Kayıp Kıta MU

Dünkü 2012’de dünyaya ne olacak yazımda kısa bir değinme yapmıştım bu konuya. Fakat gerçekten derine inilmesi gereken oldukça ilgi çekisi bir konu olduğunu düşünüyorum. Bilimsel açıdan tüm dünya tarihini değiştirebilecek bir konu. Ulu önderimiz atatürk’ün 1930’lu yıllarda araştırdırdığı bir konu olan Mu kıtası büyük bir tarihi gizemdir aslında. Düşünsenize kanıtlanması durumunda tüm dünya tarihi değişebilir. Elimden geldiğince Mu kıtası hakkında bilgiler vereceğim ve bu konu hakkında bi nebze olsun bilgilenmeniz inanın faydalı olacaktır.

KAYIP KITA MU

mu-kitasi

Aden bahçesi Asya’da değil , Pasifik Okyanusu’nda artık var olmayan bir kıtanın üzerindeydi. Tevrat’ta ki yaratılış efsanesi Fırat vadisinde yaşayan insanlardan değil, bu batık kıtadan yani İnsanların Anavatanı olduğu iddaa edilen Mu kıtasından çıkmıştı.

Bu iddaaların kanıtı Hindistan’da bulunan çoktan unutulmuş kutsal tabletler üzerindeki kayıtlar ve diğer ülkelerden gelen kayıtların birleştirilmesiyle ortaya çıkmıştır . Bu tabletler  günümüzden 50.000 yıl önce yaklaşık 64 milyon kişinin yaşadığı bu inanılmaz topraklarda bşrçok yönden bizim şuandaki yaşantımızdan üstün bir uygarlığın geliştiğini anlatmaktadır.Bu tabletlere bakıp Güney denizindeki beyaz ırkın var olup olmadığını çözebilir, Pasifik denizinin ortasındaki bu dev uygarlığın nasıl bir gecede tarihe gömüldüğünü öğrenebilriz. Bilim adamları önceden bu  kıtanın varlığına karşı çıksalarda tabletlerin çözülmesiyle artık gerçekten böyle bir kıtanın varlığını kabullenmişlerdir. Peki bu tabletlerde yazanlar nelerdir onlara bakalım birde.

1.si Hindistan’da bulunan ve eğitimli bir baş rahip tarafından çözülen tabletlerdir. Bu tabletler mu araştırmasının başlangıcıdır. Bu tabletler Naakaller tarafından bizzat Mu kıtasında yazılmışlardır ve Pasifiğin merkezindeki ülkeden nasıl çıktıklarını anlatmışlardır.
2.si Ramayana Destanıdır. Hinduların Ramayana destanını bilenleriniz vardır. Destanın bir bölgesinde Naakallerin Burma’ya “doğum yerleri olan Doğu’daki ( pasifik yönündeki bir ülkeden” geldiklerinden söz etmektedir. Bu ülke Mu kıtasından başka biryer değildir.

61

Bunlar en önemli olanlarıdır açık bir şekilde böyle bir uygarlıktan bahsedilir. Daha pek çok tablette mu ülkesinden bahsedilir. Mayaların Troana El yazmasında bile açık bir şekilde bahsedilir Mu kıtasından. Tabletlerin dışında bulunan yıkıntılarda bize Mu kıtasını göstermektedir. Bir meksika piramidinde kabartma yazılarla ” Batı Ülkeleri’nin yıkımının anısına ” yazısı bulunmuştur. Bu örnekler çoğaltılabilir. Tarih bize Mu kıtasının olduğundan bahsetmektedir.

Kayıtlara dayanarak, kitaptan  okuduğum kadarıyla mu kıtasını size anlatayım öncelikle.

