Kanama Nedir, Çeşitleri Ve Kanamalı Durumlarda İlk Yardım

Okuma Süresi: 12 Dakika  | Yazdır

Yaşamak için besin ve oksijen gereklidir. Hücrelerimize besin ve oksijen kan yoluyla ulaşır. Damarlar içinde dolaşan kanın yani yaşam sıvısının damar dışına çıkmasına kanama denir. Hemoraji ya da kanamanın sebebi damarlardaki bütünlüğün kesilme, kopma gibi herhangi bir sebeple bozulmasıdır. Bu durumda kan ya vücut dışına ya da vücut içine doğru akar. Yetişkin insanlarda vücut ağırlığının 13’te 1’i kadar yani yaklaşık 5–6 litre kan bulunmaktadır. Normal olan kanın daima damarlar içinde dolaşmasıdır. Zaten bu sebeple kan ve damarlar dolaşım sistemi dâhilinde incelenir.
Damar dışına akan kanın miktarı, süresi önemli olmaksızın her durum kanama kapsamında ele alınır. Mevcut kanın % 20’sinden fazlası yani 1–1,5 litre kan damar dışına akarsa yaşamsal tehlike söz konusudur ve daha fazla kanamaması için acilen önlem alınmasını, tedavi edilmesini gerektirir. Müdahale edilmezse hasta yaşamını kaybedebilir.

Bütün Kanamalar Ciddiye Alınmalı Mıdır?

Kanamaların bazı çeşitleri diğerlerine göre daha ciddidir. Ciddiyet kanamanın olduğu bölgeye, kanın akış hızına, kaybedilen kan miktarına, kan kaybeden kişinin yaşına ve bedensel durumuna göre değişebilmektedir. Uzun süre ve yavaş devam eden kanamalar sonucunda anemi yani kansızlık meydana gelir. Kan kaybeden veya kansızlık çeken biri halsiz, bitkin ve soluk renkli görülecektir. Kan kaybedilse de karaciğer, dalak gibi kan depolayan organlardan dolaşım sistemine yeniden kan verilir ve vücut kendi açığını kapatmaya çalışılır (kompanse kanamalar). Vücut kaybedilen kanı yerine koyamazsa kan basıncı yani tansiyon düşecek, hastada soğuk terleme ve huzursuzluk gibi bazı belirtiler gözlenecektir (dekompanse kanamalar).

Kanama Çeşitleri

Vücutta atar, toplar ve kılcal damar olmak üzere üç çeşit damar bulunur. Kanamalar bazen bunlardan birinde bazen birkaçında birlikte görülebilir. Her damardaki kanamanın özelliği farklıdır.

*Atardamarlar temiz kanı kalpten dokulara taşımaktadır. İçindeki kan oksijen bulundurduğu için parlak kırmızıdır. Kanın basıncı bu damarlarda yüksektir. Bu nedenle kalbe daha yakın olanlar büyük atardamarların yaralanmalarında kanamalar fışkırır gibidir. Daha küçük damarlardaki kanamalar ise kalp ritmine uyacak biçimde kesik kesik olacaktır. Patlayan ya da kesilen bir ana atardamar ise çok acil bir şekilde önlem almalı, yaralı hastaneye ulaştırılmalıdır. Hastanın ölmemesi için dakikaların önemi vardır.

*Toplardamarlar kirli kanı kalbe getiren damarlar olup içindeki kanın rengi daha koyudur. Bu damarların bütünlüğü bozulduğunda meydana gelen kanamalar yavaş, devamlı ve düşük basınçlıdır. Damarın kalpten uzak kısmına bastırılırsa kanama durdurulabilir. Kanamalı bölgenin sarılması ve bir miktar yükseğe kaldırılması da kanamayı genellikle durduracaktır.

*Kılcal damarlar atar ve toplardamar arasında bağlantı kurup çok incedir. Bütün vücudu bir ağ gibi saran ve kanla dokular arasında madde alışverişinin yapıldığı yerler olan kılcal damarların (kapiller damar) içindeki kanın rengi toplardamar kanından biraz daha açık ve parlaktır. Kılcal damarlardan olan kanamalar sızıntı biçimindedir. Kanamalı bölgeye doğrudan basınç uygulandığında kanama durur. Kanama çok geniş bir bölgede değilse önemli olmayıp hayati tehlikeye de sebep olmaz.

