Rönesans sanatçıları dendiğinde şüphesiz ilk akla gelenlerden biridir Michelangelo. Yapıtlarıyla sadece ülkesi olan İtalya’da değil aynı zamanda tüm dünya ülkelerinde ün kazanmış olan bu ünlü sanatçının aslında tek bir ünvanı yoktur. Ressam, heykeltıraş ve mimar olan Michelangelo Buonarroti, 6 Mart 1475’te İtalya’nın Caprese şehrinde doğdu. 70 yıllık bir kariyeri boyunca, Avrupa’nın önde gelen “Rönesans Adamları” arasında efsanevi bir şöhret kazandı ve krallar arasında çok büyük bir şöhret kazandı. Hem halk hem de toplumun üst düzey insanlarının hayranlığını kazandıran Michelangelo’yu ne kadar tanıyoruz? Zeki bir mizacı olan Michelangelo, dünyanın en ünlülerinden “David”, “Pieta” ve Sistine Şapeli’nin tavanı dahil olmak üzere birkaç başyapıt hazırladı. Sadece mimari eserleriyle değil yaptığı resimlerle de döneminin sanat algısının çok üzerinde efsaneleşen eserler ortaya koymuştur. Sadece Michelangelo’nun heykeltraşlığını değerlendirecek olursak ciltlerce kitap yazmamız gerekir. İşte bu derece efsaneleşen bir sanatçıya sahip olduğumuz için dünyaca çok şanslıyız. Doğumundan ortalama 540 yıl sonra genellikle “İlahi yeteneği olan sanatçı” olarak adlandırılan ve bu adlandırılmanın da pek yanlış olmadığı büyük sanatçı hakkında dokuz şaşırtıcı gerçekleri öğrenelim.

1. Gençken Bir Rakibi Tarafından Burnu Kırıldı

Genç yaşlarında eğitim almaya çok düşkün olan Michelangelo, daha çok küçükken, tüm Avrupa’nın en önemli sanat patronlarından biri olan Lorenzo de ‘Medici’nin evinde yaşamak ve okumak için gönderildi. Daha o yaşta bu kadar güzel bir eğitime başlaması arkadaşları arasında çok ünlenmesine sebep oldu küçük Michelangelo’nun. Belli bir zaman sonra Michelangelo ve arkadaşları hemen hemen her gün bu nedenden ötürü tartışmaya girişmişlerdir. Bu kadar naif eserleri dünya sanatına kazandıran Michelangelo aynı zamanda fit fiziğiyle de dikkat çekmekteydi. O daha küçük bir çocukken Pietro Torrigiano adında bir genç rakibi, Michelangelo’nun üstün yeteneklerinden ve belki de keskin dilinden ötürü öfkeye bürünmüş ve burnuna kalıcı hasar bırakacak kadar güçlü bir yumruk attı. Atılan bu yumruktan sonra Michelangelo’nun burnu çok kötü bir şekilde kırıldı. Kırık tedavi edildikten sonra ise burnu yamuk kaldı. Torrigiano daha sonra, hareketinden pişman olmadığını, aksine ölümüne kadar ona kendini hatırlatacak bir hediye bıraktığı şeklinde açıklama yaptı.

