Osmanlı Padişahları Neden Hacca Gitmediler?

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

1299-1923 yılları arasında hüküm sürmüş bir imparatorluk ve bu imparatorluğu yönetmiş 36 padişah hala dünya tarihinde derin izleriyle konuşulmakta. Son dönemlerde Osmanlı İmparatorluğu hakkında diziler,sinema filmler çekilmekte; bunlara bağlı olarak popüleritenin kazanılmasıyla da kitaplar yazılıyor. Monarşiyle yönetilen dini açıdan ise teokratik bir yönetimin hakim olduğu Osmanlı’nın padişahlarının İslam dini açısından kutsal görülen hac vazifelerini yapmamaları konusu henüz fazla gün yüzüne çıkmış değil.Tarihçiler arasında bu konuyla alakalı çeşitli düşünceler var.Özellikle halifelik makamının da Osmanlı’ya geçmesiyle daha ilginç bir hal alan bu durumun olası nedenlerini birlikte inceleyelim.

Çoğu kişi belki de bu durumu yeni duyacaktır.Ancak Osmanlı tarihinin belki de en tartışmalı konularından biridir ve henüz kesin bir sonuca ulaşılamamıştır.Özellikle İslami bir karaktere sahip imparatorluğun böylesine ilginç yönü dikkat çekicidir.Hanedanlık içinde ilk ciddi hacca gitme girişimi 2.Bayezid’e aittir.Şehzadeyken hac vazifesini yerine getirmek için yola çıkmış ancak bu esnada babası Fatih Sultan Mehmet’in vefatı nedeniyle geri dönmek zorunda kalmıştır.Nitekim bu kararda sadrazamın ve devlet ileri gelenlerinin yazdığı mektup etkilidir.O mektupta devletin başının boş bırakılamayacağı yazmakta,aksi halde düşmanın otorite boşluğundan istifade devlet varlığına zarar verebileceğinden söz edilmektedir.Zira bu mektupla aynı zamanda 2.Murat’ın tahttan inip yerini Fatih’e bırakması esnasında Macaristan önderliğinde Haçlıların harekete geçmesi hatırlatılmakta ve otorite boşluğuna dikkat çekilmektedir. Böylece bu vakayla hac vazifesinin devlet idaresinde olmayanların gerçekleştirmesi yönünde bir kanı oluşmaktadır.

2.hacca gitme girişimi ise 2.Osman(Genç Osman)’a aittir.Bu girişimden ötürü kayınpederi ve o dönemin şeyhülislamı olan Esad Efendi fetva vermiştir.Bu fetvada kısaca ”Padişahlara hac lazım değildir;oturup adl eylemek(adaleti tesis etmek) evladır.Caiz (ihtimaldir) ki bir fitne zuhur eyleye(çıkabilir)…”Dönemin alimlerinden Aziz Mahmut Hüdai de bu fetvayı onaylamıştır.Bu bakımdan ise o dönem halk ve asker arasında dile gelen husus padişahlar dünyanın düzeni için,adalet için hac vazifelerini terk etmişlerdir.Muhafaza edilen şehrin başıboş bırakılması hatadır.Görüldüğü gibi şeyhülislam fetvaları bu yöndeki girişimlere etki etmiştir.

Bir diğer görüşe göre ise hac vazifesi devlet malıyla olmaz,şahsi mal esastır anlayışı bu vazifenin padişahlarca gerçekleştirilmesine engel olmuştur.Zira padişah olmanın yarattığı durumdan dolayı sıradan biri olarak hacca gitmek olanaksızdır.Yol güvenliğini sağlamak için bir ordunun da yanında bulunması gerekir ki şahsi mallar ile bu karşılanamaz. Padişahlar hacca gidemeseler de Sürre Alayı denen kafileyle kendi yerlerine bedel olarak başkalarını gönderirler ve Mekke,Medine halkına yüklü miktarda altın ve hediye yollarlardı. Bölgede neredeyse fukara kalmazdı.

Hacca gidememe durumu sadece padişahlık dönemlerinde değil aynı zamanda padişahların şehzadeliklerinde de geçerlidir.Tek istisna Cem Sultan’dır.Hanedan içinde hac vazifesini yerine getiren tek erkektir.O dönemde bölge Memlüklerin elindeydi ve bu vazifeyi Memlüklere sığındıktan sonra gerçekleştirdi.

Zaman zaman padişahların tebdil-i kıyafet hacca gittikleri de öne sürülmüştür.Ancak bu söylentiler rivayetten öteye geçememiştir.Sultan Abdülaziz için böyle bir söylenti söz konusudur ancak kanıtlayacak belge yoktur.Sultan Vahdettin’in de hac yolundan geriye döndüğü iddia edilmektedir.1922 yılında tahttan indirildikten sonra yurdu terketmiş ve hac yolunu tutmuştur. Ancak halifeliğin de Şerif Hüseyin’e verileceği söylentileri çıkınca hac vazifesini gerçekleştiremeden geriye dönmüştür.Vahdettin hakkındaki bu bilgi Damat Ferit Paşa’nın emir subayı tarihçi Tarık Mümtaz Göztepe tarafından ortaya atılmıştır.

Tüm bu görüşler incelenirken dönem şartları içinde değerlendirilmelidir ve günümüz şartlarıyla kıyas söz konusu olduğunda bu tarihsel ayrım gereklidir.

Yazar: Gürkan DEMİRCİ