*Bir kanama çeşidi daha vardır ki o da parankimatöz organların ( kalp, böbrek, karaciğer) kanamasıdır. Bir sünger sıkılıyormuş gibi gelen kanamalarda odak noktası saptanamamaktadır. Buna parankimatöz kanama denir.
Kanamanın yeri ve şekli nasıl olursa olsun en kısa zamanda kanama durdurulmalı, yara dezenfekte edilmeli, gerekli görülürse tetanos olasılığına karşı da önlem alınmalıdır.

Dış Ve İç Kanamalar

Kanamalar kanın aktığı damarlara göre sınıflandırılabildiği gibi kanın aktığı bölgelere göre de sınıflandırılabilir. Buna göre kanamalar üç grupta incelenir
*Dış kanamalar
*İç kanamalar
*Vücuttaki doğal deliklerden gerçekleşen kanamalar

Dış Kanamalar

Bu kanama çeşidinde deri ve altındaki damarlar zedelenmiş olup kan vücut dışına akar ve bakan kişiler tarafından görülebilir. Bedende kapladığı yer küçük de olsa damar bakımından daha zengin olan bazı bölgelerde zedelenme olursa kanama miktarı artabilir. Dış kanamalar genellikle dezenfekte edilip temizlendiğinde fazla sorun çıkarmayan kanamalardır.

İç Kanamalar

Bu tür kanamalar dışarıdan bakınca görülemez çünkü vücudun içindeki boşluklara doğru akar. Dıştan belirti vermemesi nedeniyle ancak hasta bayılırsa iç kanamadan şüphe edilir. Böyle durumlarda hemen bir doktor veya ilk yardım çağrılmalıdır. Yardım gelinceye kadar kanamalı hasta sırt üstü yatırılmalı, bacakları biraz yukarı kaldırılmalı ve bilinci açık ise konuşularak sakinleştirmeye çalışılmalı, bu arada hastalara su verilmemelidir. Su verilmesi ameliyat etmek gerekirse anestezi alması gereken hastanın kusmaması için bir önlemdir.
İç kanamaların en sık şu organlarda meydana gelebilir:

*Dalak: Karın bölgesindeki az bir çarpma, zedelenme bile dalak patlaması ve iç kanamaya yol açabilir. Trafik kazalarında, bisiklet ve motosikletten düşme şeklinde kazalarda çok rastlanan bir durumdur ve hastaların acilen yardıma ihtiyacı vardır. Dalak zedelenmesinde kişi çok sancı çekebilir ve bayılabilir. Sancılar hemen olmayacağı gibi saatler veya günler sonra bile yaşanabilir.

*Dış gebelik: Gebeliğin rahim dışında bir bölgede devam ediyor olması yani dış gebelik durumunda ceninin yuvalandığı fallop borusu gibi kanalların patlaması nedeniyle iç kanamalar gelişebilir. Gebe kadın bu durumda karnının sol ya da sağ tarafında ağrı hissedebilir hatta bayılabilir.

Uyluk kemiği gibi kemikler kırıldığında göğüs ve karın bölgesi dışında da iç kanamalar gelişebilmektedir. İç kanamalarda şok, baş dönmesi, kramp ve ağrılar, cilt renginin morarması gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir.

Vücuttaki Doğal Deliklerde Görülen Kanamalar

Burun, ağız, kulak, üreme organları, idrar yolları ve anüste meydana gelen kanamalardır. Kanamalar atar, toplar veya kılcal damar kökenli olabilir. Hatanın durumu ve şok belirtileri çok iyi izlenmelidir. Burun kanamaları çok ciddi bir probleme neden olmasa da anüs, idrar yolları ve üreme organlarındaki kanamalar kesinlikle bir doktorun denetimi altına alınmalıdır. Mide kanaması, ülser gibi sebeplerden olan kanamalar ağızdan kusma şeklinde ya da anüsten dışkı ile beraber atılabilir. Bu kanama türleri derhal bir sağlık kuruluşunda tedavi gerektirir.