2. Eserine Sahte Denildi

Kariyerinin başlarında, Michelangelo, eski Yunanlıların tarzında artık kayıp bir aşk tanrısı heykelini yapmaya karar verdi. İşi bitirdikten sonra, patronu Lorenzo di Pierfrancesco de ‘Medici, Michelangelo’ya ayrıntılı bir anlaşma önerdi. Medici, yaptığı bu eseri Roma’ya göndereceğini ve orada antik eserlerle ilgilenen birine satacağını bildirdi. Michelangelo Roma’ya gitme fikrine bayılmıştı. ” Michelangelo, sham cupid adlı heykeli, Kardinal Raffaele Riario’ya yakın tarihte kurtarılmış bir arkeoloji harikası olarak satıldı. Kardinal Riario daha sonra dolandırıcılığa dair söylentiler duydu ve parasını geri aldı, ama Michelangelo’nun yetenekleri onu Roma’ya bir toplantı için davet ettiğinden çok etkilendi. Genç heykeltıraş, önündeki birkaç yıl boyunca Roma’da kalacak ve en sonunda “Pieta” yı canlandıracak bir heykel hazırlayacaktı. Bu olay aslında Michelangelo’nun kariyerinde bir dönüm noktasıdır. Çünkü Roma’da kalmak kariyerinde çok üst düzey eserler çıkarmasına ve çıkardığı bu eserleri daha çok sanatseverle buluşturabilmesine imkan sağlayacaktı.

3. Ünlü Eseri “David” i Atılmış Mermer Bloktan Oymuştur.

Michelangelo sadece mermeri oyarak ortaya çıkardığı sanat harikalarıyla değil aynı zamanda heykelleri için seçtiği farklı mermerlerle de ünlüydü. Diğer heykeltraşlardan çok daha farklı mermerleri seçer, işlemesi çok zor mermerleri ustalıkla işlerdi. Ancak ünlü “David” heykeli için, diğer sanatçıların işe yaramayacağı düşünülen bir bloğu kullandı. Bu ele geçirdiği dev mermer levha 40 yıl önce Floransa Katedrali için tasarlanmış bir dizi heykel olacaktı. Fakat daha sonra mermerin yeterince güzel olmadığı düşünülmüş ve başka bir mermer kullanılmıştır. Bu olaydan 40 yıl sonra Michelangelo o heykeli bulup ünlü eseri David’i oymaya başlamıştır. 1501 yılında bu mermerle çalışmaya başladığında ona deli gözüyle bakan diğer heykeltraşlar o mermerden güzel bir eser çıkmayacağına son derece eminlerdi. Fakat, Michelangelo sonuçta atılan bloğu en parlak çalışmalarından biri haline getirdi, ancak “David” in son analizleri, taşlarının kalitesinin, birçok mermer heykelden daha hızlı bir oranda bozulmasına neden olabileceğini ortaya çıkardı.

4. Dokuz Farklı Katolik Papa İçin Eserler Tasarladı

Michelangelo, 1505’ten başlayarak, Papa ll. Julius’den IV Pius’e kadar dokuz ardışık Katolik papa için çalıştı. Vatikan’da neredeyse çalışmadığı bölge kalmayan Michelangelo papalık yatağı için süs düğmeleri hazırlanmadından Sistine Şapeli’Nin tavanını boyanmasına kadar neredeyse her noktasına dokunmuştur. Michelangelo’nun kutsal patronlarıyla olan ilişkileri her zaman hoş değildi. Mücadeleci Pope Julius II ile özellikle ilgisiz bir ilişkiye sahipti ve bir zamanlar Leo X için mermer bir cephede üç yıl çalışarak sadece Papa’nın projeyi birdenbire iptal etmesine neden oldu. Sanatçı daha sonra diğer papalarla daha keyifli ortaklıklar kurdu ve kilise yetkililerinin çok sayıda çıplak figürünü müstehcen ilan ettikten sonra “Son Yargı” adlı çalışmasını savunan Papa III. Paul onu ünlü bir şampiyon olarak duyurdu. Özellikle o dönemin Avrupası’nda sanatta baskının çok hissedilmesine ve kendisinin de her baskıya ses çıkarmasına karşın yaptığı muhteşem eserler ve daha güzellerini yapabilme ihtimali Michelangelo’ya bir nevi dokunulmazlık sağlamıştır. Çünkü eserleriyle sadece kendi adını değil tüm dünya heykelciliğinde ülkesinin de adını duyurmuştu. Michelangelo’nun eserlerini incelemeye dünyanın farklı yerlerinden insanlar geliyor, papa da o yüzden Michelangelo’ya çok baskı yapamıyordu.

