Pink Floyd Kimdir?

pinkMüzik dünyasının efsanevi gruplarından kabul edilen Pink Floyd, progresif rock ve psychedelic rock türünde eserler vermişlerdir.

Grubun dünya çapında çok başarılı olması, en çok albüm satışı gerçekleşen grup ünvanına sahip olması, video kliplerindeki epik ve yönlendirici öğeler ile beraber felsefi şarkı sözleri ile döneminin ve geleceğinin sanatını etkilemesi, İngiliz grup Pink Floyd’u ölümsüz yapmıştır. Grubun simgeleşen albümü “Dark Side Of The Moon”, tüm zamanların en uzun sürede zirvede kalan albümü olmayı başarmış, Billboard 200 listesinde 741 hafta kalmıştır.

Grubun Kuruluş Dönemi

1965 yılında, efsanevi gitarist Roger Waters ve Nick Mason ikilisinin “Sigma 6” adını kullanarak kurdukları grup, ilk olarak Londra’da görücüye çıktı. Aradan geçen bir yıl sonra, Rick Wright’ın gruba katılımı gerçekleşti. Sigma 6 ismi, sırasıyla T-Set, Meggadeaths ve Abdabs şeklinde değişime uğradı. Grup, yaptıkları müzik türünü “rhythm and blues” olarak nitelendiriyordu. Grup elemanları, Regent Street Politeknik’te genellikle “mimari” okuyan öğrencilerdi. Grubun ilk kadrosu ve enstrüman dağılımları şu şekildeydi: Roger Waters – lead gitar, Richard Wright – ritim gitar, Nick Mason – davul, Clive Metcalf – bas gitar, Keith Nable ve Juliette Gale – solist.

Müzik dünyasında başarılı olmuş neredeyse tüm grupların, belli bir dönem yaşadığı sıkıntı olan grubun dağılıp tekrar kurulması bu grupta da yaşanmış, Roger Waters, Nick Mason, Rick Wright çerçevesinde ikinci bir kez grup kurulmuştur. Roger Waters, ilerleyen dönemde isminden bolca söz ettirecek olan ve aynı zamanda eski okul arkadaşı Syd Barrett’ı da gruba dahil etmiştir. Ardından caz gitarist Bob Close da katıldı. Ancak Close’un gruptaki ömrü çok uzun olmadı ve grubun “blues” tarzından uzaklaşarak rock müzik tandanslarına evrilmesi sonrası Close gruptan ayrıldı.

Grup ismi bir kaç kez değişmişken, etkileyici, anlamlı ve kalıcı yeni bir isim arayışı başladı. Syd Barrett’in aklında, bir döneme damga vuracak Pink Floyd ismi oluşmuştu. Caz müzik tarihinin etkileyici iki caz gitaristi olan Pink Anderson ve Floyd Council’in ilk isimlerinden oluşan Pink Floyd ismi, 1965 sonlarında, Londra’daki Palace Gate Countdown Club’da ışık ve slayt gösterileri eşliğinde piyasaya tanıtılmış ve sahne şovlarında kullanılmış oldu.

pink2

Grubun ilk çalışmaları, psychedelic rock tarzından epey uzaktı. Caz müziğinin oldukça beğenilen ve dinlenilen bir döneminde kuruluşu gerçekleşen grup, alt yapısını ve kullanılan enstrümanlarını caz müzik tonlarında ve akorlarında tutarak ayarlamaktaydı. Zaman içinde kendi tınılarını yakalayarak, caz ve psychedelic rock arasında kalan kendi tarzlarını oluşturdular. İşte bu tarz oluşumu ise, aradan on yıllar geçse bile unutulmayacak ve sürekli olarak müzik türlerini etkileyecek Pink Floyd gerçeğinin ortaya çıkmasıydı. Zamanın müzik otoritelerini de aşan bir başarı yakalayan Pink Floyd, bir anda dünya müzik piyasasını da sarsmıştı.

Grup, 1966’da ilk kez bir müzik şirketiyle anlaşmaya vardı. Bu anlamda, 1967’de “Arnold Layne” çalışmaları ile profesyonel müzik dünyasına adım attılar. Listede yirminci sırada olan bu single’ı, See Emily Play eseri takip etti. Bahsedilen bu şarkı altıncı oldu ve zamanın ünlü programı “Top of the Pops” ‘ta grubun yer almasını sağladı. Grubun ilk albümü olan “The Piper at the Gates of Dawn”‘ın içinde yer alan şarkılar, sadece bir şarkı haricinde tamamen Barrett’ın eserleriydi. Bahsedilen ilk albüm, İngiltere’de büyük bir başarı kazandı. Amerika’da, İngiltere’deki kadar satış başarısı olmasa da, grup, bir başka gitar virtüözü Jimi Hendrix ile birlikte turneye çıkarak, albümünü ve kendini tanıttı.