Dış Kanamalar İçin İlk Yardım

Durdurulamayan kanamalar kişilerin hayatını kaybetmesine sebep olabilir. İlk yardım daha fazla kan kaybını önlemekte, acil yardım gelinceye kadar hastaların hayatta kalmalarını sağlamaktadır. Kanamalı durumlarda uygulanacak ilk yardım bu bakımdan önemlidir ve herkes bu konuda bilgilenmeye çalışmalıdır. Kanamanın yerine ve türüne göre uygulanması gereken ilk yardımlar birbirinden farklı olmalıdır. Kanamalar ilaçla veya mekanik yöntemlerden biriyle durdurulabilmektedir. Dış kanamalarda uygulanan mekanik yöntemler şunlardır:

*Parmakla yaranın üzerine basınç uygulamak: Kanama şiddeti çok fazla değilse temiz bir tülbent ya da gazlı bez parmaklar yardımıyla kanamalı bölgenin üzerine bastırılır. Baskı 5–20 dakika devam edebilir. Uygulanan bu baskıya tampon yapmak da denir. Bu arada oluşan pıhtı yerinde kalmalı, koparılmamalı ya da temizlenirken yerinden kaldırılmamalıdır.

*Yaralı Bölgeyi yükseğe kaldırmak: Kanamayı azaltabilmek ya da durdurabilmek için yaralı bölge kalpten yüksekte olacak şekilde kaldırılır.

*Damarların üzerine baskı yapmak: Bazı atardamarlar daha derinde olsa da bazıları derinin altında, daha yüzeydedir. Kanamalı bölgeler damar kemiğe doğru bastırılacak şekilde eller yardımıyla sıkıştırılmalıdır. Bu hareket kanamayı azaltabilir ya da durdurabilir. Tehlikeli olan atardamar kanamalarının durdurulabilmesi için hangi noktalara baskı uygulanacağı bilinmelidir. Olması gereken şey kanamanın olduğu bölgenin üstünde ve en yakınındaki atardamara baskı yapılmasıdır. Doğru baskı noktaları şunlardır:

*Boyun bölgesi: Boyundaki atardamar (şah damarı) kanamalarını durduran noktadır.
*Köprücük kemiğinin üzeri: Koldaki atardamar kanamaları için baskı noktasıdır.
*Kolun üst bölgesi: Koldaki atardamar kanamalarında baskı yapılacak bir başka noktadır.
*Koltuk altı: Bu bölge de kol atardamarı kanamaları içindir.
*Kasık: Bacaktaki atardamar kanamaları için baskı yapılan bölgedir.
*Uyluk bölgesi: Bacak atardamar kanamaları için baskı uygulanacak diğer bölgedir.

*Turnike (bandaj) yöntemi: Bacak, kol gibi bölgelerdeki şiddetli kanamalar ancak turnike yöntemiyle durdurulabilir. Bacaklarda kanamalarda turnike kalça ile diz arasında olmalı, kollarda kanama varsa omuz ile dirsek arasında olmalıdır. Turnike yani sıkıştırıcı sargı uygulaması bilinçli bir şekilde yapılmalıdır. Turnike yöntemi kolun ve bacağın üst kısmında olduğu gibi tek ve uzun kemiklerin olduğu bölgelere uygulanmalıdır. Bu yöntem büyük kanamaları durdurabilmektedir. Derinin alt dokularındaki atardamarlar hemen altındaki kemiğe doğru bez, kumaş, kravat gibi geniş bir sargıyla bastırılarak sıkıştırılır ve bağlanır. Sıkıştırma işleminin bir ip ya da telle yapılması yanlıştır. Turnike yöntemi pazu, kol, uyluk ve bacak kemiklerine uygulanabilir.

