Kıbrıs Sorunu Nedir?

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

Kıbrıs

ya da başka bir ifade ile Kıbrıs adası, çok uzun yıllar boyunca Türkiye’nin, mirasını devraldığı Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası idi. Osmanlı İmparatorluğu 400 yılı aşkın bir süre boyunca Kıbrıs’ı bir Türk toprağı olarak kendi bünyesi dahilinde bulundurmuştur. Bu uzun süre sonunda Kıbrıs, Osmanlı İmparatorluğu’nun kendi rızası ile Britanya İmparatorluğu himayesine terk edilmiştir. Bunun nedeni Osmanlı Rus Savaşı’dır. Osmanlı İmparatorluğu çok çetin şartlar altında 1800’lü yılların sonlarına doğru Ruslarla giriştiği harpte İngilizlerden acı bir şekilde yardım istemiştir. Yardıma koşan İngilizler Osmanlı’yı Rusların elinden kurtarsa da bunun karşılığında Kıbrıs üzerinde kontrol imtiyazı elde etmiştir. Ancak bu imtiyaz ileride adanın çok kolay bir şekilde İngilizlerin egemenliği altına geçmesine yardımcı olmuştur. Bu tarihe kadar yanı 1914 yılında I. Dünya Savaşı’nın cereyanı ile beraber İngiliz toprağı haline gelen Kıbrıs, bünyesinde Rumlar ve de Türkler ağırlıklı olmak üzere birçok toplumu da kaosa sürükleyecek bir yapıya bürünmüştür. Özellikle 1960 yılıyla elde edilen bağımsızlık sonrası adada çok ciddi anlamda bir Rum Türk gerginliği hasıl olmuştur. Bu gerginlik ileriki yıllarda gerginlikten çok zulme doğru dönüşünde Türkiye, duruma müdahale etmek zorunda kalmıştır.

1974 yılına dek, serin kanlı bir şekilde Rumlarla Türkler arasında yaşanan olayları izleyen Türkiye, duruma müdahale edebileceğini her fırsatta hatırlatmıştır. Bu dönemde Yunanistan desteğini de arkasına alan Kıbrıslı Rumlar, Türklerin yasal haklarını gasp etmeye devem etme yönünde hiç hız kesmemişler ve de beraberinde Türklerin katliamları da başlamıştır. Kıbrıslı Türklerin feryadına kayıtsız kalamayan Türkiye 1974 yılında Kıbrıs adasına ”Barış Harekatı” adında bir çıkarma gerçekleştirmiştir. Bu çıkarma sonucunda adayı da fiili olarak işgal edip ikiye bölen Türkiye, Kıbrıslı Türklerin yaşamlarını garanti altına almayı başarmıştır.

Ancak her ne kadar Kıbrıslı Rumların yaptığı bu zulme şahitlik eden birçok Avrupalı devlet olsa da gerçekleştirilen bu çıkarma illegal olarak yorumlanmış ve Türkiye’ye karşı ambargo yoluna gidilmiştir. Adayı kuzey hattından ikiye bölen Türkiye, burada yeni bir devlet kurulmasını da sağlayarak adada ”de facto” bir yapı kurulmasına ön ayak olmuştur. Yeni kurulan devletin adı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmuş ve de Türkiye tarafından tanınmıştır. Kuzey Kıbrıs adı altında kurulan yeni devlet sadece Türkiye tarafından tanınmıştır. Aslında Pakistan gibi birkaç ülke de Kıbrıs’ı tanısa da sonrasında baskılar sebebiyle geri adım atmak zorunda kalmıştır.

Kıbrıs, günümüz dünyasında ”Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak kabul edilir ve de muhatap olarak bir tek Rum tarafı uluslararası kimliği sebebiyle tanınır. Kıbrıs, 2004 yılında Avrupa Birliği’ne de tam üye olunca, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nin hukuki statüsü tekrar gündeme gelmiş ve de tartışmalara yol açmıştır. Kıbrıs, Avrupa Birliği üyesi olmasına karşın, mevzuatın tam olarak uygulanamadığı nadir Birlik toprakları arasındadır. Her ne kadar uluslararası anlamda bizim işgal ettiğimiz topraklar da Rumların bir parçası olarak görülse de Rumların bizde olan topraklar üzerinde egemenliği fiilen yoktur.

Kıbrıs sorunu son derece önemli bir mesele olup, garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve de Birleşik Krallık’ın önderliğinde çözüme kavuşma gününü beklemektedir. Ancak Rum tarafının Türk tarafından talep ettiği toprak oranı bizim verdiğimiz oranın çok üzerinde olduğundan bir türlü anlaşma sağlanamamaktadır. Bu mesele günümüzde sorunun temeli olarak görülmektedir. Bu yolda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olan Kofi Annan da çok ciddi bir mesai harcasa da çözüm bulunamamıştır. Son olarak 2017 yılında taraflar bir araya gelse de yine toprak meselesi en büyük sorun olarak görülmüş ve görüşmelerin sonlandırılmasına karar verilmiştir.

Yazar: Emir Karasu

 

Editör : Suna Korkmaz