Öğrenme Biçimleri Hakkında Genel Bilgiler

Okuma Süresi: 6 Dakika  | Yazdır

Öğrenme,

yeni bir bilgiyi edinme veya mevcut bilgiyi, davranışı, beceriyi, değerleri veya tercihleri deneyimlere göre değiştirme ve pekiştirme eylemidir. İnsanların, hayvanların, bitkilerin ve bazı makinelerin öğrenme kabiliyetleri vardır. Öğrenme hemen gerçekleşmez, önceki bilgilere dayanır ve zamanla biçimlenir. Bu nedenle, öğrenme, olgusal ve işlemsel bilgilerin bir araya yığılması değil, bir süreç olarak görülmelidir. Öğrenme, organizmada bazı değişiklikler gerçekleştirir ve bu değişiklikler göreceli olarak kalıcıdır.

İnsanın öğrenmesi, eğitime, kişisel gelişime, okula veya öğrenimin bir parçası olarak deneyime dayalıdır. Amaç odaklıdır ve motivasyonla desteklenir. Öğrenmenin nasıl gerçekleştiği üzerine yapılan çalışmalar, eğitim psikolojisi, nöropsikoloji, öğrenme teorisi ve pedagojinin kapsamına girer.

Birçok hayvan türünde görüldüğü gibi, öğrenme, alışkanlığın veya klasik şartlandırmanın bir sonucu olarak veya nispeten akıllı hayvanlarda görülen oyun gibi daha karmaşık aktivitelerin bir sonucu olarak da ortaya çıkabilir. Öğrenme, bilinçli olarak veya bilinçsiz olarak gerçekleşebilir. Yaşanan istenmeyen bir olayın sonucunda kaçınılmasının mümkün olmadığının öğrenilmesi, “öğrenilmiş çaresizlik” olarak adlandırılır. Doğum öncesinde, prenatal aşamada, gebeliğin 32. hafta gibi erken bir evresinde, merkezi sinir sisteminin gelişmesi sırasında öğrenme ve bellek oluşmaktadır.

Bağlantılı olmayan (non-associative) öğrenmede, uyarıya tekrar tekrar maruz kalınması durumunda, tepki verme şiddetinde azalma ortaya çıkar. Bağlantılı olmayan öğrenme alışma ve duyarlılaşma olarak ikiye ayrılır:

– Alışma (habituation), bir uyarıya verilen tepki tekrarlandıkça yanıtın gücünün veya yanıt olasılığının azaldığı bağlantısal olmayan bir öğrenmedir. Örneğin, küçük kuşların bulunduğu bir kafese, doldurulmuş bir baykuş konulduğunda, kuşlar başlangıçta buna tepki verirler. Daha sonra bu tepki giderek azalır. Eğer başka bir doldurulmuş baykuş getirilirse (ya da aynı baykuş kaldırılır ve yeniden konulursa), kuşlar yeniden tepki verirler. Alışkanlık, hayvanlarda olduğu gibi bitkilerde de, örneğin “Mimosa pudica”da da görülmektedir.

– Duyarlılaşma (sensitization), yanıtın aşamalı olarak artışının, bir uyarımın tekrar tekrar uygulanmasını izlediği bir bağlantılı olmayan öğrenmedir. Örneğin, bir kişi sürekli olarak kolunu ovarsa, periferik sinirlerin tekrarlanan tonik stimülasyonu sonucunda önce bir ısınma ve giderek acı veren bir yanma hissi oluşur. Acı, uyarımın zararlı olduğunu bildiren, periferik sinirlerin aşamalı olarak artan sinaptik tepkisinden kaynaklanır.

Bağlantılı (associative) öğrenme, bir insanın veya bir hayvanın iki uyaran arasındaki ilişkiyi öğrenmesidir. Klasik şartlandırmada, nötr bir uyaran, bir refleksle tekrar tekrar eşleştirilerek ortaya bir tepki çıkarması beklenir. En tanınmış örneği Ivan Pavlov ve köpekleridir. Edimsel (operant) şartlandırmada ise sonuç, ödüllendirilmiş veya cezalandırılmış bir davranışın, aynı uyaranın varlığında meydana gelme sıklığının ve / veya biçiminin değişmesidir.

Aktif (etkin) öğrenme, kişinin öğrenme deneyimi kendi kontrolu altındaysa oluşur. Bilgiyi anlamak öğrenmenin ana unsurudur. Öğrencilerin neyi anladıklarını ve neyi anlamadıklarını değerlendirebilmeleri önemlidir. Böylece, konulara hangi ölçüde hakim olup olmadıklarını görebilirler. Aktif öğrenme, öğrencileri bir iç diyaloğa teşvik eder. Bu ve diğer meta-bilişsel stratejiler çocuğa zamanla öğretilebilir. Üstbiliş (metacognition) üzerine yapılan çalışmalar aktif öğrenmenin değerini kanıtlamış ve bunun sonucundaki öğrenmenin daha üst bir seviyede olduğunu göstermiştir. Ayrıca, öğrencilerin, sadece nasıl öğreneceklerini değil, neyi öğreneceklerini de kontrol edebilmeleri daha teşvik edici olmaktadır. Aktif öğrenme, öğrenci merkezli öğrenimin anahtar özelliğidir. Tersine, doğrudan bilgilendirme ve pasif öğrenme ise , öğretmen merkezli öğrenmenin (geleneksel eğitimin) özellikleridir.

Gözlemle (observation) öğrenme, başkalarının davranışını gözlemleyerek gerçekleşen öğrenmedir. Çeşitli süreçlere dayanan, bir toplumsal öğrenme biçimidir. İnsanlarda bu öğrenme biçimine katkı sağlayan bir ebeveyn, kardeş, arkadaş veya öğretmen gibi bir sosyal model oluyor.

