Need For Speed’in Tarihçesi: 1995′den 2013’e NFS Tarihi

Sayfayı Yazdır

15 yıldır aralıksız devam eden Need For Speed akımına bir yerinden kapılmamış olanımız yoktur sanırım. NFS deyince adı üzerinde hız ve adrenalin akla gelir. Bu seri yıllar içinde çok farklı şekillerde devam ettiyse de özünü kaybetmediği zamanlarda en şaşalı dönemlerini yaşadı. Bu yazımda sizlere aklımda kaldığı kadarıyla seriye ait izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. Eğer sizin müptelası olduğunuz bir NFS oyununu kıyasıya eleştirirsem bana kızmayın, zevkler-renkler meselesidir çünkü…

[NFS 1] The Need For Speed – SE (1995): Oyunun başlangıcıydı. Yıllar boyu sürecek olan bir akımın ilk meyvesiydi bu oyun. İlk olarak 1994 yılında 3D0 konsoluna çıktı ve daha sonra PC’ye uyarlandı. PC versiyonu birçok hata barındırıyordu ve kısa süre sonra Special Edition(SE) versiyonu çıkartılarak oyun tam manasıyla kendini göstermeye başladı. O zamanlar Screamer diye bir rakip araba yarışı daha vardı ama NFS’nin rüştünü ispat etmesi çok sürmedi ve 7’den 77’ye birçok kişinin gözdesi oldu. O dönemde pek alşık olunmayan benzersiz bir oyun keyfi yaşatıyordu. Bunu yaparken de dönemin en iyi spor otomobillerini kullandırtıyordu. O dönemde simsiyah bir Lamborghini Diablo’yu kullanıp da hastası olmayan yoktur sanırım. Oyun gerçekten iyiydi ve trafikte araç sollama olayını başlatan video oyunudur. Bunun yanında verdiği hız hissi de hiç fena değildi. Bence o dönemde yapılmış en başarılı oyunlardan biriydi kesinlikle.

[NFS 2] Need For Speed II – SE (1997): NFS ikinci oyunuyla kendini aştı desek yeridir. Üç boyutlu harika grafikler ve son model otomobillerle insanları kendine hayran bıraktı. Bu da yetmiyormuş gibi SE versiyonunu çıkartarak 3DFX kartlarına destek verdi ve özel efektlerin görüntülenmesini sağlayarak PC oyunculuğunda bir bakıma çığır açmış oldu. 3DFX’in yaptığı görsel değişiklik ve görüntüdeki akıcılık o kadar iyiydi ki, insanlar bu deneyime kayıtsız kalamadı; kısa sürede çok popüler hale geldi. Hatırlıyorum da Avustralya’da müthiş hızlı turlar atardık, hele ki oyunu bitirince açılan FZR2000 diye bir araba vardı; uçardı resmen. Fakat bu oyunla NFS serisinde en çok eleştrilen noktalardan biri olan virajda bariyerlere çarparak fazla hız kaybetmeden dönme olayının ilk tohumları atıldı. Bu gerçekçilik önünde gelecekte engel olacak en büyük etmenlerden biriydi bence. Ama oyunda karlı yollarsan mistik tapınaklı yollara neredeyse herşey vardı, müzikleriyle, grafikleriyle, rakiplerin mücadele gücüyle hepsi çok dengeliydi ve son derece zevkli bir oyundu.

[NFS 3] Need For Speed III – Hot Pursuit (1998): Oyun budur dedirten, NFS serisinin zirvesidir. Bu oyun kadar zevkli başka bir oyun daha ne zaman yapılır bilmiyorum. Polisten kaçmak deseniz kralı vardı oyunda, son model spor otomobiller deseniz Corvette’den tutun Mercedes’lere, Ferrari Maranello’dan tutun Italdesign Scighera’ya herşey vardı oyunda. Grafik olarak da daha çok yaygınlaşmış olan 3DFX Voodoo kartların sonuna kadar zorlandığı dehşet görüntüler sunuyordu. Her şeyiyle dört dörtlük bir oyundur bana göre; oyunu yıllar sonra internetten oynadığım bile olmuştur. 2010 oyunlarında bile lagdan doğru düzgün net bağlantısı sağlanamazken, NFS 3’ü sıfır lag harika biçimde oynardık netten hem de o zamanki bağlantılarla. Rocky Pass yolu vardı çok iyi hatırlarım; fazla geniş olmayan virajlı bir dağ yoluydu. İnanılmaz keyif aldığım sürüşlerim olmuştur orada, dört dörtlüktü herşey.

