Kalkınma Ekonomisinin Anlam ve İçeriği

Sayfayı Yazdır

kalk“İktisadi büyüme” kavramı üretim ve kişi başına gelirin artışını ifade eden niceliksel kavramdır. “İktisadi kalkınma” kavramı çoğunlukla niteliksel unsurlar içeren, sosyo-kültürel yapı değişim ve yenilemelerini ifade eden, yalnızca az gelişmiş ekonomilerin sorunları ile ilgilenen kavramdır.

-“Ekonomik kalkınma” anlamında ekonomik gelişme, yapısal değişme, modernleşme, sanayileşme kavramları da kullanılmaktadır.
-Gayrisafi milli hasıla; bir ülkede belirli dönemde üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin parasal değeridir.
-İktisadi kalkınma ve büyüme arasındaki temel farklar: Kalkınma nitelikseldir ve az gelişmiş ülkelerin sorunları ile ilgilenir. Büyüme ise nicelikseldir ve az gelişmiş-gelişmiş tüm ülkelerin sorunları ile ilgilenir.
-Birinci dünya ülkeleri; Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Pasifik’teki zengin ülkelerdir.
-İkinci dünya ülkeleri; 1980’li yıllar öncesinde ekonomileri merkezi planlı Doğu Avrupa ülkeleridir.
-İktisadi kalkınma konusunda ilk bilimsel incelemeyi Adam Smith “Ulusların Zenginliği” adlı eseriyle yapmıştır.
-Geleneksel kalkınma iktisadı yaklaşımı iktisadi gelişme, sanayileşme ve iktisadi büyümeyi eş anlamda kullanmaktadır.
-Geleneksel yaklaşıma göre iktisadi gelişme için ithal ikamesine dayalı sanayileşme stratejisi ile hızlı sermaye birikimi ve daha yüksek milli hasıla artışı sağlanabilir.
-İktisadi kalkınma 1960’lı yılların sonu 1970’li yılların başında yoksulluk ve eşitsizliği esas alarak ikinci aşamaya geçmiştir.
-Temel ihtiyaçlar yaklaşımına göre gelir dağılımı, beslenme, barınma, giyinme, sağlık, temiz içme suyu, eğitim gibi temel sorunların üstesinden gelmeden yoksulluk kaldırılamaz, dolayısıyla kalkınma gerçekleşemez.
-Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımına göre iktisadi kalkınma sorunu doğal kaynak tüketimine bağlıdır, toplum gelişmeleri yalnızca ekonomik yönden değil, sosyal, beşeri ve çevre yönünden de ele alınmalıdır.
-Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı kaynak-çevre korunması eksenlidir, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını tehlikeye sokmadan şimdiki nesillerin ihtiyaçlarını karşılamalarını esas almaktadır.

