Paralel Evrenler

Okuma Süresi: 7 Dakika  | Yazdır

Belki de Naziler başka bir evrende savaşı kazandılar ve o evren Naziler tarafından yönetiliyor. Dinozorların nesli tükenmedi. Onlar evrimlerini daha üst basamaklara çıkarmayı başardılar ve daha da güçlenerek yaşamlarına devam ettiler belki de hala da devam ediyorlar. Başka bir evrende insan ırkı 200 yaşına dek yaşıyor olabilir. Aids, kanser ve diğer ölümcül hastalıklar orada tarihe karıştı. Bunlar size bir bilim kurgu romanından yahut filminden alınmış hayali düşünceler olarak mı göründü? Hayır. Bunlar kuantum dünyasında yer alan paralel evrenler teorisinden alınan düşünceler. Ve dahası bu teori kuantumcuların artık kabul ettiği bir olgu.

Günümüzde adını çok duyduğumuz bu terim 1954 yılında, Princeton Üniversitesi, doktora öğrencisi Hugh Everett tarafından ortaya atılmış, esasen temeli uzun yıllar öncesine dayanan bir kuramdır.

Hugh Everet büyük bir matematikçi ve kuantumcudur ve ortaya daha 1954’lerde attığı paralel evren kuramı ciddi verilere dayanmaktadır.

Paralel Evren Teorisinin Bilimsel Açıklaması Nedir?

Kuantum mekaniği gibi karışık bir konuyu anlamak için sağlam bir fizik bilgisine sahip olmamız onu kavramamız açısından çok önemli olmasına rağmen konuya vakıf olmayan insanlara açıklama yapmak niyetiyle durumu biraz sadeleştirmek gerekiyor.
Kuantum fiziği atom ve atom altının davranışlarını inceler. Kuantum çalışmaları atom çekirdeğinin yörüngesinde bulunan elektronların bu yörünge içerisinde aynı yerde olmadığını, zaman zaman farklı noktalarda ortaya çıktığını tespit etti. Bir zamanlar, atom bölünemez diyenleri düşünürsek, atomun bölündüğünü ve en küçük madde görüntüsündeki atomunda içinde, atom altı parçacıkları kuarkları oluşturduğunu, bu kuarklarında proton, nötron gibi atom parçacıklarını oluşturduğunu bahsi geçen Kuantum fiziğine daha açık fikirli bakabilmemiz sebebiyle şöyle bir anımsamakta fayda var.

Biz yine ana konumuza dönelim. Kuantum fiziği atom altı parçacıklarının aynı yörüngeyi takip etmediğini farklı yerlerde gözlemlediğini fark etti. Peki, bu ne demek? Bu kısaca Bir elektronun yeri hesaplanırken tam olarak nerede olabileceği hesaplanamamaktadır anlamına gelir.

Heisenberg Belirsizlik İlkesi

Bu durumu tam olarak 1927 yılında Werner Heisenberg, Belirsizlik Kanunu adını verdiği bir ilkeyle açıklar.

Hugh Everett, Belirsizlik Kuramını bizim dünyamıza uyarlamıştır. Nasıl mı? Mikrokozmozda olan her şey makrokozmozda da yer alır da o yüzden. Konuyu biraz daha toparlarsak eğer, Hugh Everett kısaca şu sonucu çıkarmıştır: Atom altı seviyelerinde gözlemlenebilen elektronların davranış şekli, yani başka başka yerlerde görünebilmesi mümkünse ve evrenin en küçük maddesiyle en büyük maddesi arasında bir paralellik mutlaka varsa, neden paralel evrenler ya da başka bir deyişle alternatif evrenler olmasın?

Böylesi muazzam ve sıra dışı bir fikir 1954 yıllarında elbette çok büyük tepki çekti. Özellikle dönemin bilim adamlarının başını çeken Niels Bohr, Hugh Everett’ın bu fikrini absürt ve hayal ürünü olarak addetti.

Hugh Everett bu teorisinde fazla ısrarcı olamadı ama bilgi tohumu yeryüzüne, o zamanlarda yaşayan bilim adamlarının ve daha sonra yaşayacak bilim adamı namzetlerinin dimağına atılmıştı artık.

Einstein görecelik teorisiyle bu teorinin temelini güçlendirmeye başladı. Uzayın zamanı büktüğü Einstein tarafından matematiksel olarak ispatlandığı gibi günümüzde uydu yörüngelerinin saptığı ve bu sapmayla uzayın zamanı büktüğü bir kez daha ispatlanmış oldu. Bu kaymalar zamanın alternatif yani başka bir deyişle paralel evrenleri işaret ediyordu.

Zaman bizim evrenimizde şimdi denilen bölümü yaşarken başka evrenlerde çoktan yaşanıp bitmiş yahut henüz yaşanmamış bir gelecekte duruyor olabilir miydi?

Bu durum her şeyin teorisi diye adlandırılan kısaca M teorisi olarak da bilinen bir hipotezle daha anlaşılır kılındı. M teorisi yani daha bilinen adıyla Sicim teorisi 11 boyutlu evreni anlatır.

Bu boyutlar bizim bakışımızla görünemeyebilir fakat rezonans alanlarla titreşen bu alanlar insan gözüyle seçilemiyor olsa da insandan daha küçük varlıklar için mesela bir plankton yahut minik bir böcek türü için üzerinde yol alınan, sağa sola dönülen ve bu anlamda bir boyutu olan alanlardır. Bu şekliyle ancak o varlıkların seviyesine inebilir ya da gerekli ekipmanlarla gözlemleyebilirsek bu alanları algılayabiliriz.

