Küreselleşme ve Örgütlerde Çok Kültürlülük

Çok Kültürlülük Nedir?

Çok kültürlülük, 1960’lı yıllarda, İngilizce konuşulan ülkelerde, Avrupalı olmayan göçmenlerin kültürel ihtiyaçları bağlamında ortaya çıkmıştır. Çok kültürlülükten maksat kültürlerin çoğulculuğu veya çokluğu olarak söz edilebilir. Antropolog Franz Boas’a göre, kültür, ‘toplum mensuplarının kendi dünyaları ve birbirleriyle baş etmek için kullandıkları nesilden nesile öğrenme yoluyla aktarılan paylaşılan inanç, değer, gelenek-görenek, davranış ve insan yapımı şeyler sistemini’ tanımlamaktadır. Böylelikle, çok kültürlülükte, bir toplum içerisinde bir kültürler çeşitliliğinden söz edilmektedir.

Çok kültürlülüğün birçok tanımı olmak ile birlikte en basit şekilde farklılıkların yönetilmesi anlamındadır.
Para kadar insanlarında sınırlar ötesi yolculuklarının kolaylaşması ile ülkelerde olduğu kadar firmalarda da çok kültürlü sosyal ortamlar doğmaya başlamıştır. Çünkü insanı büyüdüğü kültürden ayrı düşünemeyiz. Nerede olursak olalım veya nereye gidersek gidelim kendi kültürümüzü de beraberimizde götürürüz. Kürselleşmenin sonucunda, bu kültür göçleri ile firmalar içerisinde din, dil, ırk ve kültür farklılıkları normalleşmiştir. Uluslar arası örgütler, ulusal ekonomilerde önemli yerler edinmeye başlamışlardır.

Kültürlerin bu kadar yakınlaşması iş yaşamında farklı etkileşimler yaratmıştır. Fransız bir doktorun Amerika’da çalışması, Japon bir mühendisin Türkiye’de çalışması gibi örnekler sıkça karşımıza çıkabilmektedir.

Farklılıkların bir araya geldiği bu sosyal sistemlerin yönetimini klasik yönetim anlayışı ile açıklanması ve anlamlandırılması zor olmaya başlamıştır. Tek bir yönetim anlayışı bu ortamlarda çatışmaların, yönetsel zorlukların ortaya çıkmasını tetikler.

Kültürler arası iletişim kavramı ile birlikte yöneticilerinde bu kültürleri etkin bir şekilde yönetebilmesi için kendilerinde farklı donanımları geliştirmesini zorunlu hale getirmiştir.
Bu zorluk ve çatışmaların çözümü de farklı yönetim bakışlarını doğurmuştur.

İletişim Yanlışlıkları

Farklılıkların birleştiği organizasyonlarda, yani çok kültürlülükten doğan çatışmaların temelinde yatan sorun çalışanların birbirleri ile ilişkilerindeki ve iletişim şekillerinde yaşanmaktadır. İletişim iki taraflıdır. İletişim, insanlar arasındaki sorunların çözümü olabildiği gibi sorunların kendisi de olabilmektedir.

Çok kültürlü örgütlerdeki sorunların temelinde; farklı kültürler birbirlerinin kültürlerindeki temel taşları, yazılı olmayan kuralları bilmemelerinden kaynaklanan “iletişim yanlışları” vardır. Mesela bazı kültürlerde “mizah” ortamı rahatlatmak için kullanılan bir araç iken bazı kültürlerde mizahın iş ortamında hiç yeri olmaz. Böyle bir ortamda yapılan bir espri diğer tarafın yanlış anlamasına dolayısı ile ortaya “iletişim kazasının” çıkmasına neden olabilmektedir.