[NFS 4] Need For Speed – High Stakes (1999): High Stakes için olumlu şeyler söylemek güç gerçekten. Çok büyük farklılık getirmeyip öncekilere benzer şeyler sunuyordu. Araçların dönüşleri hiç gerçekçilik hissi uyandırmıyor aksine insanı oyundan soğutuyordu. Oyunun grafikleri de Nfs 3’ten sonra büyük bir yenilik getirmemişti doğrusu. Severek oynamadığım ama yolların, mekanların güzel tasarlandığı ortalama bir oyun olmuştur bana göre. NFS serisinin duraklama dönemi denilebilir.

[NFS 5] Need For Speed – Porsche Unleashed (2000): Birbirinden güzel Porsche’lerin olduğu hatta neredeyse 2000 yılına kadar çıkmış tüm Porsche modellerini görebileceğiniz yegane oyundur kendileri. Grafik olarak çok şey vaadetmese de ses efektleri ve sürüş dinamikleri bakımından yapılmış en iyi Nfs oyunlarından biridir kesinlikle. Oyunda bir sadelik-tekdüzelik vardı. Yani mekanlar sanki birbirini tekrarlıyordu ve çoğu zaman haddinden fazla geniş havaalanı gibi mekanlarda sürüyorduk arabalarımızı. Fakat oyundaki gerçekçi sürüş dinamikleri sayesinde uzun süreler zevkle oynanan bir oyun  haline gelmiştir.

[NFS 6] Need For Speed – Hot Pursuit 2 (2002): Grafiksel açıdan Nfs’yi o dönemde bir çıta daha yukarıya taşıyabilmiş olan oyundur. Polisten kaçma mücadelesi ve yüksek kaliteli son model araç modellemeleriyle zevkli anlar yaşatıyordu. İçerik açısından önceki serilerin bir tekrarı olsa da grafiklerinin kalitesi ve otomobillerin çeşitliliği yeterli seviyedeydi. Özellikle Lamborghini Murcielago bu oyunda bir başkadır, tadı birçoğumuzun damağında kalmıştır eminim. Otomobil her yönüyle her hareketiyle harika gözüküyordu.

[NFS 7] Need For Speed – Underground (2003): Nfs serisinde farklı birşeyler denenmişti ve başarılı olunmuştu. Otomobilleri modifiye ederek rüyalarımızı süsleyen araçlarla sokaklarda takılıyorduk. İlla bir pistte yarış yapmak zorunda değildik, free roam olayıyla şehir içinde istediğimiz gibi takılıyor cakamızı satıyorduk. Oyun kendisinden beklenilen grafik kalitesini pek  yakalayamamış olsa da modifiye çıldınlığına ilk adım olarak büyük bir yenilik getirmişti. Online moduyla birçok insanı kendine aşık hale getiren oyun, Nfs serisinin en ağır toplarından biri haline gelmiştir ve kesinlikle öyle kalacaktır.

[NFS 8] Need For Speed – Underground 2 (2004): İşte underground kavramının zirve noktasıdır bu oyun. Çok iyi grafiklerle yeniden harmanlanan oyun bu sefer ilave modifiye seçenekleri ve harika yollarıyla insanlara büyüleyici bir mekanda otomobil dansı yaptırıyordu. Havalı süspansiyonlarla araçları zıplatıyor inanılmaz akrobasi hareketleri yapıyorduk. Online modu da harika olan oyuna deliler gibi bağlanmıştık. Oyunun sürüş dinamikleri gerçekten Nfs serisine yakışır nitelikteydi fakat geçmişten beri gelen duvara çarparak dönme sıkıntısı devam ediyordu. Öyle ki 300 km hızla ilerlerken viraj dışındaki bariyerlere çarparak normalde o hızla dönülmesi imkansız olan bir virajı sadece 250km gibi bir hıza düşerek duvardan sürte sürte alabiliyorduk. Oyunun gerçekçiliğini baltalayan bu faktör belki de gerçek bir efsane olma yolunda oyuna vurulan en önemli darbeydi. Yine de çok oynanan harika bir sokak yarışı oyunuydu.