Damgalama (imprinting), yaşamın belirli bir aşamasında, davranışın sonuçlarından bağımsız, bir öğrenmedir. Yavru hayvanlar, özellikle kuşlar, bir ebeveyne tepki verdikleri gibi bir başka hayvan, insan veya bazı durumlarda bir nesne ile de bir ilişki oluştururlar. 1935 yılında Avusturyalı zoolog Konrad Lorenz, bazı kuşların, ses çıkaran bir nesneyle bağ kurduklarını ve onu izlediklerini keşfetti.

Oyun, gelecekteki benzer durumlarda bireyin performansını artırır. Oyunla öğrenme, insanlar dışında çeşitli omurgalılarda da görülür, ancak çoğunlukla memeliler ve kuşlarla sınırlıdır. Yavru kedilerin, topla oynamayı sevdiği bilinir. Bu onları av yakalamaya hazırlamaktadır. Cansız cisimlerin yanı sıra, hayvanlar kendi türünün diğer üyeleriyle de oynarlar. Ayrıca, oyunun öğrenme ile doğrudan bağlantılı olmayan, fiziksel gelişime katkıda bulunmak gibi başka yararları da vardır.

Bir öğrenme biçimi olarak oyun, çocukların öğrenme ve gelişmesinde merkezi bir önemdedir. Oyun yoluyla, çocuklar paylaşma ve işbirliği gibi sosyal becerileri de öğrenirler. Öfkeyle baş etmeyi öğrenme gibi duygusal beceriler geliştirirler. Oyun, çocuklarda düşünme, dil ve problem çözme becerilerinin gelişmesini de kolaylaştırır. Çocuklar oyunlarla yaratıcı düşünmeyi de öğrenmiş olurlar.

Kültürlenme (enculturation), insanların yaşadıkları ortamda gerekli olan değerleri ve davranışları öğrenme sürecidir. Ebeveynler, diğer yetişkinler ve akranlar bireyin bu değerlere yaklaşımını biçimlendirirler. Kültürlenme, kişinin kendi kültüründen farklı bir kültürün değerlerini ve toplumsal kurallarını benimsemesi anlamındaki kültürel uyum sağlama (acculturation) ile karıştırılmamalıdır.

Olaysal (episodic) öğrenme, bir olay sonucunda ortaya çıkan davranış değişikliğidir. Örneğin, bir köpek tarafından ısırılan kişinin köpeklerden korkması olaysal öğrenmedir. Olaylar, algısal hafıza ve anlamsal hafıza ile birlikte hafızaya almanın üç biçiminden biri olan olaysal hafızaya kaydedilir.

Ezbere dayalı öğrenmede, bilgi ezberlenir, öğrenilen tam olarak okunduğu veya duyulduğu biçimde hatırlanır ve anlamak önemli değildir. Ezberleme için kullanılan teknik, tekrarlamaktır. Matematikten, müziğe kadar çeşitli alanlarda kullanılır. Bazı eğitimciler tarafından eleştirildiği halde, ezberleme öğrenmenin öncüsüdür.

Anlayarak öğrenme, öğrenilmiş bilginin diğer bilgilerle ilgili olduğu ölçüde tam olarak anlaşıldığı öğrenme biçimidir. Bilginin anlama olmaksızın elde edildiği ezbere dayalı öğrenmenin tam tersidir.

Örgün ve yaygın öğrenmenin dışında kalan, günlük durumların deneyimiyle (informal) öğrenme insan hayatında önemli yer tutar. Örneğin, çocuk nerede yürüdüğüne dikkat etmeyince ayağı taşa takılıp düşer ve yürürken önüne bakmayı öğrenir. Buna, hayattan öğrenme de denilebilir.

Örgün eğitim yoluyla öğrenme (formal), öğretmen-öğrenci ilişkisiyle okulda gerçekleşen öğrenmedir. Öğrenilen, organize edilmiş ve yönlendirilmiştir. Resmidir, öğrenmenin amaç ve hedefleri belirlenmiştir.

Yaygın eğitimle öğrenme (non-formal), örgün öğrenme sistemi dışında kalan, örneğin, benzer ilgi alanlarına sahip insanlarla fikir alış verişinde bulunmak, atölyelerde çalışmak, gençlik kamplarına katılmak gibi öğrenme biçimlerini kapsamaktadır.

Teğetsel (tangential) öğrenme, karşılaşıp hoşlandıkları bir konuda kişilerin kendi kendilerini eğitmesidir. Bir konseri izledikten sonra, istek duyarak bir enstrümanı çalmayı öğrenmek gibi. Kendi kendini eğitmek sistematikleştirmeyle geliştirilebilir. Uzmanlara göre de, çok etkili bir eğitim biçimidir.

Kaynakça:
-Daniel L. Schacter, Daniel T. Gilbert, Daniel M. Wegner, “Psychology”, 2nd edition, Worth Publishers, (2011)
-W. S. Terry, “Learning and Memory: Basic principles, processes, and procedures”, Boston: Pearson Education, Inc.,(2006).
-J. Scott Armstrong “Natural Learning in Higher Education”, Encyclopedia of the Sciences of Learning, (2012).
-Committee on Developments in the Science of Learning with additional material from the Committee on Learning Research, “How People Learn: Brain, Mind, Experience, and School” Expanded Edition, The National Academies Press, (2000).

Yazar: Oben Güney Saraçoğlu

 

Editör : Suna Korkmaz