Nayilik Edebi Akımı

Okuma Süresi: 6 Dakika  | Yazdır

Hayatın en canlı yansıması olan edebiyat sanat, değişimin en canlı gelişim alanıdır. Edebiyatçılar, sosyal hayatta meydana gelen çeşitli değişiklikler karşısında takındıkları tavırla hem topluma ışık tutarlar hem de onu yansıtan bir ayna olurlar.Geçimişten günümüze de Türk edebiyatının en hızlı değişimler geçirdiği dönem şüphesiz Batı tesirindeki Türk edebiyatı devridir.Edebiyatımızda Tanzimat Devri’yle başlayan özünü bulma arayışları karşımıza çeşitli edebi hareket ve gruplar çıkarmıştır.Özellikle II. Meşrutiyet’ten sonra daha hızlı ve hararetli bir hal alan yerlileşme arayışının yansımalarından biri de Nayicilik akımı olarak karşımıza çıkar. Nayiciler, gerçek Türk edebiyatının üslup,içerik ve zihniyet olarak 13.yüzyıl Anadolu’sunda eser veren Mevlana ve Yunus ekolünün yeniden geliştirilip günümüze uyarlanmasını savunmuşlardır. Nayi, kelime manası olarak ney üfleyen-çalan (neyzen) anlamına gelir. Nayiciler bu adı, bir simge olarak Mevlana devri lirizm ve edebiyatını çağrıştırsın diye seçerler. Edebiyatımızda ‘Nayiler’ olarak anılan bir grup genç edebiyatçının şekillendirdiği bu hareket öne sürdüğü fikirlerin havada kalması ve sağlam bir ortak fikirden mahrum olmaları sebebiyle pek karşılık bulamamış , edebiyat tarihimizde kısa süreli sönük bir özünü arayış akımı olarak tarihin tozlu raflarındaki yerini almıştır.

Nayiler

Kuruluş fikrini tam olarak kimin ortaya koyduğuna dair farklı açıklamalar olan Nayiler akımı, Fecr-i Ati hareketi içinde yer alan bir sima olan Şahabettin Süleyman’ın öncülüğünde, Safahat-ı Şiir ve Fikir, Nihal, Rübab, Kehkeşan gibi dergiler etrafında gelişme göstermiştir.Topluluğun fikir babası konusunda Sadık Tural, Yahya Kemal’i ortaya atar . Tural’a göre o sıralar Fransa’dan henüz dönen Yahya Kemal, kökleri Anadolu merkezli olan bir Türk edebiyatı arayışıyla ortaya değişik fikirler atmaktaydı, nitekim Nev-Yunanilik akımı da bu arayışın eseri olarak neşvünema bulmuştur. Şahabettin Süleyman’ın akıl hocalığını yaptığı Nayiciler Hareket’i içerisinde Hakkı Tahsin, Yakup Salih, Hasan Sait,Halit Fahri Ozansoy,Orhan Seyfi Orhon,Yahya Saim,Selahattin Enis,Ali Naci Karacan,Tahsin Nahid, Safi Necip gibi isimler yer almaktaydı. Nayiler’e ayrıca Nesl-i Ati yani ‘geleceğin nesli’ hareketi denilmiştir ki bu tabir Fecr-i Ati hareketine bir nazire ve nispetti.

Nayiciler yeni ve milli bir edebiyatın Anadolu’nun 13. yüzyılından devşirilerek ortaya konulacağı iddiasını savunuyordu. Nayicilere göre 13. Yüzyılda Mevlana ve Yunus Emre’nin eserlerinde kullandığı dil en temiz ve anlaşılır Türkçe’ydi. Kullandıkları üslup son derece zarif ve estetikti.Duyuş ve söyleyişteki coşku eserlerin tamamında mistik ve esrarlı Anadolu bilgeliğinin tezahürüydü. Şahabettin Süleyman, Sefahat-ı Şiir ve Fikir dergisinde (1914 s.1) “Nayiler,Yeni Bir Gençlik Karşısında” başlıklı makalesiyle toplulouğun savunduğu fikirler hakkında detaylı olarak açıklamalarda bulunuyordu. Şahabettin Süleyman bu makalesinde, ahenk unsuru olarak vezin ve müzikalite dışında süslü yollara ihtiyaç duyulmadığını belirterek edebiyatta sadeliği esas ilke olarak savunduklarını dile getiriyordu. Süleyman, yeni bir edebi anlayış olarak kendi fikirlerini takip eden gençleri şöyle tanımlıyordu:

