Reklamların Çocuklar Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

8805_c1vdzw-tzmnn10nmdqw-ureeReklamlar, çok sık karşılaştığımız, yaygın olarak kullanılan iletişim süreçlerinden biridir. Çocuklar uslu durmadığında rengarenk reklamlar, onları usluca oturtmak için bazen imdadımıza yetişir. Günlük hayatımızın bir parçası haline gelen reklamlar, geniş yelpazesi ile çok geniş kitlelere ulaşabilmektedir. Reklam deyip geçtiğimiz, “çocuk biraz onu izlesin, oyalansın.” dediğimiz şeyler aslında çocukları, psikolojik ve davranışsal açıdan büyük ölçüde etkilemektedir. Reklamlar ve yayımlayıcılar kendi hedeflerine odaklanıp çocuklar üzerindeki etkilerini göz ardı edebilmektedir. Çocukluk dönemi ise, çocukların dış uyaranlara açık olduğu, taze zihinleri ile her şeyi öğrenmeye, örnek almaya, taklit etmeye açık oldukları bir dönemdir. Bu dönemde çocuklar, gözlemleyerek, model alarak öğrenirler. Çocukların en çok örnek aldıkları kişiler anne ve babalarıdır. Bunun yanı sıra televizyonda izlenilen karakterler, çizgi film karakterleri, reklamda izlenilen davranışlar çocukların en çok aldığı kişilerdir. Bu karakter ve davranışlara, çocuklar yoğun bir şekilde maruz kalmaktadır hem de her gün, her saat, her dakika. Her yaşa hitap eden reklamlar, çocukları da, büyükleri de ekran başına kilitlemektedir.

Bir çocuğun seyrettiği reklam sayısı 20.000 adet olarak bulunmuştur. 8 yaşın altındaki çocuklar gerçekçi değerlendirme ve eleştirel değerlendirme bakış açısına sahip değildir. Bu nedenle reklamlar çocukları daha çok etkilemektedir. Reklamda gösterilen ve sunulan bilgilere daha çabuk inanma eğilimleri mevcuttur. Bu durumda çocuğun, reklamda gördüğünü uygulaması, reklamda gördüğü nesneden istemesi, aile ile çatışma içine girip istediğini yaptırma çabası kaçınılmaz olacaktır. Sağlıksız beslenme alışkanlıkları ortaya çıkmakta ve çocukta gördüğünü isteme gibi huylar meydana gelecektir. Hele de bir kez “ağlamasın yeter ki alayım!” diyip çocuğun dediğini yaptıysak, bu olayın devam etmesi kaçınılmazdır. Çocuklar, bu çağda model alarak öğrenir dolayısı ile gördüğü reklamın içeriğini unutmaz ve o ürünü tercih etme olasılığı artar. Bir de reklamda çizgi karakterler mevcutsa “anne, bu kahramanda bundan yiyior, içiyor… bende istiyorum.” gibi cümleler duymamız kaçınılmaz olacaktır. Çocuk o yaşta gerçekliği tam ayırt edemediği için, izlediği reklamdaki özendirici bilgiler çocuğun zihnine yer eder ve zararlı bir ürünse bile çocuğun aklında özendirici ve sevimli hali ile imajlar oluşturur. Bunun yanı sıra, teknoloji sayesinde insanın her şeye sahip olması gerekir yönünde yayılan anlayış ile çocuklar istediği ürünlere sahip olmaya daha çok eğilimlilerdir. Bugünlerde, evde karar verici mekanizmanın çocuk olduğunu düşünürsek, çocuğun aile ile çatışmaya girmesi, reklamdaki gördüğü ürünü aldırmak için diretmesi kaçınılmazdır. Çocuk aileyi de bu yönde yönlendirdiği için, reklam yapımcıları da 4-12 yaş arasındaki minik izleyici kitlesini, minik tüketicileri çok önemli bulmaktadır. Çocuk reklamı zihnine yerleştirir, içeriğini hatırlar ve o ürünün kendi için doğru, sağlıklı, yenmesi gereken bir ürün olduğuna karar verir ve bu yönde hareket eder. Bu da dengesiz beslenme, sağlıksız beslenme gibi büyük sorunları da beraberinde getirir. “Olsun çocuğum ben iş yaparken izlesin, oyalansın, ayak altında dolanıp işimi engellemesin, ben daha sonra ona o ürünlerin zararlı olduğunu anlatırım diyorsanız, çocuğun bu yönde algısını değiştirmek çok zor olacaktır. Hele ki, günümüzde çocuklara uygun renkli, görselli, çizgi film kahramanlı, çocuğun ilgisini çekebilecek tarzdaki reklamlar sunuluyorken, çocuğun bu fikirlerden vazgeçmesi zor olacaktır.

8805_televizyonun_cocuklar_uzerindeki_etkileri_h713_b85adReklamlarda yer alan sloganlar, mutlu hayatlar, her yaştan insanı ve özellikle de çocukları tüketmeye itmekte. Bu ürün tüketilirse, ne kadar çok şeye sahip olunursa, hayatta o kadar mutlu olunur algısı oluşturmaktadır. Dikkat ettiyseniz bir çok reklamda, hedef kitlesi çocuk olmayan ürünlerde bile çocuklar yer alıyor, çocuklar hedef kitle olarak baz alınıyor. Örneğin; araba reklamları, emeklilik, sigorta reklamları… gibi. Bu reklamların hedef kitleleri çocuklar değil fakat, çocuklar üzerinden en değerli varlıklarımıza vurgu yapılarak, değerlerimize vurgu yapılarak ürünün satılması sağlanıyor.

Peki bu durumda ne yapmalıyız? Çocuğu bırakın, reklamları biz bile izliyoruz diyen aileler; öncelikle tabi ki reklamların olumsuz yönlerinin farkına varıp biz kendimiz izlememekte işe başlayacağız. Çünkü, çocuk model alarak öğrenir. Daha sonra ise, evde çocuk için daha yararlı etkinlikler, faaliyetler oluşturup elimizden geldiğince çocuğu televizyondan uzak tutmalıyız. Renkli hikayeler, masal kitapları, boyamalar, oyuncaklar, aile içi edilen sohbetlerle çocuğun zamanını daha verimli geçirmesini ve daha faydalı şeyler öğrenmesini sağlamalıyız. Eğer çok mecbur kalındıysa çocuk reklamları izlerken onun yanında olup, “acaba sence, gerçekten bu ürünü kullanan çocuklar mutlu mu olur?” şeklinde sorular yönelterek çocuğu düşünmeye sevk etmeliyiz. Bunun yanı sıra biz de reklamlar hakkında açıklamamızı çocuğa yapmalıyız.

Dışarıdan bakıldığında basit bir konu gibi görülse de çocuğun gelişimini her açıdan olumsuz etkileyen ve önlem alınması gereken bir konudur. Hele de günümüzde, televizyon, bilgisayar, tablet, akıllı telefonlar içine itilen, ihmal edilen çocuklar varken bu konuda daha dikkatli davranmamız gerekmektedir. Bizler ebeveyn olarak daha bilinçli olursak, daha yararlı, daha bilinçli, daha taze düşünebilen nesiller yetiştirebiliriz.

Yazar: Nur Altn