5. En ünlü eserlerinden bazılarına kendi benzerini ekledi.

Michelangelo, eserlerini çok imzalayan bir insan değildi ve hatta birçok ünlü eserine de imza atmamıştır. Ancak kendi yüzündeki stilize tavırları tasvir etmeyi seven Michelangelo heykellerinde kendi yüzünden çok etkilendi. Fakat bu kendinden esinlendiği eserleri heykelin içerisine öyle bir yediriyordu ki dışarıdan çok da net belli olmuyordu kendi yüz çizgilerine benzediğini. Bu gizli kendinden portrelerden en ünlüsü, 1541 Sistine Şapeli freskinde bulunan “Son Yargı” eserinde yer alır; St. Bartholomew, yüzünün sanatçınınki gibi görünen bir yüzgeçli cildin bir parçası olduğunu farketti. Michelangelo, eserinde kendi yüzünü işleyerek kendini sözde Florentine Pieta’da Saint Nicodemus olarak gösterdi ve sanat tarihçileri, “St. Peter Çarmıhası” freskinde eserinin kendisi olduğunu çok geç farketmişlerdir. Her konuda farklı olmayı başarabilen Michelangelo eserlerini imzalamayıp yüzünü kendine benzetmesiyle de farklı bir imza anlayışını ortaya koydu.

6. Floransa İçin Surlar Tasarladı

1527 yılında yerli halk Floransa’daki iktidarı elinde bulunduran Medici ailesini devirdi ve yerine cumhuriyetçi bir hükümet kurdu. Medici Pope Clement VII’nin görevinde olmasına rağmen, Michelangelo cumhuriyetçi kanadı destekledi ve şehrin surlarının yönetmenliğini üstlendi. Üstlendiği her iş gibi bu işi de çok ciddiye alan Michelangelo surlar için gözetleme kuleleri tasarladı, surların geliştirilmesi için kapsamlı çizimler yaptı ve hatta surların duvarlarını incelemek için çevredeki köylere seyehat etti. Tasarımları daha sonra Papa’nın güçleri şehri geri almaya geldiğinde önemli bir engel olduğunu kanıtladı ve Floransa 1530 Ağustos’unda düşmeden önce kuşatma altında 10 ay yaşadı. Medici Pope Clement VII, bu yaptıklarından ötürü Michelangelo’yu kolayca hain olarak değerlendirebilirdi. Fakat tam tersini yaptı ve Michelangelo’yu tekrar işe aldı. Sanatçının Medici yönetimindeki Floransa’daki eserleri durgun kaldı, ve Papa 1534’te öldüğünde, Michelangelo Roma’ya dönmek için şehri terk etti. Bu dönemki durgunluğun ise Michelangelo’nun tekrar ayaklanmacılarla ortak iş yapmasından korktuğundan Medici Pope Clement VII tarafından yapılan baskı olduğu düşünülüyor. Bu dönemdeki eserlerinin güzel olmadığını kendisi de farkettiğinden ilk fırsatta kendini daha da hızlı geliştirebileceği bir yer olan Roma’ya attı.

7. Çok Başarılı Bir Şairdi

Michelangelo en çok görsel sanatçı olarak bilinir, ancak günümüzde de hala eserleri ilgiyle okunan saygın bir mektup adamıydı. Kariyerinin çoğunda heykeltraşlık yapan Michelangelo bir dönem de madencilik yaptı. Michelangelo’nun şiiri, geniş bir kelime oyunundan yararlanır ve seks ve yaşlanmadan bahseder. Şiirlerinde yaptığı kelime oyunlarıyla o dönem emsali görülmemiş bir yazım tekniğiyle şiirlerini kaleme aldığını söyleyebiliriz. Bu eserlerin hiçbiri yaşamı boyunca resmen yayınlanmamış olsa da, Roma’nın 16. yüzyıl edebiyatı arasında yaygın bir biçimde dolaşıyorlardı ve besteciler de bazılarını müziğe bile koyuyorlardı. Eserlerini kendi hayatı boyunca neden yayımlamak istemedi bilinmez ama 16. Yüzyıldan günümüze kadar olan dönemde hala İtalya’nın önemli şairleri arasında Michelangelo’nun ismi anılmaktadır. Buradan da çıkaracağımız sonuç Michelangelo’nun elini attığı her işi hakkıyla yapmasından kaynaklı şiirleri de heykellerindeki gibi iç duygularını yansıtan birer nesnelerdi.