“Bugün yeni bir zümre-i güzide-i sebâb (gençlerden seçkin bir zümre) nayî kelimesinin etrafında toplanmıs, yeni bir meslek-i edebî ile hayat-ı matbûata atılıyor. Filhakika Nayiler lafzı yabancılara bir şey ifade etmezse de bu, bence en manidar, en zîhayat, en ziyade rûh-ı esâsî-i Türkî ile mümtezic bir kelimedir… Su dakikadan itibaren yeni bir meslek-i edebî, tarih-i edebiyata ayak basıyor. Gençliğin humma-yı sanatla, menfaat beklemeyen humma-yı sanatla çırpınması,bence âti için en büyük ümittir. Sanatın en büyük simalarını, en büyük mekteplerini bu ask-ı menfaat- nâ-endis tevlid etmiştir. Nayiligin bu suretle pek büyük terakkiye mazhar olmasını temenni eder ve takdis eyledigim Fecr-Âti’ye mensup olmasaydım, o neslin Osmanlı edebiyatına ciddi hizmetler ifa ettiğine kâni bulunmasaydım yeni gençliğe iltihak etmek hususunda bir saniye tereddüt etmezdim (Sehabettin Süleyman, 6 Mart 1914).”

Şahabettin Süleyman, ortaya koyduğu Nayi hareketi mensubu genç sanatçılarını da adeta vazife taksimi yaptırmışçasına tasnif ediyor, edebiyatı bütün cihetlerden bir uğraş olarak görerek çok yönlü bir çalışma içinde olan Nayicileri şöyle tasnif ediyordu:
“Halit Fahri, sark masallarını Nayi bir şekil ve ifadeyle tespite çalışırken,ötede Selahattin Enis, “hakikiyyun” mesleğini, Hakkı Tahsin esatir-i sarkıyeyi, Enis Behiç, Hıfzı Tevfik ve Orhan Seyfettin asr-ı ahir hislerini, Yakup Salih fantezilerini, Safi Necip, Maupassant tarzı-ı tahkiyesini aynı lisanla nakle uğraşıyorlar.”

Görüldüğü gibi Süleyman, doğu masallarından son dönem olarak ifade ettiği 20. Yüzyılın his dünyasına kadar geniş bir yelpazede başarılara imza atan bu gençlere ait eser örnekleriyle bu gençlerin edebiyat sahasında çığır açtığını iddia ediyordu. Nayiciler kendilerine daha çok Mevlana devri, Anadolu edebiyatını çağrıştıran ‘ney’ sembolüyle isimlendirse de Mevlevilik tarikatıyla doğrudan bir rabıtaları yoktur.Onlar Mevleviliğe sanat edebiyat ve duyuş dünyası bakımından bağlanmışlardır. Mevleviliği orijinal ve zengin duyuların dili yeni , milli bir edebiyatın kaynağı olarak görürler.

Nayilik hareketine ilham olan akım ve faktörlerden biri de – kimilerine göre en mühimi- Nayilik hareketinin ortaya çıktığı sıralarda son derece popüler olan Sembolizm akımıdır.Sembolizm akımının teori babalarından olan Paul Verlaine göre şiir her şeyden önce mistik bir iç sestir. Şiiri değerli kılan şey ifade ettiği sembolü hissettiren müzikalitedir. Verlaine’nın bu görüşleri Nayicilerde de Mevlana ve Yunus’un eserlerinde en güzel şekilde örneklerine rastladığımız müzikalite unsuru olan ‘neyi’ bu hareketin mütemimcüzü olarak görmüşlerdir. Neyiler hareketinin öncülerinden olan Şahabettin Süleyman, Mevlana devri edebiyatındaki bu müzikaliteyi “aheng-i derûni” tabiriyle ifade etmiştir. Nayi, kelimesi kısa süre sonra edebiyat çevleri tarafından tehzil amaçlı olarak ‘enayiler’ şeklinde ifade edilir olmuştur. Enayiler tabirini ilk olarak kullanan, Yusuf Ziya Ortaç’ın kendisine ait olan Akbaba dergisindeki hatıralarında yazdığına göre Cenap Sahabettin’dir. Nayi Topluluğu, ortaya attığı onca iddialı fikre rağmen esaslı bir alt yapıya ve kadroya sahip olmadığı için, kısa bir süre içerisinde dağılmıştır. Nayiliğin sönük kalmasında Milli edebiyat hareketinin ve Birinci Dünya Savaşının getirdiği siyasi havanın etkisi göz ardı edilemez. Nayi topluluğu dağıldıktan sonra bu edebi akım içerisinde yer alan şahsiyetler Şairler Derneği, Hecenin Beş Şairi gibi milli edebiyat hareketi içerisinde yer alarak Cumhuriyet Dönemi’nde de eser vermeye devam etmişlerdir.

Kaynakça:
wikipedia.org/wiki/Nayiler
evvelcevap.com/nayiler-hakkinda-bilgi/

Yazar: Erdal Uğur