“Çok uzak zamanlarda Pasifiğin ortasında şuanda su ve gökyüzü dışında hiçbirşey bulunmayan yerde büyük bir kıtadan söz edilir. Burası geniş düzlükleri olan güzel , tropik bir ülkeydi. Yüksek dağlar,dert yamaçların olmadığı bu büyük kıtada bereketli topraklar,ormanlık tepeler ve bunların arasında kıvrılarak akan büyük akarsular bulunuyordu. Ormanlarında güçlü mamut ve fil sürüleri  dolaşırdı. 64  milyon kişinin saltanatını sürdürdüğü bu ülkede hayat,neşe ve mutluluk içinde geçiyordu. Bu kıta üzerindekilere hertürlü kolaylığı, refahı sağlayan biryerdi. Her tarafta tıpkı örümcek ağları gibi her yanı saran düzgün yollar vardı ve bu yollar pürüzsüz mermer taşlarıyla mükemmel bir şekilde döşenmişlerdi. Bu 64 milyon kişi birbirinden ayrı fakat tek bir hükümet altında toplanan “on kabileden” meydana gelmişlerdi. Bu büyük uygarlık Güneş İmparatorluğu adındaydı ve imparatorluğun başında “Ra Mu” adı verilen hiyeratik baş vardı. Hepsinin dini aynıydı. İnanışa göre ruhlar ölümsüzdü ve eninde sonunda ulu yaratıcıya geri döneceklerine inanıyorlardı. Ulu yaratan Güneş ile ifade edilirdi. Bunun nedeni onun tüm gücünü anlatabilecek şeyin Güneş oluşuydu. En başlarında bulunan Ra Mu  yaradanın temsilcisiydi. Bunu bildiklerinden Ra Mu’ya asla tapılmayacağının farkındaydılar.

O zamanlar Mu halkı gelişimlerini çok ilerletmiş ve aydınlanmış insanlardı. Bu yüzden Mu kıtasında vahşilik yoktu ve hiçte olmamıştı. Mudaki insanlar beyaz derili insanlardı. Mu halkı içerisinde gemileriyle “doğudaki okyanuslardan batıdakilere ve kuzeyden güneydeki denizlere” açılan büyük denizciler vardı. Ayrıca mimarlık, büyüj taş mabetler ve saray yapmada çok ilerlemişlerdi. Mu topraklarında yedi büyük şehir yada merkez vardı. Burada ilim ve diğer disiplinker öğretilirdi. Şehirler büyük ırmakların denizle buluştuğu yerlere kurulmuşlardı ve buralar dünyanın hertarafından gelen gemilerin gidip geldiği alışveriş merkezleriydi. Mu ülkesi dünya medeniyetinin, eğitiminin , ticaretin baş merkeziydi. Dünyanın diğer yerindeki ülkeler ona bağlı koloni imparatorluklarıydı. Zengin sınıflar birçok mücevher ve kıymetli taşlar takar ve çok sayıda hizmetçilerle saraylarda yaşarlardı.

Herşey çok güzel giderken birgün büyük bir şok yaşandı. Yerkürenin içlerinden gelen seslerin ardından ülkenin güney kesimleri depremler ve volkanik patlamalarla sarsıldı. Yine güney kıyılarındaki şehirleri  okyanustan gelen dev dalgalar yıkarak büyük zarar verdi. Volkanik ağızlar lav ve ateş  püskürdü. Arazi düz olduğundan akmayan lavlar orada koni şeklini aldılar. Bu ilk ziyaretti. Bundan sonra insanlar şehirleri yeniden kurdular. Ticaret ve yaşam yeniden başladı. Nesiller sonra depremler yeniden başladı. Deniz dalgaları gibi kıta sallanmaya başladı. Şehirler enkaz yığınına dönüştü. Okyanustan gelen dev dalgalar önlerine çıkan tüm canlıları yuttu. Mu kurtar bizi diye haykıran insanlar yüksek yerlere sığınmaya çalışsalarda kurtulamadılar. Gece boyunca kıta yarılmaya devam etti ve parçalara ayrıldı.Büyük homurtularla bu dev kıta dibe çökmeye başladı.Yarıklardan fışkıran dev su kütleleri bu büyük kıtayı içine gömerek bitirdi.

9

Mu insanı,insanların anavatanı,bütün o sanatsal şehirler,tapınaklar,saraylar,ilimler ve muhteşem ustalıkları bir gecede yok oldu.”

James Churcward tabletlerden okuduklarını böyle özetledi.Okuğumda gerçekten etkilendim. Dev gibi kıta bir gecede böyle sular altında kalmıştı işte. Bugünkü iddaalara gelirsek.Türklerin bile anavatanının Mu kıtası olduğu söylenmekte.Kim bilir belkide öyledir.Birdahaki yazımda Atatürk’ün Türklerin kökeniyle ilgili yaptığı araştırmayı anlatmaya çalışacağım size.Bu araştırmada Türklerin Mu kıtasıyla olan bağlantısı çok daha iyi anlaşılacaktır diye düşünüyorum.