kak2 -Sürdürülebilir kalkınmanın amacı; kaynağı tekrar yerine koyabilme hızından hızlı artan kaynak tüketimini önlemektir.
-“İnsani kalkınma” kavramı yaşam kalitesi, iyi eğitim, sağlıklı ve uzun yaşamı içermektedir.
-İnsani kalkınma yaklaşımının teorik ve kavramsal temelleri temel ihtiyaçlar yaklaşımına dayalıdır.
-Tüm gelişme seviyelerinde değişmeyen üç temel ihtiyaç uzun ve sağlıklı yaşam, bilgiye erişim ve makul yaşam standardına ulaşmak için kaynaklar temin edebilmektedir. İnsani kalkınma yaklaşımı bu bağlamda milletlerin gerçek zenginliğini insanlarda aramaktadır.
-Sürdürülebilirlik insani kalkınma Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 1994 yılı İnsani Kalkınma Raporu’nda doğal kaynaklar ve çevreye dayalı sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı ile insani kalkınma yaklaşımını içeren yeni kalkınma stratejisidir.
-GSMH ile kişi başına GSMH’nın iktisadi kalkınmayı ölçmede zorlukları; GSMH’nın global büyüklük olması, fiyat unsuru, kullanılacak fiyat endeksi seçimi, kayıtdışı ekonomi, aile içi tüketim, kur sorunu, her ülkenin ham veri toplama anlayışı, kalkınmasız büyüme.
-Fiyat unsuru üretilen mal ve hizmet miktarı eşit iki ülkenin her biri için eşit olması gereken ekonomik gücün yapay biçimde farklı çıkmasına neden olmaktadır.
-Resmi kayıtlara yazılmayan, gelir akımı sağlayan faaliyetlere kayıtdışı ekonomi denir.
-Her ülke GSMH’sını kendi para biriminde hesaplamaktadır. Karşılaştırılabilmesi için ortak para birimi kullanılması kur sorununa neden olmaktadır.
-Döviz kuru hesaplanırken yalnızca dış ticaret konusu mal ve hizmetler dikkate alınmaktadır. Dolayısıyla farklı gelişme seviyelerinde iki ülke arasında reel döviz kuru bu ülkeler arasında satınalma gücünü iyi ölçmemektedir.
-Satınalma gücü paritesi; belirli mal ve hizmetlerin çeşitli ülkelerde satın alınması için gereken milli para tutarlarının birbirine oranıdır.
-Satınalma gücü paritesi yaklaşımı ülkeler arasındaki fiyat farklılıklarını kaldırdığı için uluslararası gelişmişlik seviyelerinin karşılaştırılmasında daha güvenli sonuçlar vermektedir.
-İnsani gelişme endeksi temel bileşenleri eğitim, yaşam süresi ve gelir olan çağdaş anlamda kalkınma kavramını ifade eder. Ülkelerin refah ve gelişmişlik seviyelerini sayısal değerlere çeviren ölçüttür.
-Değişim endeksi formülü: (Gözlenen Değer-Minimum Değer)/(Maksimum Değer-Minimum Değer)
-İnsani gelişme endeksi; yaşam, eğitim ve GSMH endeksleri çarpımının küpköküne eşittir.
-UNDP’nin 2011 İnsani Gelişme Raporu’na göre en gelişmiş ülke Norveç, en az gelişmiş ülke Demokratik Kongo Cumhuriyeti’dir.
-Türkiye çok yüksek, yüksek, orta ve düşük insani gelişmeye sahip ülkeler arasında 92. sırada yüksek insani gelişmeye sahip ükledir.
-Birleşmiş Milletler’e üye 189 ülkenin Eylül 2000’de New York’ta gerçekleştirdiği Binyıl Zirvesi’nde belirlenen bin yıl kalkınma hedefleri; aşırı yoksulluk ve açlığı kaldırmak, herkese evrensel ilköğretim sağlamak, cinsiyet eşitliği ve kadının güçlenmesini sağlamak, çocuk ölümlerini azaltmak, HİV/AIDS, sıtma vd. hastalıklarla mücadele, çevresel sürdürülebilirlik sağlama, kalkınma için küresel işbirliği geliştirmek.
-Simon Kuznets az gelişmişliği uluslararası gelişme farklarına göre, ekonomik kaynakların kullanım potansiyeline göre ve toplumsal ve bireysel temel ihtiyaçların karşılanmasına göre tanımlamaktadır.
-Potansiyel GSMH bir ülkede belirli dönemde mevcut işgücü, sermaye ve doğal kaynakların cari teknik bilgi çerçevesinde tam ve etkin kullanılmasıyla elde edilebilecek GSMH seviyesidir.
-Kaynak kullanım durumuna göre az gelişmişliği ölçmek için potansiyel GSMH ile gerçekleşen GSMH arasındaki fark bulunmalıdır.
-Kaynak kullanım durumlarına göre işgücü, sermaye ve doğal kaynakların kullanım oranlarının ölçümünde sırayla işsizlik oranı, kapasite kullanım oranı ve ekilebilir arazilerin kullanım oranıdır.
-Az gelişmişlik toplumsal ve bireysel temel ihtiyaçların karşılanması kriterine göre nüfusun büyük çoğunluğu insanca yaşamak içingereken masraflarını karşılayamadığı durumdur.
-Dengesiz gelir dağılımı, düşük yaşam standardı, kişi başına düşük gelir, eşitsizlik ve mutlak yoksulluk, yetersiz sermaye birikimi, düşük verimlilik ve yüksek ithalat bağımlılığı az gelişmişliğin makroekonomik özellikleridir.
-Az gelişmiş ülkelerin en belirgin özelliği kişi başına düşük gelirdir.
-Türkiye kişi başına milli gelire göre gelişmişlik sınıflandırmasında yüksek orta gelirli ülkeler arasındadır.