Çok Kültürlü Örgütlerin Karşılaştıkları Sorunlar

Çok kültürlü örgütlerin yönetiminde hiçbir zaman tek yol / tek yöntem yoktur. Hızlı rekabet ortamında farklı kültürlerdeki insanlardan oluşmuş takımların iyi yönetildiğinde azımsanmayacak avantajları bulunmaktadır. Ancak bu avantaj beraberinde büyük dezavantajları da getirmektedir. Böylece bu takımları / örgütleri yöneten kişiler ve takımların yönetilmesi de günümüzde büyük önem kazanmaya başlamıştır.

Yöneticiler artık klasik yönetim anlayışından sıyrılarak farklılıkların yönetilmesi anlayışına doğru ilerlemeye başlamışlardır. Kültürler arası farklılıklar arttıkça yöneticilerin kendilerinde bulundurmaları gereken klafikasyonlarda artmaya başlamıştır.

Weinshall, kültürel farklılığa sahip ortamlardaki insanları, etkileyen kültürel değişkenleri aşağıdaki gibi sıralamıştır;

-değerler ve inançlar,
-dil ve iletişim,
-mizah ve kişilik,
-sıradan olaylara ve değişime karşı tutum,
-motivasyon ve kendini gerçekleştirme ihtiyacı,
-işe ve ekonomik faaliyetlere bakış,
-sosyal yapı ve ilişkiler,
-otorite biçimleri,
-teknolojik gelişmeler,

Bu değişkelerin değişmesi ve birbirleri ile etkileşmesi sonucu kültür değişir. Dolayısı ile değişen kültür ile birlikte insanlar ve takımlar etkilenir ve birbirlerini etkilerler.

Kişilerin değer yargıları, davranışları, normları ve olayları değerlendirme biçimleri yaşadığı toplumun kültürel özelliklerinden etkilenir. Dolayısı ile farklı dil, kültür ve inanış anlayışında olup bir araya gelen kişilerin çatışma yaşaması normaldir.

Bilgisizlikler, yanlış anlaşılmalar nedeniyle arttıkça kötü niyet olarak algılanmaktadır. Kültürel farklılıklara bağlı sorunlar arttıkça kişiler arasındaki mesafelerde artmaktadır.

İnsanlar kültürel değişkenleri bağlı oldukları, örgüte ve dâhil oldukları gruplara taşırlar. Dolayısı ile sayılan bu değişkenlere bağlı olarak da, bu değişkenlerin doğurduğu problemler örgütün işleyişini etkilemektedir.
Çok kültürlü takımlarda ortak dilin olmaması en büyük sorundur. Dil, konuşma, anlaşma iletişim hataları / yanlışlıklarının ortadan kalmasındaki en önemli araçtır. Bu araç ortadan kalktığında anlaşmanın temeli de ortadan kalkmış olur.

Çok kültürlü takımlardaki sorunları sıralamak istersek;

-iletişimsizlik,
-kişilerin baskın kültürde kendisini ifade edememesi,
-grup çalışması içerisinde gruplaşma,
-biz/onlar kavramlarının ortaya çıkması,
-iş yapış şekillerindeki farklılıklar,
-iş anlayışındaki farklılıklar,
-ön yargılar,
-sözsüz iletişim / vücut dilindeki farklı kullanımları,
-ortak dil geliştirilememesi,
Şeklinde sıralanabilir.

Çok kültürlü örgütlerde gruplar baskın kültür tarafından veya para gücü elinde olan kişi veya grup tarafından yönetilmektedir. Grup ile ilgili faaliyetlerin karar verilmesinde ve uygulanmasında bu baskın grup aktif olmaktadır. Bu şekildeki gruplarda, gruplaşmalar bu çatışmanın en önemli belirtisidir. Biz olması gerekirken “onlar” veya “diğerleri” kavramı oluşmaya başlar. Azınlık kültürü, “diğerleri” diye adlandırılmaya başlar.
Yapılan iletişim hataları kötü niyetli davranışlar haline gelir.

