Kadına Şiddet ve Kadın Cinayetleri

4941_imagesAtaerkil toplum yapısının bir sonucu olarak, genelde toplumumuzda kadın hep 2. sınıf insan muamelesi görmektedir. İnsanlar arasında yaygın olarak bilinen ‘”Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmemeli’” lafı bile durumun vehametini ortaya koymaktadır.

Kadına şiddetten, sadece fiziksel şiddet anlaşılmamalıdır. Fiziksel şiddetin yanında psikolojik şiddet, taciz bunlar da kadına karşı şiddetin bir başka tezahürüdür. Ülkemizde çoğu kadın; erkek baskısı ve şiddeti yüzünden kendi kararlarını bile veremez konumdalar. Bu ülkede kadınlar aileleri tarafından özellikle de baba unsurunca zorla evliliklere maruz kalmakta, eğitim hakkı engellenmekte, istediği gibi hareket edebilme özgürlüklerine duvar örülmektedir. Kadının kendi kararlarını alabilmesine engel olabilmek için de kadın, ya şiddetle ya da ölümle tehdit edilmekte ve sindirilmeye çalışılmaktadır. Bunu yapan da hep baba, erkek kardeş veya eş sıfatındaki kişilerdir. Bu öyle sığ bir zihniyettir ki, bu zihniyete sahip kişiler sırf erkek olduğu için kendisini kadından üstün görmekte, kadının hayatı üzerinde kendi hükmünün geçeceği kanısına varmaktadırlar.

Ülkemizde kadın cinayetleri de o kadar vahim hale geldi ki; tabiri caizse tavuk keser gibi kadın cinayetleri işlenmeye başlandı.Ne zaman bir gazete okumaya kalksak veya haberleri izlemek istesek mutlaka bir kadın cinayeti haberiyle karşılaşır hale geldik. Hele bir de bu konudaki yaptırımların yetersiz kalması ve gerekli önlemlerin alınmadığını veya önlemlerin alınmasında ihmallerin yaşandığını gördükçe sinir katsayımız daha da artar hale geldi. Ülkemizde kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin birçoğuna gerekçe olarak kıskançlık duyguları ve namus gerekçe gösterilmektedir.

Bu arada sosyal medyada rastladığım bir söz o kadar doğru ki bunu belirtmek istiyorum:
‘’ Namus deyince neden akla kadın gelir ki, Hele de günümüzde namusunu kaybetmiş onca erkek varken? ‘’ Hakikaten kadına karşı ‘sözde namus davası’ gerekçe gösterilerek, hunharca işlenen cinayetleri anlayamıyorum. Namus gerçekten de kadına özgü bir durum değildir.Namus insana ait bir kavramdır. O yüzden kadının kendisi hakkında verdiği kararlar dolayısıyla “namus” adı altında işlenen cinayetlere karşı son derece öfkeliyiz. Kadına karşı şiddetin ve kadın cinayetlerinin sebeplerinden biri de kadının çalışma hayatında daha aktif konuma gelmesi, sosyal hayatta daha fazla yer etmiş olması ve kadının hak ve özgürlükleri açısından bilinçlenmesi ile bunun neticesinde erkeğin her dediğine boyun eğmemesi ve kendi hakları konusunda verdiği mücadelelerin kadın-erkek arasında çatışmalara neden olmasıdır. Bu çatışmaları sona erdirmek isteyen ve kadına kendi sözünü dinletmeye çalışan erkek ya şiddet uygulayarak ya da kadını öldürerek bu duruma son vermeyi seçmektedir. Kadına şiddetin bir diğer boyutu da psikolojik şiddettir.Ve bu fiziksel şiddetten bile daha vahimdir.

Psikolojik şiddet uygulayan kişiler; kadını aşağılayarak , küçük görerek kadının kendine olan özgüvenini sarsmakta ve benliğini yitirmesine yol açmaktadır.Bunun sonucunda da bu kadınlar kendine güveni olmayan, tek başına hareket edemeyen, korkak bir kadın haline dönüşmekte ve erkeğe muhtaç konuma gelmektedirler. Bu da kadını sindirmenin bir çeşit yolu olarak görülmektedir. Kadına karşı psikolojik şiddetin bir diğer boyutuna örnek olarak da özellikle çalışma hayatında sırf cinsiyetinden ötürü terfi alamaması veya cinsiyetinden ötürü daha aşağı kademede görülmesi veya baskı uygulanması gösterilebilir. Bunun yanında kadına yapılan sözlü ve fiili tacizlerin, cinsel istismarların da şiddetin bir türü olduğu kanaatindeyim.

Kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerinin artık ciddi boyutlarda ele alınması ve bu durumun olumlu yönde aşılması için daha ağır yaptırımlar uygulanması gerekir. Bunun yanında özellikle TV dizilerinde kadına karşı şiddet ve cinsel istismarın bu kadar yaygın olarak işlenmesi, bu durumu insanların gözünde normalleştirmekte ve artık insanlar bu konulara karşı duyarsızlaştırılmaktadır.Ve bu konuların işleniş biçimi dolayısıyla kadının aciz insanlar olarak gösterilmesi son derece yanlıştır.Bu nedenle TV kanallarında bu tür görüntülerin daha az gösterilmesi, kadını yücelten görüntülerin daha fazla yer alması bu olumsuzlukları bir nebze de olsa engelleyecektir.

Sonuç olarak hayata renk katan, hayatın her alanında emeği olan kadınlara hak ettiği değer verilmelidir.

Yazar: Cansu öztürk