8. Öldüğü Haftaya Kadar Çalışmaya Devam Etti

Michelangelo tam bir çalışma aşığıydı. En etkin yıllarının çoğunu Vatikan’daki Aziz Petrus Bazilikası’nın üretiminde geçirmesine karşın ölümüne kadar durmadan arı gibi çalışmıştır. Çok yaşlandıktan ve inşaat sahasına gidemeyecek hale geldiği durumda bile dışarıdan ya da yaptığı çizimlerden işi denetlemiş ve tasarımları güvendiği ustabaşılar aracılığıyla denetlemiştir. Tabii ki muhteşem bir mimar olan Michelangelo’nun gönlündeki en büyük sanat heykeltraşlıktı. Öldüğü haftaya kadar evinde heykeltraşlığa devam etti Michelangelo. 88 yaşında ölmeden sadece birkaç gün önce hala Meryem Ana’nın kollarında İsa’yı betimleyen sözde “Rondanini Pieta” üzerinde çalışıyordu. Birçok sanat tarihçi bu eserin muhteşem olabilecek bir eser olduğunu düşünüyordu. 88 yaşında olması sebebiyle bitirmeye vakti yetmediğinden bir umutla başladığı son heykeli yarım kaldı. 88 gibi dönemine göre çok büyük bir yaşta vefat eden Michelangelo bu uzun hayatı boyunca sayısız eser kazandırdı. Bu eserlerini ortaya çıkartmasındaki en büyük iki etkenden birisi ucu bucağı olmayan iç dünyasını dışarı yansıtmayı başarabilmesiyken bir diğeri ise durmak ve yorulmak bilmeden çalışmasıydı.

9. En Ünlü Eserlerinden İkisi Vandalizmin Kurbanı Olmuştur

1972’de, Laszlo Toth adlı akıl dengesi bozuk olduğu söylenen bir jeolog St. Peter Bazilikası’nda bir parmaklık fırlattı ve Michelangelo’nun ünlü eseri “Pieta” sına bir çekiç attı. Saldırı sonrasında Madonna’nın burnunu, ön kolunu, göz kapağı ve peçesinin bir kısmını kırıldı. Kargaşadan faydalanan bir Amerikalı turistin ise heykelin parçalarını kaçırmaya çalıştığı ise Vatikan tarafından göderilen restorasyon ekiplerince fark edildi. “Pieta” nın nihayet tekrar sergilenmesi için 10 aylık bir onarım periyodu geçirildi. Bu ünlü eser günümüzde kırılmaz cam bir tabakanın arkasından incelenebilmektedir. Bu olaya benzer bir başka olay ise 1991 yılında bir vandalın bir diğer ünlü eseri ”Davut” un sol ayak parmağının bir parçasını kırmasıyla yaşandı. Bu heykel de onarımdan sonra üst düzey korumaya alındı. Bu talihsiz vandallıklara rağmen eserler güzel bir şekilde onarıldı. Bu pahabiçilmez eserlerin yağmalanması çok kötü bir tecrübe olsa da 500 yıl önce yapılan bu eserlerin çoğunun sapasağlam varlığını sürdürmesi de Michelangelo’nun sadece tasarımda değil dayanıklılıkta da bir usta olduğunu ispatlar niteliktedir.

Kaynakça:
https://www.history.com/news/9-things-you-may-not-know-about-michelangelo

Yazar: Efe Cuma Yavuzsoy

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here