Kıskançlık Nedir ve Aşırı Kıskançlık ile Nasıl Baş Edilir?

8744_kiskanclik_nedir_1İnsanın doğasında var olan ve insana yapamayacağı bir çok şeyi yaptıran çok güçlü bir duygudur kıskançlık. İçinde biraz sahiplenme, biraz bencillik, biraz sevgi, biraz saldırganlık, bir o kadar da kaybetme korkusu barındıran kıskançlık; kişinin dışarıdan eşi, sevgilisi, ailesi hakkında bir tehdit hissettiği zaman gösterilen olumsuz tutumlara, tavırlara ve çok güçlü olan bu duyguya kıskançlık diyoruz. Herkes yeteri kadar kıskandığında karşısındaki kişiye “seni seviyor, sahipleniyor ve paylaşamıyorum.” mesajı verir. Kıskançlığın belli seviyeye kadar olan kısmı bizi mutlu etse de, sevildiğimizi, değerli olduğumuzu hissettirse de belli bir seviyeden sonrası bizim yaşam alanımızı, özgürlüğümüzü kısıtlamaya başlar. Çok fazla ve gereksiz kıskançlık hissedildiği zaman güven problem gelir gündeme. Bir eş çok aşırı kıskanç ise, karşı taraftan “sen bana güvenmiyor musun?” sözünü çok sık duyarız. Özellikle Türk kültüründe sevgiyi belli etme yollarından birisidir kıskançlık. Bu yüzden kıskanılmak bazılarımızın çok hoşuna gider ve sevildiğimizi hissederiz. Dozunda ve yeteri kadar olan kıskançlık normaldir ve bu dozdaki kıskançlık ilişkiyi ayakta tutar. Birbirlerini sahiplenme, birbirlerine değer verme anlamı taşır.

Peki ya çok fazla ve kısıtlayıcı tarzdaki kıskançlık? Artık eş için kıskanılmak güzel bir duygu olmaktan çıkmışsa ve bu durumdan şikayetçiyse kıskançlığın dozu artmış demektir. Belli bir zaman önce tatlı ve değerli gelen kıskanılmak artık yerini sürekli sorgulamaya, takip etmeye, hesap sormaya, ithamlara, hakaretlere, her davranıştan anlam çıkarmaya bırakmışsa tehlike başlamış demektir. Günümüzde ise aşırı kıskançlık eşler arasında çok büyük bir sorun haline gelmiştir.

8744_787032-kiskanclik_1Bazen bireyler öz güven ve yetersizlik hisleri bulunduğunda kıskançlığa kapılmaktadırlar. Bu öz güven eksikliğinin içine; işten çıkarılma, bedensel kusurlar, kendini eskisi kadar güzel görmeme, bayanlar için kilo almış olmak da dahildir. Yani kişinin kendisine olan yetersizlik, değersizlik inancı arttıkça, kıskançlığı da artar. Kişi kendini sevilmeye değer olarak görmez. Aynı zamanda kontrol etme isteği ve kaybetme korkusu da bizi kıskançlığa itmektedir. Bir erkek sürekli kontrolün onda olmasını isterse sürekli eşini kısıtlayacak, kıskanacaktır. Kıskançlık konusunda kadın ve erkek arasında ayrım yapmak zordur. Çünkü kıskançlık kişilik özelliklerine, ilişkiden beklentilere göre değişmektedir.

Kişi kendini başkaları ile karşılaştırdığı zaman, kendini yetersiz hissediyorsa, başkalarını kendinden daha üstün görüyorsa kıskançlık doğacaktır. Tabi ki bazen, bazı kıskançlıklar karşı taraftan da kaynaklanmaktadır. Eşin şüpheli bir hareketini fark ettiği zaman bayanların tetikte bekleyip kıskanması normaldir. Bunun yanı sıra eş, sevgisini dile getirmiyor, eşini ihmal ediyorsa yine kıskançlığın ortaya çıkması olağan bir durumdur. Kıskançlık çok ileri boyutlara taşındığı zaman her iki tarafta zarar görebilir hatta fiziksel zarar boyutuna bile gelebilmektedir.

Peki, bu kıskançlık ile nasıl baş edilir?

Öncelikle, eğer kıskançlık bizden kaynaklanıyorsa yani, öz güven eksikliğinden ya da yetersizlikten kaynaklanıyorsa kendi kendimize öz güvenimizi yükseltici telkinlerde bulunmalıyız. Kendimiz ve başkası arasında kıyaslama yapmamalıyız. Çünkü, herkes tektir, biriciktir, her bireyin kişisel özellikleri, ilgi ve yetenekleri farklıdır.

Kendimizdeki olumlu yönleri keşfetmeliyiz, yapabildiğimiz olumlu aktiviteleri devam ettirmeliyiz. Kendimizi ve duygularımızı olduğu gibi kabul etmeliyiz. Kimseyi kontrol edemeyeceğimizi kabul etmek de bize çok yardımcı olacaktır. Eşler arasında ki karşılıklı güven, saygı, sevgi, açık şekildeki iletişim ise kıskançlığı en aza indirgeyecektir. Bu yüzden eşlerin birbirine dürüst, açık olmaları gerekir, imalardan, üstü kapalı eleştirilerden kaçınmak gerekir. Eşler karşılıklı oturup konuşmalı, iletişim kopukluğu olmamalı ki bu duygunun üstesinden gelebilsinler.
Bu yollar denendiği halde hala azalmayan kıskançlık durumlarında ise bir danışmana başvurulmalıdır.

Kaynakça:
nlphaber.com

Yazar: Nur Altn