[NFS 9] Need For Speed – Most Wanted (2005): Most Wanted’da herşey vardı. Çok fazla bahsetmeye gerek yok sanırım. Oyun grafiksel olarak mükemmel ötesi, sürüş dinamikleriyle başarılı, sesleriyle harika ve oyun modlarıyla vazgeçilmezdi. Birçoğuna göre serinin hala en iyi oyunudur. Bana göre Nfs 3’tür hala. Bence serinin en iyi oyunu olmasa da en iyi üç oyununun içindedir kesinlikle. Underground değişikliğinden sonra Nfs’nin özüne dönerek şehir içi free roam güzelliğini de eklediği şaheser bir oyundur. Nfs serisine bu oyuna benzer daha gelişmiş özelliklere ve oyun modlarına sahip bir ilave yapılırsa kesinkle çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Fakat bunu yaparken Undercover’daki gibi daha vasat hale getirmeyip kesinlikle kendilerini aşacak şekilde yapmaları gerekir.

[NFS 10] Need For Speed – Carbon (2006): Çok eleştrilse de bence Nfs serisine farklı bir soluk getiren güzel bir oyundu Carbon. Özellikle Canyon Drift olayı, Japonlardan kalma bir drift alışkanlığı olsa da oyuna güzel bir hava katmıştı. Gece zifiri karanlıkta farların aydınlabildiği kadar önümüzü gördüğümüz yolda hızla ilerlediğimiz değişik bir deneyimdi. Bence sırf drift modları için bile mutlaka denenip oynanaması gereken oyunlar arasındadır. Drift hariç oyunun kariyer modunu çok beğendiğimi söyleyemem, Underground’un bir başka versiyonu gibi olmuş ama yine de hem grafiksel olarak hem de oynanış manasında önceki serilerden farklı birşeyler katabilmiştir. Sırf bu yüzden çok eleştiremeyeceğim bir oyundur fakat yine de Nfs’nin gerileme dönemine girme sinyallerini verdiği oyun olması açısından tarihteki yerini almıştır.

[NFS 11] Need For Speed – ProStreet (2007): Saçmalıktan başka birşey değil. Yazdıkça daha ağır eleştrilerde bulunacağımdan fazla kötülemek de istemiyorum. O kadar reklamı yapıldı sansasyonel hale getirildi çıkışı ama oyun çok vasattı gerçekten. Hiçbir yönden beni tatmin etmedi, grafikleri bile iyi değil. Otomobillere parçalanma eklediler ama onu da batırdılar. Çok çok kötü bir oyun olup Nfs serisinin yüzkarasıdır bu oyun.

[NFS 12] Need For Speed – Undercover (2008): Yani eğer bir yenilik getirmeyeceksen ve Most Wanted’ın senaryosunu aynen alacaksan en azından oyunu Most Wanted kadar iyi yapman gerekir. Ama gelin görün ki ne bir atmosfer ne bir grafik kalitesi, hiçbiri Most Wanted’a yanaşamıyor bile. Seneler sonra nasıl önceki seri oyundan daha kötüsünü yapabiliyorlar ve işin daha ilginci bunu nasıl reklam malzemesi yapıp insanlara allayıp pullayıp sunabiliyorlar. Akıl alacak iş değil gerçekten. Pro Street faciasından sonra insanlar EA’nın akıllanıp çok daha iyi bir oyun yapmasını beklerken daha da kan kaybedildi. Oyunda hoşuma giden hiçbir şey olmadı desem yeridir.

