Sahte Hatırlama ve Tanıma Neden Olur?

Aşağıda iki ayrı listemiz var. Her listedeki kelimeleri dikkatlice inceleyin.

Birinci Liste

İplik, İğne, Keskin, Sivri, Dikiş dikmek, Göz, Yüksük, İğne batması, Diken, Acıma, Ot yığını, Enjeksiyon, Şırınga, Kumaş, Örgü örmek

İkinci liste

Yatak, Yorgun, Dinlenmek, Uyanık, Uyanmak, Rüya, Şekerleme yapmak, Battaniye, Uyuklamak, Kestirmek, Horlamak, İçi geçmek, Uyku bastırmak, Rahatlamak, Esnemek

Şimdi de sıraladığımız listelere bakmadan aşağıdaki kelimelerden hangileri listede yer alıyordu? Her kelime için bir “evet” veya “hayır” ınız olsun. Sonra listelere tekrar bakın.

Uyanık, Kapı, Şeker, İğne, Dikiş dikme, Uyku

8381_sahte_hatirlamaYukarıdaki deney DRM deneyi olarak bilinir. Bu deneyi kullanarak çalışmalar yapan üç araştırmacının isimlerinin baş harflerinden oluşmuştur: Testi 1950’lerde geliştiren James Deese ve 1990’larda yeniden keşfedip üniversite öğrencilerine uygulayan psikologlar Henry L. Roediger III ve Kathleen McDermott. Roediger ve McDermott, bu listelerdeki 15 kelimeyi akılda tutmaları istenen öğrenciler arasında “sahte hatırlama ve sahte tanımanın dikkat çekici düzeyde” yüksek olduğunu keşfetmiştir. Örneğin iplik, dikiş dikme ve örgü örme gibi kelimeler verildiğinde, öğrencilerin yarısı listede yer almasa da iğne kelimesini de hatırlamıştır. Aynı şekilde, battaniye, kestirmek ve yastık gibi kelimelerin yer aldığı ikinci kelime listesinde uyku sözcüğünün de olduğunu bildirmişlerdir. Her iki kelime de bir önceki sayfada yer almamaktadır. Harvard psikologlarından Daniel Schacter bu gibi deneylerde, sahte anıların oranının derslerine katılan yüzlerce öğrenci arasında yüzde 80-90 lara ulaştığını belirtmiştir. McDermott’a göre, insanları dikkatli olmaları konusunda uyarmak ortaya çıkan sonuçları çok az değiştirir. “İnsanları hayali anıların olasılığına karşı uyarmak, düşünce süreçlerini kontrol etmelerine yardımcı olmadığı gibi, hayali anıların oluşmasına da engel olmuyor,” diyor. “İnsanların sahte anıların önüne geçmede zorlandığı çok açık. Bu noktada sorulacak en önemli sorular, bu hatalı anıların nasıl ve ne zaman üretildiği ve bunları engellemenin mümkün olup olmadığıdır.”

Roediger, Listedeki kelimeleri dinleyen insanların beyninde o sırada bir anlamsal ağın harekete geçtiğini ve uyku kavramını ortaya çıkardığını düşünüyoruz,” diyor. Bu harekete geçme hem dışsal (yani denekler kelimeleri duyduğu sırada olabildiği gibi), hem içsel olabilir (kelimeler arasında anlamlı bir yapı oluşturacak şekilde bağlar kurarken).
1990’ların ortalarında, Schacter bir kelimenin listede bulunup bulunmadığına verilen doğru ya da yanlış yanıtlar sırasında beynin tepkisini incelemek için pozitron emisyon tomografisi (PET) taraması kullandı. Eğer beyinde doğru ya da yanlış yanıtları verirken farklılıklar gözlenirse, PET taraması tıpkı bir yalan makinesi olarak kullanılabilirdi; hatta doğruyu söylemediklerinin farkında olmayan insanları, bilinçli olarak yalan söyleyenlerden ayıracak daha iyi bir yalan testi olabilirdi.

Schacter ne yazık ki istediği sonuçları elde edemedi: Deneklerin beyin aktiviteleri, kelime listeleriyle ilgili doğru ya da yanlış yanıtlar verseler de benzer biçimdeydi. Her iki durumda da, şakak loblarının iç kısımlarında ve hipokampusta daha zayıf sinyaller görülürken, ön loblarda güçlü elektriksel aktiviteler görüldü. İlk başta görülen çok hafif farklılıklar Schacter’in ekibini umutlandırdı. Deneklerin yanlış bildirimleri sırasında, ön lobun belleği izlemekle ilişkili bir kısmının daha aktif olduğu görüldü. Ayrıca doğru anımsanan anılar, beynin sol yarım küresinde, kelimelerin sesleriyle ilişkili bölgede biraz daha fazla aktivite başlatıyordu. Ancak bu bulgular testler daha dikkatli koşullar altında tekrarlandığında gözlemlenmedi.

