara yardımıyla ön yüzeyde ve kenarlarda yüzey düzeltmesi, duvarla temas edecek alt yüzeyinde ise harcın tutma gücünü artırmak amacıyla pahlama işlemi yapılır. Yüzey düzeltme işleminin ardından kuvars tanelerinin birbirine sıkıca tutunmasını sağlamak amacıyla plakalar 900 °C’lik fırınlarda pişirilir. 45 günün sonunda fırından çıkarılan kalıplardan elde edilen plakalara bisküvi denilmektedir. Fırınlama işleminin sonrasında çini hamuru ile aynı bileşime sahip daha ince tozlardan oluşturulan ve astar denen madde plakanın üzerine dökülür. 1,5-2 mm kalınlığında çekilen astarla desenlerin daha kolay çizilmesini sağlayacak yüzey elde edilmektedir. Astar çekilen bisküviler hava akımının olmadığı ortamlarda kurumaya bırakılır. Kurutma işlemi tamamlandığında plakalar tekrar fırınlanır.

Kağıt üzerindeki çizilmiş desenler iğneyle delinerek aydınger kağıdına aktarılır. Aydınger kağıdındaki şablon desenler kömür tozu yardımıyla astar üzerine aktarılır. Plaka üzerine geçmiş desenin kenar çizgileri siyah boya ve samur fırça ile belirginleştirilir. Bu işleme kontürleme denilmektedir. Ardından desene göre belirlenmiş boyalarla plakalar boyanır. İznik çinilerinde genel itibariyle kullanılan renkler; siyah, yeşil, turkuaz, kırmızı, mangan moru ve kobalt mavisidir. Boyama işleminde kullanılan boyalar genel olarak tamamen saf oksitler veya fritlenmiş karışımlardır. Boyama işleminin ardından kurutma için plakalar bir ya da iki gün açık alanda bekletilir. Boya kuruduğunda, daha önceden hazırlanmış olan sır, astarlı plaka üzerine dökülür. Sır karışımında kullanılan ana maddeler başta kuvars kumu olmak üzere, cam tozu, buğday unu ve sudur. Bu ana maddeler öğütülüp eritildikten sonra, olması istenen sır görünümüne (saydam, mat veya renkli) göre kurşun, çinko veya çeşitli maden oksitler karışıma ilave edilmektedir. Saydam görünümlü sır isteniyorsa kurşun, mat görünümlü sır isteniyorsa çinko, renkli görünümlü sır isteniyorsa çeşitli maden oksitler kullanılmaktadır. Genel olarak saydam görünüm kazandıracak sırlar kullanılmaktadır. Sır, desene parlaklığı veren ve mamulün zarar görmemesini sağlayan maddedir. Sıvı haldeyken, boza kıvamında süt görünümündedir. Isıya maruz kaldığında saydamlaşır. Sır dökme işleminin ardından plaka üçüncü kez 900 °C’lik fırında pişirilir. Pişirim sonrasında tamamen kuruyan plakalardan, sır üzerinde kabarcık olmayan, sır altında çatlak olmayan, sır tabakasının düzgün yayılmış sağlam olanlar ayrılır. Diğerleri kırılıp toz haline getirilerek hamur yapımında kullanılmaktadır. Bu işlemlerden geçerek tamamen el yapımı bir İznik çinisinin üretimi 70 gün sürmektedir.

İznik Çinisi Özellikleri

• Sır tabakasının parlak olması yüzeyde su tutulmasına izin vermemekte, bakteri ve küf oluşumunu engellemektedir. Diğer taraftan alt yüzeyindeki mevcut por dağılımları sayesinde duvarların gaz alışverişini sağlamaktadır. Bu özellikleri sayesinde dış cephelerde ve ıslak ortamlarda uzun yıllar bozulmadan kalabilmektedir.
• Çini üzerindeki sır tabakasının parlaklığı, ışığı bir miktarının emilmesini ve farklı ışık kırılmaları meydana getirerek sır altındaki renklerin daha parlak görünmesini ve bulundukları ortamın daha geniş görünmesini sağlamaktadır.
• Bulundukları ortamda ısı yalıtım özelliği göstererek mekanların kışın sıcak, yazın serin olmasını sağlamaktadır.

İznik Çinisinin Günümüzdeki Durumu

17. yüzyılda İznik çinilerinin kalitesinde düşüş görülmekle birlikte önemini de yitirmeye başlamıştır. Bunun en önemli nedeni Osmanlı devletinin gerileme dönemine girmesiyle ekonomik bunalıma girilmesidir. Bu dönemde savaşların başarısızlıkla sonuçlanması sonucunda iç ve dış huzursuzlukların ortaya çıkmasıyla sanata gerekenden az önem verilmesi neden olmuştur. Bununla birlikte ekonomik çöküntü ve İznik çinilerinin üretim maliyetlerinin yüksek olması 17. yüzyıldan itibaren İznik çinisine talebin gitgide azalmasına ve çini atölyelerinin kapanmaya başlamasına neden olmuştur. Bu dönemde İznik çinileri Kütahya çinilerine göre ikinci planda kalmışlardır. Bunun sonucunda 18. yüzyılın ilk çeyreğinde İznik’te çini üretim faaliyetleri tamamen durmuş ve hiçbir yazı ve belge bırakmadan ortadan kaybolmuştur. Bu dönemde Çiniler daha uygun ve kaliteli olarak Çin’den imal edilirmiş. Bu kaliteyi ön plana çıkarmak amacıyla da yapılan seramiklere çini denilmeye başlanmıştır.

Nasıl üretildiği konusunda herhangi bir belge bulunmadığından o tarihlerde üretilmiş çiniler üzerinde, 1990’lı yıllarda, İznik Eğitim ve Öğretim Vakfı ile birlikte TÜBİTAK ve birçok üniversite işbirliğinde yapılan araştırmalar sonucunda İznik çinisinin formülüne ulaşılmıştır. Bu konuda arkeolojik kazılar halen devam etmektedir.

Günümüzde bu formüle göre üretimler yapılmaktadır. Günümüzde İznik’teki atölyeler genel itibariyle Kütahya çinisi alt yapısını kullanmaktalardır. Aslına en yakın altyapı karo çini üretiminde kullanılmaktadır.

Maliyetinin yüksek olmasından dolayı İznik çinisi mimari yapı süslemelerinde, duvar kaplamalarında günümüzde pek kullanılmamaktadır. Daha ziyade süs eşyası veya hediyelik olarak tasarlanıp satılmaktadır.
Kaynakça:
iznik.com
galeri-m.com
İstanbul Ticaret Odası Çini Araştırmaları

Yazar: Çiğdem Aydın