Sorunların Çözülmesine Yönelik Çalışmalar

Çok kültürlü ortamlarda iletişimden kaynaklı sorunların çözümünde halkla ilişkiler yaşamsal bir rol oynar. Çatışmalarda kişisel çabalar ile sorunların ortadan kaldırılması çok zordur, bu sebeple halkla ilişkiler bölümlerine ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu tarz örgütlerde halkla ilişkiler bölümlerinin ortak dil oluşturulmasında etkin olması beklenir. Kültürlerarası yönetimin temelinde farklı kültürler arası iletişim ve müzakere yatar. İletişimin yönetimi önem kazanır. Halkla ilişkiler bölümü bu iletişim temelini oluşturmak ve müzakere ortamını yaratmakta etkin rol oynar.
İşletmelerdeki sorunların tespitinde iki önemli sorunun cevaplanması önemlidir. Bunlardan birincisi kültürün örgütü / grubu ne kadar etkilediği, ikincisi kültürel farklılıkların nasıl yönetileceğinin bilinip bilinmediğidir. Yönetsel farklılıkların yönetilmesi küreselleşen dünyadaki en önemli yönetim sorunu haline gelmiştir.

Hall, Hofstede gibi iletişim kuramcıları kültürlerin farklılıklarını tanımlamada ve kültürler arası iletişimi anlamaya giden yoldaki yapı taşlarını tanımlamaya çalışmışlardır Çok kültürlü iletişimin yönetiminde farklı olana anlayışlı bakış açısında, empati yeteneğinde yatmaktadır. Empati ve hoşgörü bu sorunların anlaşılmasındaki en önemli iki adımdır. Farklı bakış açıların değerlendirilmesi, sorunlara farklı yollarla yaklaşılması en önemlisi karşımızdakinin en az bizim kadar korktuğunu kabul ederek adımlar atmamız çözüm için gereklidir.

Örgütün kendi dili ve kültürünün orta nokta olarak kabul edilmelidir. Bu ortak değer çerçevesinde;

-birlikteliğin sağlanması,
-net olunması,
-kültürel özelliklerden sıyrılma,
-yeni şirket kültürü yaratma,
ile gelinebilir.

Yöneticiler sorunlarla yüzleşmelidir. Yönetici kendini duruma adapte etmeli ve pozitif yaklaşmalıdır.
Çok kültürlü ortamlarda sorun yaşanmaması diye bir durum olmaz ancak asıl olan sorunların kendi kendine çözülemeyeceğini anlamakta yatar.
Yöneticinin örgütün dinamiklerini iyi tanıması ve yönetmesi ile birlikte etkin iletişim tabanı sağlanacaktır. Ancak her sorunun kültürel farklılıklardan olmayabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

-ortak kültürü göz önüne çıkartmak,
-iş dilini ortak dil haline getirmek (mühendislerin ..vb.),
-benzerliklerden yararlanma,
-gerektiğinde de olumsuz davranan üyeleri uzaklaştırma,

Bu şekilde ele alınacak stratejiler ile çok kültürlü bir grubun avantajları öne çıkartılabilir.
Kaynakça:
Zeynep DÜREN, “Kültürlerarası Yönetimde Koalisyon Gereği ve Sinerjik Arayışlar”, 2007 (İ.Ü.Siyasal Fakülteler Dergisi, No:36)
Yrd.Doç.Dr.Salih YEŞİL, “Çok Kültürlü Takımlar: Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Yaklaşımları Üzerine Değerlendirme”, 2011, (Süleyman Demirel Üniversitesi İ.İ.B.Fakültesi Dergisi, No:16)
A.Filiz SUSAR, “Çok Kültürlü Ortamlarda Karşılaşılan İletişim ve Kültür Engelleri”
Zeynep DÜREN, “Kültürlerarası Yönetimde Koalisyon Gereği ve Sinerjik Arayışlar”, 2007 (İ.Ü.Siyasal Fakülteler Dergisi, No:36)

Yazar: Funda Ergenekon