Osmanlı Terminolojisinde Kullanılan Bazı Terimler, Deyimler ve Anlamları – Bölüm 1 –

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

– Acemi Ocağı: İlk olarak 1. Murat devrinde Gelibolu’da kurulan, Osmanlı Devleti’nde Yeniçeri Ocağı için çoğunlukla askerlerin yetiştirildiği ve ilk eğitildikleri kurumdur.

-Acemi Oğlan: Kapıkulu Yaya Ocakları için okuma-yazma, bilim ve askerlik alanlarında 4 yıl boyunca eğitilen Hristiyan kökenli devşirme öğrenci ve asker adayıdır.

-Adem-i Merkeziyyet: Devlet merkezinin yetki ve gücünün azaltılıp, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasını yani eyalet sistemini savunan siyasî bir görüştür. Başka bir anlatımla; devletin eyaletlere, mahallî idarelere geniş sorumluluk ve yetki vererek ”yerinden yönetim” ilkesini benimsemesini anlatır.

Ağnam Bedeli: Kelime olarak ”ğanem” Arapça’da ”koyun”, ”ağnam” da ”koyunlar” demektir. Resm-i Merâ, Ağnam Vergisi veya Adet-i Ağnam olarak da adlandırılan, Osmanlı’da küçükbaş hayvan sayısı kadar halktan alınan bir vergi türüdür.Bu vergi koyun yavruladıktan sonra ilkbahar aylarında toplanırdı. Hayvanın yıl boyunca yavrusu, sütü ve yünü ile getireceği kazanç hesaplanır ve olabilecek hasılat üzerinden %10 Ağnam Bedeli toplanırdı. Bu vergi türü ancak 1962’de kaldırılmıştır.

Ahi’lik: İlk Türk esnaf kuruluşudur. ”Ahi” Arapça’da ”kardeş” demektir. Kardeşler Topluluğu veya Teşkilatı olarak da anlaşılabilir. Köylere kadar yayılan, yardımlaşma ve meslekî dayanışma temelli bu teşkilat, Horasan’dan gelen Fütüvvet Teşkilatı’nın Türkler tarafından geliştirilen Anadolu topraklarındaki uygulanış biçimidir. Özellikle yardımlaşmayı ilke sayan, din ve ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlı, milli toplum kurmayı amaç edinmiş dünya görüşünün hâkim olduğu bir kuruluştur.

Arşın: Metre sisteminin 1931 yılındaki kabulüne kadar, Osmanlı Devleti’nde kullanılan uzunluk ölçüsü birimi ve aletine verilen isimdir. Kullanıldıkları yerlere ve uzunluklara göre değişen bu ölçü biriminin en çok kullanım alanları:

*Çarşı Arşını: Çarşı-pazarda, alışverişlerde daha çok kumaş ölçmek için kullanılırdı. Bugünkü metre sistemine göre 68 cm’e eşit bir uzunluğa denk gelirdi.
*Bina ve Mimari Arşını: ”Zirâ-ı Mi’mârî” de denirdi. Yapılarda kullanılan uzunluk ölçüsünü anlatmak için kullanılırdı. Fakat bu arşının uzunluğu zamanla değişiklikler gösterdiği için 1841 yılında bugünkü metre sistemine göre 75,7738 cm.’e denk gelen bir standarda bağlanmıştır.

Bedesten: Kelime anlamı ile ”Bezciler Çarşısı” demektir. Bezzâistân olarak söylenmeye başlanmış, daha sonra ”Bedesten” olarak devam etmiştir. Kumaş ve mücevher, porselen, silah gibi değerli eşyaların satıldığı kapalı çarşılardır. İslam coğrafyasına özgü, çatısı kubbe biçiminde olan, içinde dükkânların olduğu, demir kapıları ile dış etkilere, yangınlara karşı dayanıklı ve sağlam, taştan yapılmış bir çeşit alışveriş merkezleridir. Osmanlılar’ın daha çok 15. yy’dan sonra inşâ ettikleri bedestenler günümüze dek ulaşmış ve birçoğu da halen faaliyetlerine devam etmektedir. İstanbul Kapalıçarşı’daki Bedesten-i Atîk (Eski Bedesten) ve Bedesten-i Cedid diğer adı ile Sandal Bedesteni (Yeni Bedesten) ile Galata’daki Galata Bedesteni örnek olarak gösterilebilir.

Osmanlı ticari hayatının çekirdeğini oluşturan ve iyi korunan bu yapılar aynı zamanda vatandaşların para ve değerli mallarını emanet ettiği bir tür kasa işlevi de görürdü. Emanete bırakılan değerli mallar ve paralar uzun süre alınmaz, mirasçıları da çıkmazsa devlet hazinesine devredilir, hayır işlerinde kullanılırdı.

Börk: Eskiden Türk erkeklerinin kullandığı başlığın genel adıdır. Bir çeşit serpuş yani şapkadır. Önceleri işlenmiş hayvan postu ve deriden yapılan börkler, sonraları genellikle keçe ve çuhadan yapılmıştır. Osman Bey’in kırmızı çuhadan yapılmış bir börk giydiği bilinmektedir. Yıldırım Beyazıd döneminde ise ilk kez orduda kullanılmış ve Yeniçeri Ocağı’nda rütbelere göre çeşitli şekillerde börk takılması 1826 yılına dek devam etmiştir.

Buhurdan: İçinde kokulu buhur (tütsü) yakılan madenî, porselen veya seramikten yapılan kap. Ateşlik kısmına kokulu ağaç parçaları veya buhur çubukları konur, dumanın üzerindeki oyma işçiliği ile dikkat çeken deliklerinden çıkması sağlanırdı. Saray, cami ve evlerde kullanılan buhurdanlarda, tütsü olarak en çok sandal ağacı, amber, tarçın ve limon kabuğu sandal ağacı, günlük (sığla) ağacı kullanılırdı.

Yazar: Demet Katipoğlu