Her yaralanmada turnike uygulamak gerekmemektedir. Yaralıya yardım eden sadece bir kişi ise, yardımcı olabilecek başka kişi yoksa ve kanama yoğunsa, bir organ kopması söz konusuysa turnike uygulanmalıdır. Sıkılan bölge 15–20 dakika geçtikten sonra gevşetilmeli, kan dolaşımının rahatlamasına izin verilmeli, 5–10 saniye bekletilerek yeniden sıkılmalıdır. Herhangi bir uzuvda kopma varsa turnike yöntemi hayat kurtarıcı olabilmektedir. Ancak turnike 2 saatten fazla tutulmamalıdır. 112 ilk yardım gelinceye kadar yaralı kişi üstü örtülerek şok pozisyonunda bekletilir. Gelen sağlık görevlilerini bilgilendirmek için yaralının durumu ve yapılan işlemler bir kağıda yazılarak hastanın üzerinde bulundurulur.

Kol Ve Bacak Kopmalarında İlk Yardım

El, kol, bacak gibi bir organları kopmuş olan bir yaralıyla karşılaşılırsa önce hasta sırtüstü yatırılmalı, bacakları 30 cm’ye kadar yukarı kaldırılmalıdır. Kanayan kısma belirli baskı noktaları dikkate alınarak basınç uygulanmalı ve kontrol altına alınmaya çalışılmalıdır. Bu yeterli olmuyorsa turnike yöntemine geçilmelidir. Bu arada kopan organ temizliğinden emin olunan plastik bir poşete koyularak ağzı sıkıca kapatılmalı ve suyla temas ettirilmemelidir. Bu poşet içi buz dolu bir başka torbaya koyulmalıdır. Yaralıyla birlikte koruma altına alınan kopuk organ ambulansa koyularak hemen hastaneye sevki sağlanmalıdır.

İç Kanamalar İçin İlk Yardım

Bazı kaza ve travmalarda, silahla yaralanma durumlarında kan vücut boşluklarına doğru akmaktadır. Bazen iç kanama boşaltım, sindirim ve solunum sistemi yoluyla dışa da yansımaktadır. Ülser gibi sindirim sistemini ilgilendiren kanamalarda kan kusmukla birlikte dışarı atılabilir. Buna hematemez denir. Akciğerle ilgili kanamalar köpüklü görünümdedir ve öksürükle dışarı atılır. Bu kanama türünün adı hemoptizi’dir. Eğer iç kısımdaki kanamalar dışkıyla birlikte çıkıyorsa kahve telvesine benzemektedir. Bu duruma da melena denir. Vücut içinde gelişen bir iç kanama idrar yoluyla da dışarı çıkarak belirti verebilir ki bu duruma tıpta verilen ad hematüri’dir.

İç kanama ne şekilde olursa olsun aşağıdaki belirtilere dikkat edilmeli ve hasta en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır. İç kanama belirtileri şunlardır:

*Halsizlik ve baş dönmesi
*Kan kaybı ya da anemi nedeniyle el, yüz gibi kısımların soluk görülmesi
*Cildin nemli ve soğuk olması
*Hava eksikliği ve huzursuzluk, telaş hissi
*Solunumun hızlı ama yüzeysel ve kesik kesik olması
*Nabzın hızlanması
*Tansiyonun düşmesi
*Gözlerin donuklaşması, ışığa karşı gösterilen reflekslerin azalması
*Göz bebeklerinin büyümesi
*Aşırı susuzluk hissetme
*Hematokrit değerlerinde düşme

Kazaya uğrayan kişiler bu belirtileri gösterdikten sonra bilincini kaybedebilmekte ve şoka girebilmektedir. Eğer bilinç kaybedilmemişse hasta sabit bir şekilde yan tarafa yani şok pozisyonuna uygun bir şekilde yatırılır ve şoka girmesine engel olacak her türlü önlem alınır. Yan yatış konusunda bilgisi olmayan ama hastalara yardım etmeye çalışan kişiler yaralıyı oturur ya da yatar durumda da sağlık kuruluşuna ulaştırabilirler.

Doğal Deliklerde Görülen Kanamalarda İlk Yardım

En çok rastlanan türleri kulak ve burun kanamalarıdır.