Bu arada, M teorisi metafizik ve parapsikoloji alanlarınca incelenen bir teori olduğu unutulmamalıdır. Bu tezle paralel evrenlerin metafizik bir kurgu olduğu sonucunu çıkarmak çok büyük talihsizlik olacaktır. Şu an tam olarak deneysel ortamda ispat edemediğimiz şeylerin olmadığını düşünmek yanlıştır. Nedenine gelince, az evvel verdiğimiz rezonans alanında bizden küçük bir varlığın, bizim göremediğimiz alanda yaşadığını, yürüdüğünü, o alanın aslında bir boyutu olduğunu ve onun seviyesine inebildiğimiz takdirde o alanı algılayabileceğimizi hatırlatalım ve gerekli ortamda yapılabilecek gözlemlerin de bazen yanıltıcı olabileceğini çünkü gözlemlenen her şeyin kesin netice vermediği çift yarık deneyini hatırlayalım.

Bu teoriler ve fizik bilgisini gündelik hayata taşıyabilir miyiz?

Karmaşık fizik teorilerini gündelik hayata adapte edebilmek ve paralel evrenleri ya da diğer adıyla alternatif evrenleri anlayabilmek elbette mümkündür.

Gündelik Hayatta Paralel Evren

nlük hayatınızda her zaman yaptığınız gibi işten eve şirket servisiyle dönmek yerine o gün işleriniz uzadı ve servise yetişemediniz. Bu sebeple metroyu kullanmak zorunda kaldınız. Servis aracı kaza yaptı ve birçok arkadaşınız yaralandı. Oysa siz metroda eski bir okul arkadaşınızı gördünüz. Arkadaşınız büyük bir şirketin yönetici pozisyonunda çalışıyor ve tam da size uygun bir pozisyonda bir çalışana acilen ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. Parası ve çalışma şartları şu an çalıştığınız şirketten çok daha iyi. Üstelik önünüz açık. Kariyer hedeflerinize çok daha hızlı ve emin adımlarla varma olasılığınız şimdi olduğunuz şirkete nazaran daha yüksek. Bu tesadüf sayesinde hayatınız başka bir alternatif yol çizdi ve siz kendinize başka bir gerçeklik yarattınız. İşte paralel evren dediğimiz şey vereceğiniz kararların ve atacağınız her adımın yarattığı sonsuz bir olasılıklar dünyasıdır.

Yaşadığımız evrende hiç tecrübe etmediğimiz başka kararlarla ve seçimlerle başka başka evrenlere adım atmış olabileceğinizi hiç düşündünüz mü?

Dejavular Paralel Evrenlerden Gelen Mesajlar mı?

Yaptığımız her hareket, söylediğimiz her cümle, attığımız her adım farklı gerçeklikler yaratabiliyorsa eğer, ben dediğim şu varlık o evrenlerde ne yapıyor? Hangi aldığı karar ona hangi kapıları açtı veyahut o kapıları yüzüne kapattı? Keşke böyle yapmasaydım dediğiniz zaman, o şeyi yapmadığınız başka bir gerçeklikte şimdi ne yapıyorsunuz?

Aklımıza bir anda gelen ‘Ah! Ben bu anı daha önce yaşamıştım’’ düşüncesi gerçekten neyi ifade ediyor? Çok basit. Daha önce de yaşadığımızı sandığımız o an, aslında başka bir gerçeklikte, paralel evrende verdiğimiz ya da vermediğimiz bir kararın yansımasıdır. İronik olan neye karar verirseniz verin ya da vermeyin yaşam sizi yine şu an bulunduğunuz noktaya getirecektir. Şahane hatalar adlı yazarı, Heather Mcelhatton olan kitap, sanıyoruz verilen örnek için harika bir seçenek olacaktır.

Filmler, Belgeseller ve Diziler Dünyasında Paralel Evrenler

Paralel evren konusu bu kadar yaygın olur da sinema ve dizi dünyasında işlenmez olur mu hiç?

Elbette mantıktan kopan film ya da dizilerde olabileceği gibi, paralel evren kuramına sıkı sıkıya bağlı, sağlam senaryolara haiz, alt metni güçlü işlenmiş, ve hakkında epeyce araştırma yapılmış, sorumlu yönetmen örnekleriyle meydana getirilmiş film ve diziler bulabileceğimiz gibi, internet dünyasında bir çok belgesel bulabilirsiniz. Bunlara kısaca örnek verirsek, Amerikan, Bad robot firması yapımı, Fringe TV dizisi, Yönetmenliğini James Wart Byrkit yaptığı, 2014 , Amerikan yapımı Coherence, 1998 yapımı, baş rolünde Gwyneth Paltrow’un oynadığı Sliding doors( Rastlantının böylesi,) 2011 yapımı Another earth, Jake Gyllenhaal’in başrolünde oynadığı Source Code( Yaşam şifresi), 2 004 yapımı, Ashton Kutcher’ın rol aldığı kelebek etkisi, 2001 yapımı Donnie Darko, sayılabilir. Listeyi çok daha uzatmak mümkün fakat internette herhangi bir arama motorunda paralel evrenler ile ilgili filmler ya da diziler yazıldığında bir çok kaynağa ulaşabileceğiniz ve bu makalenin ana konusu dizi ve filmeler olmadığı için şimdilik bu kadarını örnek vermekle yetiniyor, bu konuyu anlatan bilim adamlarının, (Michio Kaku, Berkley üniversitesinden Alex Filippenko,v.b) bir videosuyla konumuza şimdilik son veriyoruz.

Kaynakça:
hyperphysics.phy-astr.gsu.edu/hbase/uncer.html

Yazar: Arzu Gökyolcu