Bağlantının Gücü

Kanadalı psikolog Allan Paivio bağlar arasındaki hiyerarşinin bellek gücünü artırdığını buldu. Beyin, bir nesnenin kendisini resminden çok daha güçlü hatırlar. Beyin ayrıca nesnelerin resimlerini isimlerinden daha iyi hatırlar zira isimlerin nesnelerle hiçbir somut bağlantısı yoktur (Sahi, güle neden gül denir?)

Yaygın Bellek Hatalarımız

Geçicilik: Anıların zamanla aşınması.
Dalgınlık: Dikkat eksikliği nedeniyle anılara ait ipuçlarının zayıf oluşması.
Tıkanma: Bilgileri geri çağırma çabalarının sonuçsuz kalması. Yanlış nedene yükleme: Anının yanlış bir kaynakla ilişkilendirilmesi.
Telkine açıklık: Telkin sonucu sahte anıların oluşması. Yanlılık: Anıların yeni koşullara göre düzenlenmesi.
Kalıcılık: Kişinin unutmayı tercih ettiği olayları tekrar tekrar hatırlaması.

Jean Piaget’nin Hatası

8381_sahtehatirlamaİsviçreli psikolog Jean Piaget (1896-1980) çocuk psikolojisi alanında dev bir isim olarak anılır. Çocukların çevrelerine uyum sağlamayı öğrendikçe ortaya çıkan zihinsel gelişim aşamalarına ilişkin çalışmaları çığır açıcı kabul edilir. Piaget, genç zihinlerin yetişkinlerinkinden ne kadar farklı şekillerde düşündüğünü göstermiştir. Ancak genç beyinlerle ilgili çalışmalara öncülük eden biri olarak kendisi de beynin beklenmedik olaylarının kurbanı olmuştu. Piaget uzun bir süre doğruluğuna tutkuyla inandığı sahte bir anı taşımıştı.

“On beş yaşıma kadar doğru olduğuna inandığım bu sahneyi hala tüm canlılığıyla görebiliyorum.” dedi. “Bakıcımın Champs Elysees’de sürdüğü pusetimde otururken bir adam beni kaçırmaya çalıştı. Bakıcım, adamla arama girerek onu kahramanca durdurmaya çalışırken vücuduma takılı kayıştan tutuluyordum. Bakıcım sıyrık içinde kaldı; hala yüzündeki o izleri belli belirsiz görebiliyorum. Etrafımızda bir kalabalık toplandı, kısa pelerinli ve beyaz coplu bir polis memuru geldi ve adam da uçarcasına kaçtı. Metro istasyonunun yakınlarında geçen tüm sahneyi gözümün önüne getirebiliyorum.

Yıllar sonra, bakıcı Kurtuluş Ordusuna katıldı. Dini yöneldikten sonra, Piaget’nin ailesine karşı dürüst olmaya karar verdi. Onlara, yüzündeki çizikler dahil, bütün olayı uydurduğunu anlattı. Piaget’nin anne-babasının cesaretinden dolayı ona verdiği altın saati iade etti.

Piaget’nin çocukken bu öyküyü duyduğu ve sahte anıyı zihninde “gerçek” bir anı olarak sakladığı açık. Bir yetişkin olarak yaşadıklarının gerçek olmadığını Öğrendiğinde bile bu anıyı zihinsel hata olarak kabullenmekte zorlanmıştı.
Bundan ‘bir anının anısı ama sahtesi’ olarak bahsetmişti.

8381_sahtehatirlama2Kelimelerle görüntüler arasında bir bağ kurduğunuzda belleğin gücü artar. Bunun nedeni bu gibi anıların kodlamalarının, dil ve görüntüyle ilişkili olanlar dâhil, farklı sinir ağları boyunca oluşmasıdır. Bu da antik çağlara dayanan bir hafıza tekniğinin neden yararlı olduğunu açıklar. Romalı şair Çiçero tarafından tanımlandığı için Roma odası denen bu teknikte, kelimeler ve cümleler ile görüntüler arasında bir bağ kurulur.
Bir kelime için somut bir görüntü yaratırsanız ve bunu belirli bir yere yerleştirirseniz, büyük olasılıkla o kelimeyi hatırlarsınız. Örneğin, oğul kelimesinin ingilizcesi olan son kelimesini, bir aileyi (anne, baba, kız çocuk, erkek çocuk) sıraya dizilmiş ve ailenin oğlunu da bu sıranın en sonunda resmederek hatırlayabilirsiniz. Eğer kelimelerle görüntüleri, bir odadan diğerine gezinir gibi, tek bir anlatımla birbirine bağlarsanız uzun metin yığınlarını hatırlayabilirsiniz. Schacter görsel bağlantılar kurmanın DRM testlerinin doğruluk oranını artırdığını göstermiştir. Denekler DRM listesindeki kelimeleri dinlerken resimler gösterildiğinde (örneğin, tereyağı kelimesi sesli okunurken tereyağı resmine bakmak gibi) bu bağlantılar son derece önemli oluyordu. Denekler kendilerine test listesinden sorulan bir kelimenin görselini de hatırla-dıklarında o kelimeyi duyduklarını yanılmadan söylüyorlardı.
Kaynakça:
BBC

Yazar: Tuncay Bayraktar