Burun kanaması durumlarında ilk yardım: Burnu kanayan bir hasta sakinleştirilmeye çalışılır ve oturtulur. Elin baş parmağı ve diğer iki parmağıyla burun kanatlarını 5 dakika kadar sıkarak başını biraz öne eğdirmesi istenir ve tıbbi yardımın gelmesi beklenir. Burun kanamalarında en çok yapılan hata başın geriye doğru atılması ya da hastanın sırt üstü yatırılmasıdır. Her iki durumda da kanama durdu zannedilirken aslında geriye doğru akmaktadır. Hastaların fazla kan kaybetme olasılığı bulunduğu için bu iki hata yapılmamalıdır. Enseye ve alın kısmına buz uygulamak da burun kanamasının miktarını azaltabilmektedir. Hastada solgunluk, yorgunluk gibi belirtiler başlamışsa, burun kanaması durmuyorsa ya da yeniden başlıyorsa, kan boğaza yani geriye doğru akıyorsa bir hastaneye, özelikle KBB bölümüne başvurulmalıdır.

Burun kanamalarının durduktan sonra tekrar başlamaması için aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir.
*Hasta sümkürmemelidir.
*Yere doğru eğilip ağır bir cismi alıp kaldırmamalıdır.
*Başı göğüsten daha yukarıda tutmak gerekir.

Burun kanamalarının sebebi yüksek tansiyon da olabilir. Bu nedenle olan kanamalarda da aynı yöntemler uygulanmalı ve hasta bir doktora gösterilmelidir.

Kulak kanaması durumlarında ilk yardım: Kulak kanamalarında da aynı şekilde hasta sakinleştirilir. Hafif bir kanama varsa temiz bir bez parçası veya sargı bezi ılık suyla ıslatılarak yaralı bölge temizlenmelidir. Daha ağır bir kanama varsa yine kulağın üstü bezle kapatılmalıdır. Bilinci yerinde olan hasta sırt üstü yatırılmalı ve hareket ettirilmemelidir. Hastanın bilinci kapalıysa kanamanın olduğu kulağın üzerine doğru yan yatması sağlanır. Böylece kan kulağın içine dolmayacaktır.

Ağız kanamalarında ilk yardım: Ağız içi soğuk suyla çalkalanabilir. Diş çekimi yapıldıysa kanamaların durması için koyulan tampon hemen alınmamalı, bir süre bekletilmeli, birkaç saat sıcak besin tüketilmemelidir.

Mide kanamalarında ilk yardım: Mide kanamalarına mide hastalıkları ya da ağrı kesiciler sebep olabilmektedir. Kusma ile dışarı atılan kanın rengi koyu kırmızı ya da kahve telvesi rengindedir. Kan kaybı fazlaysa hastada halsizlik, baş dönmesi, baygınlık, ağız kuruması ve susuzluk, tansiyonun düşmesi görülebilir. Kanama daha ileri boyutlardaysa hasta şoka girebilir ve hayati tehlike ortaya çıkabilir. Hastaya ağız yoluyla hiçbir şey verilmemeli, kusmuğun soluk borusuna kaçmamasına dikkat edilip hayati bulguları kontrol edilerek hastaneye ulaştırılmalıdır.

Hemoroit (basur) kanamalarında ilk yardım: Hemoroitli ve hastalığını ihmal eden kişilerde kabızlık ve yememesi gereken bazı gıdalar rektal kanamaya yol açabilir. Genellikle kanamalar kendiliğinden durabilir. Ancak durmayan, ağrıyla birlikte seyreden şiddetli kanamalar için sağlık kuruluşuna gidilmesi gerekir. Hastaneye sevk edilirken daha fazla kan kaybı olmaması için hastanın başı mümkün olduğu kadar aşağıya doğru yönlendirilmelidir.

Kaynakça:
http://www.ahder.org/kanamalarda-ilk-yardim-uygulamalari-nelerdir
http://webders.net/kanamalarda-ilk-yardim-ders-133-4821p2.html
http://bilgiliyem.com/ilk-yardim/ic-kanama-belirtileri-ve-ilk-yardim-teknikleri/

Yazar: Müşerref Özdaş

Editör : Suna Korkmaz