Grubun Gelişim Dönemi

Pink-FloydSyd Barrett, zaman geçtikçe ruh sağlığını kaybetmeye başlamıştı. Konserlerdeki performansı düşmüş, stüdyo çalışmalarına katılımı azalmıştı. İşte tam bu dönemde, ilerleyen zamanda rock dünyasına bir başka anlam yükleyecek bir yetenek olan, grup elemanlarının arkadaşı David Gilmour, Barret’ın yanında gitar için gruba alındı. “A Saucerful of Secrets” albümü, grubun bu beş kişi ile yayınladığı ilk ve tek albümdür. Ancak mevzu bahis albüm içinde Barrett, yalnızca “Jugband Blues” isimli eseri yazmış ve “Remember A Day” şarkısında gitar çalmıştı. Syd, zaman iinde artan sorunları nedeniyle önce sadece söz yazarı olarak anlaştığı grubundan, bir dönem sonra da ayrılmak zorunda kalacaktı.

Barrett’ın ayrılışı, şüphesiz ki Pink Floyd’u yeni bir dönemin beklediğine işaretti. Grubun beyni pozisyonunda olan sanatçının gruptan ayrılması, yeni Pink Floyd’u daha yoğun stüdyo çalışmalarına itmişti. Vokalleri Waters, Gilmour ve Wright üçlüsü değişerek ya da dönüşümlü olarak yapıyorlardı. Grup, 1969’da “More” filminin müziklerini yaptı.

1970’de “Atom Heart Mother” albümü yayınlandı. Albümün ilk şarkısı, 23 dakika kadar çalınan bir beste olan “Atom Heart Mother”dı ve bir orkestrayla birlikte çalıp kaydedilerek oluşturulmuştu. Aynı albümde, grubun üç elemanının da solo eserlerini bulmak mümkündü. Ayrıca, bir adet de deneysel parçanın yer aldığı albüm, Pink Floyd’un o dönem için en çok satan albümü olma başarısı göstermişti. Grup üyeleri, aradan geçen yıllar sonra bu albümü pek beğenmemiş olduklarını hissetseler de, ses efektleri gibi bir çok karakteristik özellikleriyle, Pink Floyd ile bütünleşecek tüm müzik elementlerinin toplandığı ilk albüm olmuştu. Grup üyelerinden Nick Mason, albümün adı ile ilgili soru soran gazetecilere, şu şekilde cevap veriyordu: “Her şey, atomik bir kalp makinesiyle hayata bağlanmış hamile bir kadının, gazete manşetine çıkmasıyla başladı. Dünya’nın annesini ya da Dünya’nın kalbini düşünmek istiyorsan, ineklerle başlık arasındaki bağlantıyı da görürsün.”

Pink Floyd, 1971 yılında, ilk zamanlarında yaptıkları teklilerin toplandığı “Relics” albümünü çıkardı ve “Zabriskie Point” albümüne buradan şarkılar verdi. Aynı yıl, yine senelerce ilham kaynağı olacak bir parçanın, “Echoes”‘un, içinde olduğu “Meddle” albümü yayınlandı. Bu albüm, İngiltere listelerinde 3 numaraya kadar çıktı. Ses efektleri ile de oldukça dikkat çeken albüm, grup adına da kilometre taşlarından biri haline gelmekteydi.

Pink Floyd’un 1972’de çıkardığı “Obscured By Clouds”, “La Vallee” isimli filmin, film müziğiydi. Bu albüm, bir önceki Meddle’a göre daha yalın, daha sade olmasıyla öne çıkıyordu. Her ne kadar otoritelerce çok fazla beğenilmese de, ilk defa Amerika listelerine ilk 50’den girmekteydi. Albümde yer alan “Free Four” şarkısı ise, Amerika’da en çok dinlenen şarkılardan biri haline geldi. Bu şarkı, daha sonraları çok konuşulacak olan Roger Waters’ın babasıyla ilgiliydi. Albüm, Waters gruptan ayrılana kadar olan süreçte, David Gilmour’un son yazdığı sözleri içermekteydi.

19478_1265141800437_1586547647_30701666_7463867_n1Grup Adına Bir Mihenk Taşı, The Wall Albümü

Pink Floyd, 1977’den itibaren üzerinde çalıştığı “The Wall” albümünü, Kasım 1979’da çıkarttı. Albümün ana teması, “Pink” adındaki bir karakterin doğumundan başlayarak yaşamının tüm süreci incelenmekte; savaş, babaya duyulan hasret, eğitim sisteminin yansımaları, aldatma gibi konular işlenmekteydi. Bir turne esnasında, bir hayranı ile kavga eden Roger Waters, bilinç altında seyircisi ile kendisinin arasına bir duvar örme düşüncesini yaratmıştı. Ardından bu düşünce sistemini geliştirerek, felsefi anlamda derinlik kazanan, bir insanın tüm insanlara karşı olması fikri ile büyütmüştü.

