Kıyı Yağmacılığı Nedir?

5487_kkkTürkiye, turistik açıdan oldukça verimli ve çekici bir ülke olma özelliğindedir. Üç yanının denizlerle çevrilmiş olması, deniz turizmi açısından da büyük bir avantaj teşkil etmektedir. Peki, turistlere özel yapılan otellerden, kıyı şeritlerindeki özel işletmelerden, yerli halk ne derece yararlanabilmektedir? Sırf deniz kıyısında işletmesi olduğu için, sahili kendi ticari amaçları doğrultusunda kullanmak isteyen girişimcilerin yaptıkları, ne derece doğrudur?

Büyük oteller, güçlü bağlantıları ve ekonomik güçleri ile birlikte, özellikle Ege ve Akdeniz kıyı şeridinde birçok arazi alıp, bina ve tesislerini inşa etmektedirler. Bu şekilde, hem turizme katkı sağlanmakta, hem de deniz turizmi açısından ülkemize turistler çekilerek, döviz girişinin kolaylaştırılması ortaya çıkmaktadır. Ancak, alınan arazinin hemen önündeki sahil, bu tür işletmeler tarafından çevrelenerek, sıradan vatandaştan ve yerli halktan saklanmaktadır. Böylece, o otelde kalmayan insanlar, otelin dibindeki ya da çevresindeki sahili ve denizi kullanamamaktadır. Halbuki, bu kıyı işgalinin kanunda yeri yoktur. Herhangi bir sahil, kritik açıdan bir önem teşkil etmediği müddetçe (askeri eğitim alanları, askeri kamplar vb.) vatandaştan saklanmamalıdır ve kullanımı yasaklanmamalıdır.

5487_170820132116222457561_2Sadece oteller bazında değil, dar kıyı şeridinin hemen dibine açılmış restoran, bar, pansiyon gibi işletmeler de, bu konuda ihlallere sebebiyet vermektedir. Örneğin, sırf dükkanının önü denize çok yakın diye, denize kadar masa sıralayıp, o kıyıyı sıradan vatandaşa kapatan bir kafe ya da restoran, aslında kanuna aykırı hareket etmektedir. Bu örnek, kimi zaman o kadar çığırından çıkmaktadır ki, kimi işletmeler önlerindeki denizi bile duba ya da halatlarla kapatarak vatandaşın kullanmasını engellemektedirler.

Ünlüler açısından, vatandaşlarca rahatsız edilmemek için daha çok tercih edilen bu tip mekanlar, sırf paralı müşterilerini ellerinden kaçırmamak için, bu uygulamayı sürdürmektedirler. Ancak plajlar, sahiller ve tüm deniz kıyıları, o ülkenin bütün vatandaşlarının kullanımına ve erişimine açık olmak zorundadır.Son yıllarda ise, bu konu üzerinde bir takım belediyeler hassasiyetle eğilmiş, bahsedilen işletmeler ile ilgili olarak bu kıyı işgalini ve yağmacılığı önlemek adına, gerekli işlemleri başlatmışlardır. Böylece, sahil boyunca hiçbir noktanın herhangi bir vatandaşın ulaşımına yasaklı olmaması sağlanmakta, kıyı yağmacılığı da bu yolla azaltılmaktadır. Bu konu üzerinde adımların yavaş atılması, hatta hiç atılmaması ise, zihniyet olarak işletme sahiplerinin haklı olduğu algısının oluşturulmasıdır. Sıradan vatandaş bile çoğu zaman, deniz kıyısında mekan açan bir işletmecinin, önündeki sahil ve denizi sahiplendiğini sansa da, durumun aslı bu değildir. Aksine, bu bir yanılgı ve alışkanlıktır.

5487_samsunda-kiyi-seridindeki-kacak-yapilar-yikilacak-5145Ülkedeki tüm doğal güzelliklerin, doğal yapıların vatandaşa açık olması gerekliliği gibi, sahil şeritlerinde de bu durum vardır. Para ve güç odaklı sahil yağmacılığı, vatandaşların refahı ve huzuru açısından derhal sonlandırılmalı ve bu konudaki kanunlar uygulanmalıdır. Tüm vatandaşlar, istedikleri noktalarda tatil yapabilmeli, yine istedikleri yerlerden denize girebilmelidirler. Bu bağlamda, deniz kıyılarının görüntüsü ve silüeti de, estetik açıdan korunmuş olacaktır.

Kaynakça:
http://www.avanosgazetesi.com/yerel-haber/gundem/13645-avanostaki-cevre-yagmaciligi-devam-ediyor.html
http://www.mersintercuman.com/detay.asp?p=y2954

Yazar: Baran Akçok