Psikanalitik Kişilik Kuramı Nedir?

3168_k4

Freud’a göre insan kişiliğinin üç ana birimi bulunmaktadır. Bunlar id, ego ve süper egodur. Yani alt benlik, benlik ve üst benlik olarak da adlandırılabilir.

İd(Alt Benlik)
İd, kişiliği oluşturan temel sistemdir. Ego ve süper ego id’den ayrımlaşarak gelişen benliklerdir. İd kalıtsal olan, doğuştan gelen içgüdüsel davranışların ve psikolojik eğilimlerin merkezidir. Ruhsal enerjinin kaynağı olan id ego ve süper egoya da  enerji kaynaklığı eder. Enerjisini bedensel süreçlerden sağlayan id, nesnel gerçeklere bağımlı değildir ve tamamen öznel bir yaşantı sürdürür. Fazla enerji birikimine katlanamayan id, böyle bir durumla karşılaştığında organizmada gerilim yaratır. Bu gerilimi gidermek için de biriken enerjiyi boşaltma eğilimi meydana getirir. Bu bağlamda Freud haz ilkesinin egemen oluşundan söz eder.

Haz ilkesinin eğilimi altındaki id tüm isteklerinin bir an önce giderilmesini ister. Bu durumda düşünce etkili değildir çünkü idin kaynağı bilinçaltı dürtülerdir. Birey çoğunlukla bu dürtülerin farkında bile değildir. Dış dünyayla ilişkisi olmayan id zaman ve mekan tanımaz. Karşıt dürtü ve eğilimler id’de bir arada bulunabilir.

İd tamamen bilinçsiz olup doğrudan doğruya tanınamayan bölümdür. Soy ve kalıtımla gelen her şey burada barındırılır. İçgüdüler, içgüdüsel ve tutkusal dürtüler burada bulunur. Hayatta kalma, cinsellik ve saldırganlık içgüdüsü buradadır.

Çocukluk yıllarında ve ilerleyen yıllarda bilinçaltına itilmiş olan ne varsa idde toplanır. Buradaki haz ilkesi acı olanın yerini hoş olana bırakmasını sağlamaya çalışır. Yani acıdan kaçar ve haz duymaya çalışır.

Ego(Benlik/Ben)
İdi denetim altında tutmaya çalışan benlik birimidir. İd ile süper egonun arasını bulmaya çalışır.

3168_k3

Freud’a göre dış dünyanın yani gerçek dünyanın etkisi ile idin bir parçası farklılaşmış ve egoyu oluşturmuştur. Oluşan bu yapı dış dünya ile alt benlik arasında bir arabulucu görevi üstlenmiştir. Bu aracı yapı ego adını alır.

Ego organizmanın dış dünya ile alışveriş ihtiyacından doğmuştur. Açlığını gidermek isteyen kişinin yiyeceği arayıp bulması gerekir. Bunun için dış dünyadaki yiyeceğin gerçekliği ile yiyeceğin zihinsel simgesini birbirinden ayırmak zorundadır. Belleğindeki yiyecek görüntüsünü veya kokusunu duyu organları ile araştırmaya başlayacaktır.

Gerçeklik ilkesinin egemenliği altında olan ego, ihtiyaç giderilinceye kadar gerilimin boşaltılmasını engellemeye çalışır. Gerçeklik ilkesi haz ilkesini geçici olarak erteler, fakat ihtiyaç duyulan nesne bulunduğunda haz ilkesi tekrar baş gösterir ve gerilim giderilir.

Egonu düzenleyici ve uyum sağlayıcı görevi şunlarla gerçekleştirilir:

–     Dürtüsel gereksinimle içeriden alınması,

–     Dış dünya koşullarının algılanması,

–     Bütünleme ve birleştirme yetisi ile dürtülerin birbirleriyle, üst benliğin isteklerinin düzenlenmesi, çevresel koşullara uydurulabilmesi

–    Yürütme yetisiyle istemli davranışların eyleme geçirilebilmesi

3168_k1

Egonun bilinçli ve bilinç dışı olan iki yönü vardır. Bilinç yönü ruhsal yapının yürütme organını ve karar mekanizmasının yürütülmesinden sorumlu iken bilinç dışı yönü ise savunma mekanizmalarını içerir. Savunma mekanizmaları idin oluşturduğu dürtüsel güce karşıt gücü oluşturur.

