Ölüm Hakkı ve Ötenazi

1833_dunyanin_ilk_otenazi_klinigi_acildi-c886-0b37-9787“Her insan, saygınlıklı ölüm hakkına sahip olacaktır. Bu hak, kendi ölüm zamanını seçmek ve acısız bir şekilde ölmek için yardımcı ilaçlar almayı içerecektir. Hiçbir hekim, hemşire veya eczacı bu hakkı gerçekleştirme sebebiyle suçlu veya sorumlu tutulmayacaktır. ”

Gelecek yarım yüzyıl içerisinde, belki de daha yakın bir sürede, “Ölümü seçme hakkı” birinin dinini uygulamak için geniş çapta tanınmış olacak. Bu durum, ötenazinin merhametli ölüm olarak adlandırılmasına son verecek. Ötenazi bir ölüm olarak görülmeyecek fakat yukarıda belirtilen hayali anayasal değişiklikte ötenazi temel bir insani hak sayılacak. Avrupa’da; Belçika, Hollanda ve İsviçre’de ötenazi çoktan yasalar tarafından destekleniyor. Amerika’da Oregon Eyaleti de ötenaziyi tanımış durumda.

Geçtiğimiz günlerde Fransa Périgeux ağırceza mahkemesi tarafından verilen karar kanunda sosyal alışkanlıkların değişikliklerden nasıl önde olduğunu gösteriyor. Olayın gerçekleri çok açık: Pankreas kanserinin son evresinde olan 65 yaşındaki yaşlı kadına bir hemşire tarafından potasyum klorür veriliyor ve yaşlı kadın kısa süre içerisinde ölüyor. Potasyum klorür öldürücü bir zehirdir. Zehirin dozu doktor tarafından belirlenir ve hemşire tarafından doktorun emirleri doğrultusunda uygulanır. Ölümcül dozdan önce hasta ateş, titreme, kendini tutamama, mide bulantısı, ağrı ve bağırsak tıkanıklığından ötürü oluşan dışkı kusmalarından mustarip olur.
Hemşireye cinayet suçundan ve doktora da cinayete yardım etmekten dolayı soruşturma açıldı. Cinayet suçlamaları daha sonra zehirleme suçu olarak değiştirildi. İki suçlu 30 yıllık ağır hapis cezasını göze almışlardı.

Yargının dördüncü gününden sonra, hemşire suçsuz bulundu ve doktora bir yıllık tecil edilmiş ceza kararı verildi. Ayrıca mahkeme suçun merkezi hükümet dosyalarında kayıt altına alınmayacağı emrini verdi. Bu durum, doktorun uygulamaya devam etmesini sağlayacaktı. Uygulamayı kimin başlattığı belli değildi. Ne kocası ne de merhume kadının oğlu bu suça baskı yapmışlardı. Hatta baba ve oğul bu durumu desteklemişlerdi ve hem doktora hem hemşireye minnettarlık duyuyorlardı. Başsavcılık öldürme disiplininin tasdik edilmesini savunsa da jüri bunu kabul etmedi. Karar bir kez daha yasaların sosyal değişiklerin eskide kalmış işaretleri olduğunu gösterdi.
Fransa ötenazi kanununu 2005’’de yeniden inceledi ve günümüzde insanı sonsuz uykuya sürükleyen yüksek dozda ağrı kesici verilmesi anlamına gelebilen pasif ötenaziye izin veriyor; fakat potasyum klorürün kullanması gibi aktif ötenaziyi yasaklıyor.

Fransa’da, 1980’’den bir önceki kuşaktaki birkaç insan günümüzde 40.000’’den fazla üyeye sahip olan Saygınlıklı Ölüm Hakkı Birliği’ni (ADMD) oluşturdular. Tıbbi bakım geliştikçe ve insanlar daha uzun yaşadıkça; bir insan dünya çapında böyle birlikleri görme beklentisinde olabilir ve sonunda algıda seçicilik durumu ortaya çıkar. Günümüzde, kanun hastaların hakkına odaklanmaktan ziyade hemşirelerin veya doktorların davranışına odaklanır.Bu odaklanma hastaların saygınlıklı ölüm hakkına doğru yön aldığında, ölüm olağanüstü bir durum halini almış olacak. Bu koşulda bir insan, bu kanunu anayasal bir hak olarak görmeyi bekleyebilir. Ne Fransız ne Amerikan Anayasası ne de Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi ne de İnsan Hakları Avrupa Kongresi saygınlıklı ölüm hakkını içermiyor. Fakat serbest konuşma özgürlüğü ve ayrımcılık yapmama gibi günümüzde kanıksadığımız pek çok insan, hakkı hayal ettiğimizden çok daha yenidir.

Bir insan, insan ömrünün uzamasını biraz kendine güvenle tahmin edebilir. Sosyal gelenekler gelişiyor yasalarda onu takip ediyor.

Kaynakça:
http://www.nytimes.com/2007/03/21/opinion/21iht-edsokol.4978393.html?_r=0

Yazar: Semih Arık