-Gini katsayısı gelir dağılımında adaleti ölçmede kullanılır. 0-1 arasında olabilir. gelir dağılımında adaletsizlik arttıkça 1’e yaklaşır.
-Bir ülkedeki yoksulluk ve kapsamı kişi başı milli gelir seviyesi ve gelir dağılımındaki eşitsizlik derecesine bağlıdır.
-Mutlak yoksulluk, bireyin yaşam sürdürmek için gereken beslenme, giyim, barınma gibi temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayabileceği spesifik minimum gelir seviyesidir.
-Yoksulluk sınırı ülkelere göre değiştiği için ortak paydaya indirgenerek karşılaştırılabilir. Bunun için uluslararası yoksulluk sınırı geliştirilmiştir.
-Dünya Bankası mutlak yoksulluk sınırını günlük 1,25$ belirlemiştir.
-Az gelişmiş ülkeler tasarruf ve yatırımlarının düşüklüğü nedeniyle yeterli sermaye donanımına sahip değildir.
-Sermaye birikimi, toplumun ürettiği değerlerin bir kısmını sermaye mallarına ayırmasıdır.
-Yüksek ithalat bağımlılığı: Az gelişmiş ülkelerin ihracat yapısı temelde tarım ürünleri ve hammaddeye dayalıdır. Gelirlerinin önemli kısmı gelişmeleri için çok önemli ara ve yatırım malları ile tüketim mallarına harcanmakta, dolayısıyla büyük ölçüde ithalata gitmektedir.
-Az gelişmiş ülkelerin demografik özellikleri; hızlı nüfus artışı, bağımlılık oranı, yüksek kırsal nüfus, yüksek oranlı işsizlik, kayıtdışı istihdam.
-Belirli sayıda üreticilerin hasılasını daha çok sayıda tüketicilerin paylaşması yüksek bağımlılık oranını ifade etmektedir.
-Çalışmayan yaştaki nüfusun çalışan nüfusa oranı bağımlılık oranını ifade etmektedir.
-Nüfusun kırsal bölgelerde yoğunlaşması sonucu, üretim aile içinde tüketilir, yetersiz bilgilenme ve sosyal tabakalaşmaya neden olur.
-Çalışan yoksullar; çalışmalarına rağmen kendilerini ve ailelerini yoksulluk sınırı üzerine çıkaramayan kişilerdir.
-Kayıtdışı istihdam; kişilerin sosyal güvencesiz çalışmasıdır.
-Az gelişmiş ülkelerin beşeri özellikleri; düşük eğitim seviyesi, yetersiz sağlık koşulları, yetersiz beslenme.
-2011 İnsani Gelişme Raporu’na göre gelişmiş ve az gelişmiş ülkelerin eğitim ve sağlık harcamaalrının GSMH’ya oranları:
*Gelişmiş ülkelerde eğitim %12, sağlık %11
*Az gelişmiş ülkelerde her ikisi %5
-Az gelişmiş ülkelerin tarım sektörü özellikleri; tarım sektörünün toplam hasıla payı çok yüksektir, toplam istihdam ve toplam ihracat payı büyüktür, nüfusun yaklaşık %65’i kırsalda yaşamaktadır, geri teknoloji nedeniyle verimlilik düşüktür, toprak sahipliği dağılımı gelişigüzeldir, nitelikli tohum, kimyasal gübre gibi modern üretim teknikleri yeterince kullanılmaktadır, milli gelir mevsim değişikliklerinden çok etkilenir, aile içi tüketim yaygındır, gizli işsizlik yaygındır.
-Ara ve yatırım malları sanayilerinin geliştirilememesi, tüketim malları sanayisinin aşırı büyümesi dengesiz sanayileşmeye neden olur.
-Bir işletme veya sektörden belirli miktar işgücü çekildiğinde verimlilik ve üretim miktarı değişmiyorsa gizli işsizlik vardır.
-Tarımdaki gizli işsizlerin sanayi sektöründe istihdam edilememesi hizmet sektöründe niteliksiz ve verimsiz işgücü yoğunluğu yanında hizmet sektörünün aşırı büyümesi ve dengesiz ekonomik kalkınmaya neden olur.
-Az gelişmiş ülkelerin sosyal özellikleri; geleneksel toplum yapısı, kadının toplumdaki yerinin erkeklerden sonra gelmesi, çocuk işçilerin fazlalığı, orta sınıfın azınlıkta bulunması.
-Ücretsiz aile işçileri; başta kırsal kesimde yaşayan kadınlar olmak üzere aile fertlerinden bir kısmının işletmelerinde ücretsiz çalışanalrıdır.
-Az gelişmiş ülkelerin siyasi ve yönetsel özellikleri; kalkınma planlarının etkin uygulanamaması, aşırı merkeziyetçilik, yeterli fiziki ve sosyal yapı hazırlanamaması, devlet kurumları arasında koordinasyon eksikliği, vergi ve bütçe sisteminin sağlıksız işlemesi, bürokratik yönetim, siyasi kriter ağırlığı, yöneticilerin görev suistimalleri, devlet memurlarının sorumluluk ve sadakat sorunu, rüşvet ve yolsuzluk.
-Kalkınma göstergeleri; kadın istihdam oranı yüksekliği, temiz suya erişme, yükseköğretim mezunları oranı, ortalama gelir seviyesi, siyasi istikrar, suç oranları, su boruları standardı gibi…
-Düşük gelirli ülkeler; Dünya Bankası verilerine göre kişi başına geliri1005$ ve daha az ülkelerdir.
-Sırayla Türkiye’nin yaşam beklentisi, ortalama eğitim ve doğumda beklenen eğitimi; 74 yıl, 6,5 yıl, 118 yıl
-2011 yılı verilerine göre Türkiye’de kişi başına 122250$ gelirle 67. sıradadır.

Kaynakça:
Murat Yayınları, İktisat 4. Sınıf 7. Dönem Soru-Yanıt

Yazar: Halil İbrahim Arik