John Broadus Watson Kimdir?

Yaşamı

John Broauds Watson, 1878 yılında Güney Carolina’da doğmuştur. Davranışçılığın kurucusu olarak tanınan Watson, henüz 16 yaşında üniversiteye girmiş, 21 yaşında ise yüksek lisansını da bitirerek mezun olmuştur.

Eğitim yaşamında üniversiteden itibaren büyük bir değişim yaşayan Watson, John Dewey ile felsefe çalışmak için Chicago Üniversitesi’ne girmiştir. Hatta Watson, söz konusu üniversiteden kendi dalında ilk doktora derecesini alan kişidir. 1903 yılında Watson, “Hayvan Eğitimi: Beyaz Farelerin Fiziksel Gelişimi Üzerine Deneysel Çalışma” başlıklı teziyle söz konusu doktora derecesini elde etmiştir. Burada beş yıl kadar çalışan Watson, 1908 yılında John Hopkins Üniversitesi’ne profesör olarak atanmıştır. Davranışçı Yaklaşım konusunda yaptığı çalışmalar neticesinde bugün kuramın kurucusu olarak anılan Watson’ın bu davranışçı görüşleriyle karşıt görüşler de yaratılmış ve bu karşıt görüşler de müstakil birer yaklaşım olarak psikoloji dünyasında yerini almıştır.

5961_1.

Davranışçılık konusunda Watson’ın özellikle 1919 yılında yayınladığı “Davranışçı Görüşe Göre Psikoloji” başlıklı çalışma büyük ses getirmiştir. Bu çalışmada Watson Davranışçı Yaklaşım’ın ilkelerini ortaya koymuştur.

Watson ve Davranışçılık

Watson, öğrenmeyi koşullanma olarak ele alır. Watson’a göre organizmaya yani insanlara ve hayvanlara koşullanma sayesinde her türlü davranış öğretilebilir. Watson, bu fikrini aşağıda bahsedilecek olan “On İki Çocuk İddiası” ile anlatmıştır.

On İki Çocuk İddiası: Watson, bu ifadesini 1930 yılında şu şekilde ifade etmiştir:

“Bana bir düzüne sağlıklı, iyi yapılı çocuk getirin. Bu çocukların yetenekleri, eğilimleri, kabiliyetleri, mesleki ilgileri ve hatta genetik bağlarına rağmen; ben size rastgele seçtiğim çocuklardan her birini özel alanda doktor, hukukçu, sanatçı, iş insanı, dilendi, hırsız yetiştirmeyi garanti ederim.”

Watson, bu iddiası ile kalıtımı yok saymış ve çevre sayesinde çocukları koşullayarak onlardan farklı meslekler elde edeceğini ifade etmiştir. Watson’un bu görüşü John Locke’un “Tabula Rasa” yani “İnsan zihni doğuştan boş bir levhadır.” fikrine dayanmaktadır.

5961_3.

Küçük Albert Deneyi: 1920 yılında yapılan bu deneyle Watson ve asistanı, koşullanma sayesinde korku tepkisinin öğretilebileceğini kanıtlamışlardır

Albert, 8 aylık erkek bir çocuktur. Albert, deney sürecinden önce beyaz fareleri gördüğünde hiçbir korkma tepkisi vermemiştir. Deneyin başlangıcında Albert’e beyaz bir fare gösteriliyor ve bu gösterilme aşamasında bir yandan da demir parmaklara vurularak ses çıkartılıyor. Albert’in fareyi gördüğü an çıkarılan bu şiddetli ses, onda korku tepkisini ortaya çıkarmıştır. Albert, bu aşamadan itibaren beyaz farelerden korkmaya başlıyor.Bir zaman sonra Albert sadece beyaz farelerden değil, beyaz olan benzer uyarıcılara karşı da korku tepkisini genelleştirmiştir.

Watson, bu deney ile Küçük Albert’te bir korku tepkisini ortaya çıkartmış, yani ona beyaz şeylerden korkmasını öğretmiştir de denilebilir. Tam da bu noktada Watson, korkunun öğretilebileceği gibi korkmama da öğretilebilir, diyerek psikoloji dünyasına “Peter Deneyi” ni kazandırmıştır.

Peter Deneyi: Peter, tavşanlardan korkan küçük bir çocuktur. Bu korkuyu yok etmek amacıyla çocuk, yemek yerken uzak bir mesafede odaya bir tavşan alınmıştır. Tavşan, belirli aralıklarla çocuk yemek yerken, daha da yaklaştırılmıştır. Sonunda Peter, herhangi bir korku tepkisi göstermediği gibi tavşana dokunmaya bile başlamıştır.

5961_8

Duyarsızlaştırma olarak psikolojide yer bulan bu yöntem ile korku tepkisi söndürülmüştür.

Özetle Watson’un Davranışçı Kuramı aşağıdaki gibi sıralanır:

1. Davranışçı Yaklaşım, öğrenmeyi uyarıcı – tepki bağı olarak açıklar.
2. Watson, bu kuramda kalıtımı gözardı ederken çevreyi baş role koyar.
3. Davranışçılığın temelinde John Locke’un “Tabula Rasa” fikri mevcuttur.
4. Öğrenmeyi zor zihinsel süreçler olarak değil tam tersi basit bir uyarıcı-tepki bağı olarak açıklar.

Kaynakça:
Öğrenme Öğretme Kuram ve Yaklaşımları, Editör Behçet Oral, Pegem Akademi, 2. Baskı, Ankara

Yazar: Canan Yıldırım