Mont-aux Kaynakları Nasıl Bir Yerdir?

Mont-aux Kaynakları

Çağlayanlarla kaplı muhteşem tepeler. Güney Afrika’daki Drakensberg sıradağlarında bulunan yüksek platonun sınırlarını çizer.

Güney Afrika’daki Drakensberg sıradağlarının kuzey ucunda dimdik tepelerden oluşan kavisli bir duvar, otla kaplı platoların üzerinden gökyüzüne yükselir. Amfiteatr ismiyle bilinen bu oluşum, hilal biçiminde bir kule görüntüsü verir ve 3200 metreyi aşkın bir zirvenin tepeden baktığı bataklık ve sis platosu Mont-aux Kaynakları’nın sarp kenarlarını oluşturur.

8055_montoux2Mont-aux Kaynakları, kristal berraklığında suların yeryüzüne çıktığı bir yerdir. Tugela Nehri buradan başlar, hafif bir eğilim boyunca ok gibi ileri fırladıktan sonra, olağanüstü güzellikte bir dizi vahşi çavlan ve şelaleye dönüşerek Amfiteatr’ın kenarlarından dökülür. 948 metrelik düşüş mesafesi, onu dünyanın ikinci yüksek şelalesi yapar.
İki Fransız misyoner bu dağa Mont-aux Sources (Kaynak Dağları) ismini verirken,bu kaynak sularından esinlenmiş. Sotho halkının dilinde ise buranın adı ‘Phofung’: Eland Diyarı. Eland, Güney Afrika’ya özgü bir antilop türü. Platoyu 1836 yılında keşfeden misyonerler, buranın bir kısmı Atlantik’e bir kısmı da Hint Okyanusu’na akan birçok büyük nehrin kaynağı olduğunu fark etmiş. Onlar dağa doğru ilerlerken rehberleri bir eland vurmuş ve yazdıklarına bakılırsa, aç ve yol yorgunu ekip bu antilobu ‘hemen kızartıp adeta yutmuş’.

Platonun sınırlarında iki büyük kaya çıkıntısı yer alır. Uzun, sivri bir dişi andıran Sentinel (Nöbetçi), 4 km 8055_montoux1uzunluğundaki Amfiteatr duvarının bir ucunu işaretler. Diğer uçta ise görkemli bir taş kaide. Listem Buttress (Doğu Payandası), aşağıdaki zümrüt yeşili vadinin üzerinden gizemli ve dingin bir biçimde uzanır. Geceleri haşin ve tehditkar bir atmosfer sunan Amfiteatr. Güneşin yükselmeye başlamasıyla birlikte ansızın çehre değiştirir ve yüksek surian, altın sansına dönüşür. Mont-aux-Sources’a tırmananları ise biraz ıssız olmasına rağmen “insanlar ya büyüleyici bir manzara bekler. Zirve, Drakensberg’in doğu sınırını kaplayan sarp kayalıklar üzerindeki diğer büyük zirvelerin baş döndürücü güzellikteki bir görünümüne sahiptir.Drakensberg ya ila Ejderha Dağları, bu ismi, bir zamanlar burada yaşadığına inanılan ateş nefesli ejderha hikayesinden alır. Dağ sırası, 150 milyon yıl önce gerçekleşen bir volkanik püskürme sonucunda oluşmuştur.

Yer kabuğundaki çatlaklardan fışkıran erimiş lavlar soğuduktan sonra, daha sonraki lav ifrazatının altında kalmıştır. Yanardağ patlamaları sona erdikten sonra yer 1500 m kalınlığa ulaşan katılaşmış lav tabakası Güney Afrika’nın büyük bir bölümünü kaplar. Su ve rüzgârın o tarihten sonra başlayan aşındırıcı etkisiyle vadiler ve koyaklar oluşurken, bir yandan da gökyüzüne uzanan kaya oluşumları ortaya çıkmıştır.

Drakenberg koyak ve geçitlerinde zaman zaman yankılanan gürültülü feryatlar, burada yurtlanan ve insana çok benzeyen kanyon Babunlarına aittir. Bu çağrılar, 15 ile 100 arasında değişen üyeye sahip babun ailelerinin geri kalanlarına yapılmış bir tehlike uyarısıdır aslında. Babunlar buna derhal tepki verir. Dişi ve gençlerin öncülüğünde yüksek düzlüklerde dolaşır bu arada da sık sık uyarı çıglıkları atarlar. Yine de baş düşmanları leoparla karşılaşırlarsa sert ve ani bir çıkış yapabilir, taşlı saldırıya geçebilir ve yağmacı, geri adım atıncaya kadar üzerine yürüyebilirler. Bir grup Boer Voortrekkers 1837 yılında Drakenberg’in Mont-aux Source yakınlarındaki eteklerinden aşağı indi. Afrika’daki Hollandalı yerleşimcilerin (Boer) torunları olan Voortrekkens (ileri öncüler) Cape Kolonisi’ndeki İngiliz kurallarından hiç hoşlanmadı ve kendi dilleri, hayat tarzları ve dinlerinin geçerli olduğu bir Afrika devleti kurabilecekleri boş topraklar aramaya başladı.

ZD YouTube FLV Player

Kaynakça:
BBC

Yazar: Tuncay Bayraktar