[NFS 13] Need For Speed – Shift (2009): Nfs geçtiğimiz sene ciddi bir değişime giderek artık seride klasikleşen sokak yarışı formatından çıkarak oyunu pist yarışı modeuna soktu. Bunda 2008’de çok büyük başarı yakalayan GRID’in etkisi olduğunu düşünmeden edemiyorum. Peki yeni Nfs pist yarışı olarak nasıl olmuş? Bence güzel olmuş. En başta oyunun grafikleri beni benden aldı diyebilirim. Hep harika grafiklere sahip olup hem de sistemi fazla kasmaması bir ayrı güzelliği olup, EA’nın artık optimizasyon konusunda da ilerleme katettiğini düşünmeme neden oldu. Bunun haricinde oyundaki sürüş dinamikleri de çok gerçekç, kesinlikle en gerçekçi sürüşe sahip Nfs oyunu olmuş. Ama gelin görün ki oyun kontrolleri olması gerektiğinden çok daha fazla hassas, yani eğer bir direksiyonunuz yoksa klavye veya gamepad’le bile oynamak işkence halini alıyor. Gamepad analogunu azıcık oynatmanızda araç çok ani tepki veriyor ve bunu kontrol ayarlarından da pek fazla değiştiremiyorsunuz. Fakat yine de benim en beğendiğim Nfs oyunlarından biri oldu. Oynamayanlara tavsiye edebilirim kesinlikle. Özellikle Spa’da yarışmak çok zevkli oluyor.

[NFS 14] Need For Speed – World Online (2010): Bu oyun tamamen rank sistemiyle online olarak düşünülmüş bir sisteme sahip. Oyunda grafik namına pek birşey göremiyoruz. Geniş bir haritamız mevcut ve çeşitli plot noktalardan birini seçerek oradaki kişilerle sokak yarışına giriyorsunuz. Underground 2 grafiklerine benzer şekilde basit yarışlar yapıyorsunuz. Yolları da önceki Nfs serilerinden alıntılamalar şeklinde oluşturulmuş hissi veriyor. Çok ahım şahım bir oyun diyemeyiz fakat güçlerine göre sokaklarda trafik içerisinde hareketler yapıp diğer oyunculara artislik yapıp keyif almak için ideal bir oyun. Fakat benim için en önemli noktalardan biri olan grafiksel yönden tatmin edici bulmadığımdan fazla beğendiğim bir oyun olmadı malesef.

[NFS 15] Need For Speed – Hot Pursuit (2010): Arcade türünde uzun süredir bekleneni tam olarak veremeyen NFS serisi, Hot Pursuit kovalamacasının 2010 versiyonuyla olarak karşımıza çıkıyor. Polis kovalamacasına yüksek bir dozla geri dönen oyun özellikle sürüş dinamikleri ve grafikleriyle insanlara beklediği NFS arcade tadını fazlasıyla verdi. Gerçekten başarılı olan bu oyunda, geniş yollarda birçok farklı türde inanılmaz mücadelelere giriyoruz. Oyunun multiplayer tarafı da çok kuvvetli olunca, oynama süresi iyice artıyor ve birbirinden güzel araçlarda kıyasıya rekabetlere giriyoruz. Online olarak 3 aydan fazla oynadığım bir oyun olmuştur Hot Pursuit. Oyundaki görsel ve ses efektlerinin kalitesi gerçekçiliği artırırken yollardaki kestirmeler rakiplerin önüne geçebilmek için önemli bir avantaj haline geliyor. Tadı damağımda kalan onlarca online mücadele yaşadığım bu oyun ile NFS arcade türünde geri dönmeyi başardı diyebilirim kesinlikle.

[NFS 16] Need For Speed – Shift  2 Unleashed (2011): Shift ile simülasyon dünyasına giriş yapan NFS serisi, yakaladığı başarılı satış grafiğiyle serinin devamını getirmekte tereddüt etmedi. Oyundaki seslerin gerçekçiliği konusunda bence dünyanın en iyisi olan oyun, iç kamerada virajlarda kaskın sağa sola dönmesi ve güzel grafikleriyle gerçekçiliğin sınırlarını zorlayan bir yarış deneyimi sunmayı başardı. Özellikle hasar modellemesi bakımından tartışmasız en iyi NFS olan oyun, sürüş dinamikleri açısından beni çok tatmin etmese de ortalamanın üzerinde bir performans sergiliyor. Menü sistemi ve kasvetli müzikleriyle yine pek başarılı bulmadığım oyun, hafif simülasyon tadında sıkı mücadelelere girmek isteyenler açısından eğlenceli bir oyun olacaktır. Online tarafının da kuvvetli olması mücadele seviyesi ve oynanış süresini artıran etmenler arasında.

