Lohusa Sendromu Nedir?

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

İlk gebeliklerde görülme sıklığı daha fazla olan, doğum sonrası ilk 6 haftada başlayıp 1-2 yıl kadar sürebilen; üzüntü hali, kaygı, aşırı sinirlilik, duyarsızlık, bebeği istememek, bebeği yeterince sevememek, bebek ile ilgilenmek istememek, ağlama krizleri, kendini beğenmemek, suçluluk duygusu, aşırı mutsuzluk ve huzursuzluk gibi depresyon belirtileri ile ortaya çıkan duruma lohusa sendromu veya lohusa depresyonu denilmektedir.

Lohusa sendromu tedavi edilmediği sürece anne sütünün kesilmesinden intihara kadar birçok olumsuz sonuç doğurabilen, çok sinsi ilerleyen bir rahatsızlık olarak öne çıkar. Hafif üzüntü ve kaygının eşlik ettiği doğum hüznü ise, daha sık görülen ancak 7 ila 10 gün içerisinde kendiliğinden düzelen lohusalık sendromunun çok hafif bir hali olarak ifade edilebilir.

Lohusa Sendromu Kimlerde Daha Sık Görülür?

Doğum sonrası dönemde kadınlara farklı sorumluluklar da yüklenmektedir. Eş olmak, evlat olmak, çalışan olmak gibi birçok kimliği olan kadın doğum sonrasında savunmasız, kendine muhtaç bir canlının bakımından sorumlu olan bir anne olarak yeni bir kimliğe daha sahip olmuştur. Yeni kimliğinin kazandırdığı sorumluluğun ağır geldiği, eşlerinden ve ailelerinden yeterli desteği, ilgiyi alamayan kadınlar bu sendrom için büyük bir risk grubudur.

Doğum sonrası depresyonu olan lohusa sendromu için yukarıda bahsedilen durumlara eşlik eden bazı durumlar da vardır. Bunlar da lohusa sendromu için diğer riskler olarak ifade edilen büyük risk gruplarıdır.

Diğer Risk Grupları Aşağıdaki Gibidir;

• Hayat öyküsünde depresyon, kaygı bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıkları bulunan anneler,

• Ailesinde lohusa depresyonunu geçirmiş dolayısıyla genetik yatkınlığı bulunan anneler,

• Evliliği ile ilgili sıkıntı yaşayan anneler,

• Evlilik dışı bir ilişkiden, istenmeyen bir doğum gerçekleştiren anneler.

Bu gruplar görülme riski en yüksek olan grupları olarak dikkat çekerken, hem hamilelik hem de doğumdan sonra en çok dikkat edilmesi gereken kişiler olarak da öne çıkar. Ne kadar çok ihtimam gösterilirse, o kadar hızlı bu süreçlerin atlatılabileceği ise kesinlikle unutulmamalıdır.

Neler Yapılabilir?

Yeni kimliğe alışmak pek kolay olmadığı için bu dönemde özellikle eş ve aile desteği çok önemlidir. Bebeğin bakımı konusunda takıntılı veya isteksiz olabilen anneler, bebek uyuduğu zaman uyuyarak dinlenmeli, bebeğini güven duyduğu birine teslim edebilmeli, günlük duşunu alarak yürüyüşler yapabilmeli, arkadaşları ile vakit geçirebilmelidir.

Bunun yanı sıra lohusa depresyonunun ciddi bir rahatsızlık olduğu bilinmeli aile ve eş desteği ile beraber bir uzmandan da destek alınarak tedavi sürecine başlanmalıdır. Bu sürecin sonunda tam bir iyileşme yaşanabildiği bilinmeli, huzurlu, mutlu bir ortam sağlanarak moral ve destek düzenli bir şekilde devam ettirilmelidir.

Kaynakça:
milliyet.com.tr/sinsi-hastalik-lohusa-sendromu-pembenar-detay-dogumsonrasi-2009666

Yazar: Gökçe Cömert