Albümün kayıt aşamasında, Waters baskındı ve egemenliği de eline almıştı. Ancak bu durum, David Gilmour’un hoşuna gitmemekteydi. Waters ve grup elemanlarının albümün içinde yer alması gerekenler ile ilgili kavgaları sıklaşmıştı. Fakat, yaşanan tüm bu olumsuzluklara rağmen, “Another Brick In The Wall (Part 2)” ve “Comfortably Numb” gibi şaheserler, büyük başarılar yakalamıştı.

1982 yılında, Alan Parker tarafından, albüm ile aynı adı taşıyan bir de film çekildi. Simgesel bir anlatım tarzına sahip olan bu film, 1982 yılının Mayıs ayında, Cannes Film Festivali’nde gösterildi. Film, Türkiye’de ise ilk defa, “Emek Sineması”‘nda, 1986 yılının Kasım ayında gösterilmiştir.

Grubun Son Çalışmaları

*Pink Floyd, 1996 yılında “Rock ‘N Roll Hall of Fame”e girmeye hak kazandı Roger Waters törende yoktu.
*2000 yılında, “Is There Anybody Out There? The Wall Live 1980-81” konser albümü ve de 2001’de “Best of Echoes” yayınlandı.
*2003 yılında, “Dark Side of the Moon” tekrar yayınlandı.
*2004’ yılında ise Nick Mason “Inside Out” ismini verdiği, “Pink Floyd” kitabını yazdı.

Gilmour, Mason ve Wright, 2003 yılında ölen menejerleri Steve O’Rourke anısına birleşerek, “Fat Old Sun” ve “The Great Gig In The Sky”‘ı cenaze töreninde çaldılar.

1981 yılındaki “Earls Court” (Londra) konserinin ardından, bir daha asla sahnede bir arada görülememiş orijinal grup kadrosu, 2 Temmuz 2005 tarihinde, Londra Hyde Park’ta düzenlenen “Live 8 yYrdım Konserleri”‘nde, tam tamına 24 yıl sonra bir araya geldi ve “Breathe”, “Money”, “Wish You Were Here” ve “Comfortably Numb” parçalarını canlı olarak çaldı ve seslendirdi.

Grup kurucularından olan ve bir döneme damgasını vuran Syd Barrett, 7 Temmuz 2006 tarihinde pankreas kanserinden dolayı yaşama veda etti. 2007 yılında, Barrett’ı anma konserinde, Roger Waters sahne aldı. Ayrıca, “Wish You Were Here” şarkısının da Syd Barrett için yazıldığı, şarkının ona adandığı ve şarkının oluşum aşamasında grup üyelerini derin bir hüzün kapladığı da söylenmektedir. Grubun piyanisti Richard Wright ise, 15 Eylül 2008 tarihinde, ne tür olduğu belirtilmeyen bir kanser hastalığından dolayı hayatını kaybetti..

Syd Barrett ve Roger Waters’ın ardından, grubun üçüncü lideri olarak gösterilen David Gilmour, kendisine iletilen turne tekliflerini “Artık yaşım ilerledi. Pink Floyd’un stüdyo ve turne stresini kaldıramam.” diyerek kabul etmemektedir. Aslında bu açıklama, bir anlamda acı bir gerçek olan, Pink Floyd’un ebediyen dağılmış olduğunu ve bir daha asla birleşemeyeceğini de göstermektedir.

Albümleri ve Çıkış Tarihleri

pinkfloyd460*4 Ağustos 1967 – The Piper at the Gates of Dawn
*28 Haziran 1968 – A Saucerful of Secrets
*27 Temmuz 1969 – Soundtrack from the Film More
*7 Kasım 1969 – Ummagumma
*2 Ekim 1970 – Atom Heart Mother
*5 Kasım 1971 – Meddle
*2 Haziran 1972 – Obscured By Clouds
*23 Mart 1973 – Dark Side Of The Moon
*12 Eylül 1975 – Wish You Were Here
*21 Ocak 1977 – Animals
*30 Kasım 1979 – The Wall
*21 Mart 1983 – The Final Cut
*7 Eylül 1987 – A Momentary Lapse of Reason
*28 Mart 1994 – The Division Bell

Ödülleri

1980 yılındaki Grammy ödül töreninde “Best Engineered Non-Classical Album” dalı
1980 yılındaki BAFTA ödül töreninde “En Orijinal Şarkı” (Waters’a) ve “En İyi Sound” (James Guthrie, Eddy Joseph, Clive Winter, Graham Hartstone ve Nicholas Le Messurier’a) dalları
1995 yılındaki Grammy ödül töreninde “Marooned” ile “En İyi Entrümantal Rock Şarkısı” dalı,
2008 yılında çağdaş müziğe katkılarından dolayı Polar Müzik Ödülü (Bu ödülü Waters ve Mason, İsveç kralı XVI. Carl Gustaf’ın elinden almışlardır.)

Ayrıca grup 17 Ocak 1996’da “Rock and Roll Şöhretler Kulübü”‘ne, 16 Kasım 2005’te “Birleşik Krallık Şöhretler Kulübü”‘ne kabul edilmiştir.

Kaynakça:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Pink_Floyd

Yazar: Baran Akçok