[NFS 17] Need For Speed – The Run (2011): 2010 yılında çıkardığı Hot Pursuit arcade oyunuyla atağa geçen seri, The Run ile yine çöküşe geçiyor. EA’ya da hak vermemek elde değil, malzeme bitti; elde olanla yürümek de bir yere kadar. Bu sefer farklı birşey denemek isteyen yapımcı, oyunun içerisine aksiyon sahneleri katarak insanları yarıştan kopartıyor ve başrol karakterimizin polislerden kaçış mücadelesine bizi de ortak ediyor. Araya giren kaçış sahnelerinde tuşlara gereken zamanlarda basarak, karakterin biryerden atlamasına veya biryeri kırarak kaçmasına yardım ediyoruz. Bu noktada yarış oyunuyla ne alakası var diyebilirsiniz, haklısınız da… Sürüş dinamikleri ve grafikleriyle de iki yıl öncesine geri dönen oyunda güzel olan tek şey seslerin gerçekçiliği. San Francisco’dan New York’a kadar bir mücadelenin içerisinde ilerliyoruz. Oyuna başladıktan 3 saat sonra zor seviyede bitirmiştim. Yani oldukça kısa oynanış süresine sahip olan oyun, multiplayer tarafıyla bu eksikliğini gideriyor olsa da pistlerin pek güzel olamayışı ve kendini tekrar eden yerlerde 2 sene öncesinin grafikleriyle mücadele etmek insanlara pek tat vermedi diyebiliriz.

nfs18[NFS 18] Need For Speed – Most Wanted (2012): Hot Pursuit’teki yeniden canlandırma operasyonuna benzer olarak, 2012 yılında NFS serisinin en çok beğenilen oyunlarından biri olan NFS Most Wanted yeniden yorumlanarak piyasaya sürüldü. Bir çok kişi elbette bu efsane serinin devamı olarak, çok iyi grafikli, güzel senaryolu ve çok iyi kontrollere sahip bir oyun bekliyordu. Fakat EA yine şaşırtmadı ve genel olarak vasatın biraz üzerinde oyunla karşımıza çıktı. Öncelikle oyunun grafiklerinin ve seslerinin her zaman ki gibi çok iyi olduğunu belirtmeliyim. Fakat oynanış ve senaryo konusunda aynı şeyleri söylemek pek mümkün değil. Şayet senaryo, yarıştıkça zorlaşan ve kazandıkça iyileşen super otomobilleri kazanmanızdan ibaret. Eski oyundaki blacklist yarışlarından eser yok. Polis kovalamaları ise, çok kötü değil ve yapay zeka yerinde bir mücadele sergileyerek insanı zaman zaman zorlayabiliyor. Çok büyük bir haritanız olmasa da yeterli çeşitlilikte mekan sunan yapısı ile, genelde şehir içi mücadelesi şeklinde oyunu rahatlıkla tamamlıyorsunuz. Online kısmı nispeten daha keyifli olan oyunda kontroller konusunda hot pursuit’e benzeyen fakat daha az zorlayan bir yapı mevcut. Yani duvarlara çarparak pek fazla hız kaybetmeden virajları dönebilmek ne yazık ki mümkün. Bu haliyle tam bir arcade yarış oyunu olduğunu söyleyebiliriz. Şayet oyun beklentilerimin oldukça altında çıktığından verdiğim paraya biraz acıdım doğrusu. Bunun bir nedeni de, oyun piyasaya sürülmeden önce çok fazla reklamı yapılıp şişirildiğinden genel beklentinin de yüksek olmasıdır. Umarım bundan sonraki oyunda durumu toparlamayı başarırlar diyelim.

Not: Wolrd Online ile beraber 2010 yılında çıkan bir diğer oyun olan NFS Nitro’yu PC platformunda bulunmadığından listeye eklemedim. Oyun sadece Nitendo Wii ve mini el konsolu olan Nitendo DS’e yönelik olarak piyasaya sürüldü. Bu oyunun gayet keyifli olduğunu ve iyi satış rakamlarına ulaştığını da ekleyeyim.

NFS Tarihi Videosu: 1994-2011

ZD YouTube FLV Player

Yazar: Hüseyin Gürsoy