Ego çevresindeki nesnelerden hangisiyle ilişki kuracağını seçer ve hangi güçlerin nasıl doyurulması gerektiğine karar verir. Yürütme görevini sürdürürken bir yandan da idin, süper egonun ve dış çevrenin isteklerini uzlaşmaya vardırma işini yapar.

Bir ihtiyacın giderilmesi için planlar yapar, bu planın amaca uygun olup olmadığını kontrol eder. Örneğin; aç bir insan önce yiyeceği nerede bulabileceğini planlar sonra buna doğru harekete geçer. Bu olaya gerçeklik sınaması denir.

Egonun bir diğer görevi de organizmayı acıdan korumak ve doyuma ulaşmasını sağlamaktır. Benlik çocukluğun ilk yıllarında acıdan kaçma ve haz almaya göre hareket etmektedir. Fakat ilerleyen yıllarla gelişen benlik neyi, ne zaman, nerede doyurması gerektiğine karar verme, dürtülerini bekletebilme ve erteleyebilme gücü kazanır. Bekletebilme, erteleyebilme, başka yollar bulabilme, uygun yollar bulup eyleme geçebilme ancak benlik gelişimi ile sağlanabilir. Benlik göreceli bir egemenlik kurmayı öğrenir. Benliğin erteleyebilme ve bekletebilme gücü dayanma gücü olarak isimlendirilir.

Süper ego
Kişiliğin en son gelişen bölümü süper egodur. Bu bölüm geleneksel değerlerin temsilcisidir. Anne ve baba tarafından çocuğa aktarılan tüm doğru ve yanlış değerlerini, şartlanmaları içerir. Kişiliğin ahlaki boyutudur. Gerçeği değil olması gerekeni temsil eder. Hazza değil kusursuzluğa önem verir. Bir şeyin doğru veya yanlış olduğuna karar verip tolumun bunu onaylayıp onaylamadığına bakar.

3168_k2

Süper egonun başlıca işlevlerini şöyle sıralayabiliriz:

–          İd’den gelen istekleri, dürtüleri bastırır. Çünkü bunlar genellikle cinsel ve saldırgan güdülerdir.

–          Egoyu gerçekçi amaçlardan ziyade ahlaki amaçlara yöneltir.

–          Daima kusursuzu arar, kusursuz olmaya çalışır.

Süper ego, id ve egoya karşı çıkarak onları kendi istediği düzene sokmaya çalışır. Egonun görevi dürtüsel istekleri ertelemektir; süper ego ise bu istekleri tamamen engellemeye çalışır. İd, ego ve süper ego farklı ilkelerle çalışan psikolojik süreçlerin adıdır. Normalde birbirine karşıt çalışmayan bu bölümler aslında bir ekip gibi çalışırlar. Bu ekibin yöneticisi egodur. Yani kişilik ayrı ayrı üç bölüm halinde değil de bir bütün olarak çalışır.

İd, ego ve süper egonun birinin diğerlerinden baskın olması durumunda farklı kişilik tipleri ile karşılaşırız. Süper egosu gelişmiş ve baskın olan kişiler utangaç, kızgınlık ve cinsellik isteklerini uygun ortamlarda dahi ifade etmekten çekinen bireyler olurlar. Eğer id baskın ise kişi sadece kendi isteklerini göz önünde bulundurur. İsteklerinin karşılanması konusunda bencil davranış ve ihtiyaçlarından başka bir şeyi göz önünde bulundurmaz. Başkalarına saygı duymayan, kendine ve topluma zarar veren bir kişi olur.

Kaynakça:
Freud’dan Lacan’a Psikanaliz
Psikanalitik Kurama Giriş, Bağlam Yayınları

Yazar: Özlem Yüksel