SAT ve SAS Komandoları

Okuma Süresi: 2 Dakika  | Yazdır

Su altı savunma(SAS), su altı taarruz (SAT) birlikleri donanmada yer alan en iyi eğitimi görmüş, yetenekli ve dirençli astsubay öğrencilerinden seçilir. Astsubay meslek yüksek okullarında 2. sınıfa geçen öğrencilerden uygun olanları bir mülakat yaparak birime almak için gelen deneyimli askerler tarafından titizlikle seçilmektedir. İlk olarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca 1963’de kurulmuştur.

SAS’lar su altındaki tehlikelere karşı genelde donanmaya ait araçların güzergahındaki mayın ve benzeri patlayıcı maddelerin imha edilmesinde, deniz çıkarma araçlarının kıyıya güvenle ulaşmasında, plajların ve sığ suların temizliğinde(balistik) görev yapan son derece önemli birimlerdir. Su altındaki değişebilen koşullara hemen ayak uydurabilen, fiziksel olarak yeterli bir vücuda sahip ve hızlı düşünüp hızlı karar veren soğuk kanlı insanlardan seçilmektedir. Bu şekilde mayın temizleme, su altı savunma gibi görevleri üstlenen başka bir birliğin olmaması da SAS komandolarının özel olmasını ve görevlerinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

SAT’lar genelde taarruz adı ile anılsa da istihbarat toplama, görsel alma, bilgi edinme gibi görevlerde aktiflerdir. Her hangi tehditlere karşı tehlikeyi ortadan kaldırma, yabancı limanlarda kontrol sağlama, rehin alım ve kaçırılma durumlarına müdahale gibi tehlikeli ve sivil hayatının riske girdiği durumlarda da görev almaktadırlar.

SAT Komandoları aynı zamanda Amfibi Harekat için (çıkarma) çok önemli görevler üstlenmektedirler. Hücum botlarının gideceği bölgelerdeki tehlikeleri ortadan kaldırma, durum bilgisi verme, çıkarmaya destek olma gibi görevleri yerine getirmektedir.

SAT komandosu vatanı için her an canını feda etmeye hazır, yalnız kalma, karanlık, yükseklik gibi korkulu durumlardan rahatsızlık duymayan, hızlı düşünen ve karar vereni fiziksel anlamda yeterli ve sabırlı kişilerden seçilmektedir. Ülke olarak gururumuz olan SAT VE SAS komandolarının günümüzde de terör ve korsanlık olaylarındaki başarısını tüm dünya basını yakından izlemiş ve etkilenmiştir.

Yazar: Sinan UZA