Kaya Gazı

Kaya gazı, 300-400 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilen tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan ve ana içeriği metan olan bir gazdır. Belirli oranda organik madde içeren tortul kayaçlarda, petrol ve doğal gaz oluşabilmektedir. Oluşan bu petrol ve doğal gaz ana kayayı terk edip farklı kayaçlar içerisine geçtikten sonra, ana kaya içerisinde kaya gazı kalmaktadır. Kaya gazının çıkarılma işlemi doğal gaz ve petrole göre daha karmaşık ve zordur. Bu sebeple, kaya gazı çıkarılması ve kullanılmasına 2000’li yıllardan itibaren teknolojinin gelişmesi ile başlanabilmiştir. Kaya gazı çıkarılmasında genelde hidrolik kırma adı verilen bir yöntem kullanılmaktadır. Hidrolik kırma yöntemi; delme ve kırma olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmektedir. Delme aşamasında kaya kazının bulunduğu ana kayaca ulaşacak şekilde bir kuyu kazılmaktadır. İkinci aşama olan kırma aşamasında ise; ilk aşamada açılmış olan kuyudan genellikle su ve kumdan oluşan karışım 100 barın üzerinde basınçla aşağıya gönderilmektedir. Yüksek basınçla gönderilen su ve kum karışımı ana kayaçta çatlaklar oluşmasına ve bu vesileyle kayacın içinde hapsolmuş kaya gazının açığa çıkmasını sağlamaktadır. Tipik kaya gazı rezervleri yerin ortalama 1500 – 3000 metre altında bulunmaktadır.

Kaya gazı, 2000 yılında A.B.D.’de çıkarılan doğal gazın sadece %1’ini oluştururken, 2010 yılına gelindiğinde bu oran %20’ye ulaşmıştır. 2035 yılına gelindiğinde A.B.D.’de üretilen doğal gazın %46’sının kaya gazı olacağı öngörülmektedir. Rezervler açısından bakıldığında dünyada en gazla kaya gazı rezervine sahip olduğu tahmin edilen ilk dört ülke ve sahip oldukları tahmini rezervler aşağıdaki gibidir:

1. Çin – 31,5 trilyon metreküp
2. Arjantin – 22,6 trilyon metreküp
3. Cezayir – 19,9 trilyon metreküp
4. A.B.D. – 17,6 trilyon metreküp

Ülkemizdeki kaya gazı rezervinin 0,66 trilyon metreküp olduğu tahmin edilmektedir. A.B.D. enerji bakanlığı tarafından yapılan çalışmaya göre, dünyada kaya gazı rezervi bulunan 46 ülke arasında, ülkemiz rezerv bakımından 32. Sırada yer almaktadır. Enerji ihtiyacının %98’ini ithal eden ülkemiz için, bu rezerv oldukça değerlidir.

Kaya gazı çıkarılması esnasında, yer altı sularının kirlenmesi, parçalanan kayaçların ufak sismik hareketlere yol açması (olası deprem tetiklenmesi), metan gazı salınımı nedeniyle küresel ısınmaya yol açma ve aşırı su tüketilmesi gibi bazı olumsuz durumlar oluşabilmektedir. Buna ilişkin olarak, uygun düzenlemelerin yapılması ve kaya gazı çıkarılması esnasında bu düzenlemelere azami uyum gösterilmesi sağlanabilirse, bu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılabileceği düşünülmektedir.

Sonuç olarak, kaya gazı 2000’li yılların başından itibaren dünya enerji piyasasında ciddi değişimlere yol açmıştır. Geçmiş veriler incelendiğinde, kaya gazı üretiminin artmasıyla birlikte 2010 yılından itibaren A.B.D.’nin dışarıya petrol ihracında ciddi yükseliş olduğu ve 2016 yılı itibarıyla da tarihteki en yüksek seviyeye ulaştığı görülmektedir. Dünyadaki petrol fiyatlarında son yıllarda görülen düşüşün sebeplerinden birinin de bu olduğu düşünülmektedir. Ülkemizde özellikle Güney Doğu Anadolu bölgesinde bulunan kaya gazı rezervlerine ilişkin bir an önce ciddi çalışmalar yapılması, gerçek rezerv miktarımızın tam olarak belirlenmesi ve çıkarma çalışmalarına başlanılması büyük önem arz etmektedir. Ülkemizin mevcut kaya gazı rezervlerini kullanıma alması durumunda ekonomik olarak önemli kazanımlar elde edecektir.

Kaynakça:
energy.gov/sites/prod/files/2013/04/f0/what_is_shale_gas.pdf
en.wikipedia.org/wiki/Shale_gas
eia.gov/analysis/studies/worldshalegas/
eia.gov/dnav/pet/hist/LeafHandler.ashx?n=PET&s=MCREXUS1&f=M

Yazar: Mehmet Umut Pişken