Sinema Makinistliği Nedir?

3769_sinema-bileti

Sinemaların gizli kahramanları olarak tanımlanan projektör ve film makinistleri, aslında çok titiz çalışma gerektiren ve dikkatle yapılması zorunlu olan bir işi kimsenin göremediği  ufacık bir odada yalnız başına saatlerce yapmaktadırlar.

Film makineleri; filmin bir yandan azalan diğer yandan artan sarılmasını kontrollü bir şekilde yapan, perdeye yüksel voltajlı bir ampul sayesinde film karelerinde ki resimleri tek tek yansıtıp, bu şekilde görüntüyü oluşturan, aynı zamanda filmden sesi de okuyup amfi vasıtası ile gerçeğe en yakın şekilde izleyicilerine sunan bir çok fonksiyon taşımaktadır.  Film makineleri 15 mm ve 35 mm olarak genelde 2 kısımda oynatılırdı. 15 mm ya çok eski ya da ev tipi makineler olarak bilinmekte ve filmler ona göre hazırlanmaktaydı. 35 mm olarak bilinen ise profesyonel projektörlerde toplu gösterim yapma imkanı sunan büyük makineler için kullanılmaktadır.

35 mm film projektörleri film şirketleri tarafından kopyalanan yaklaşık 3-4 km uzunluğunda sesi ve görüntüyü üzerinde taşıyan, 4 ile 9 parti halinde gelen ve 2 farklı bobin sistemine sarılan son olarak da filmi 2 kısım halinde izleyicilere sunun temel malzemedir. Film makineleri görüntüyü oluşturmak için bantlar üzerindeki görüntüleri kademeli bir şekilde döndüren sistem yardımıyla tek tek ve hızlı bir şekilde ışıktan geçirip perdeye görüntü vermektedirler. Resimlerde görüldüğü gibi sesin ve görüntünün oluştuğu yerler farklı yerlerde ama aynı film üzerindedir. Resimdeki makine Türk bir usta tarafından el ile yapılan ve genelde sinemalarda kullanılan yaygın bir modeldir. Gövdesi üzerinde Malta hacı denilen bir mekanizma sayesinde kademeli hareketi sağlamakta ve bu kısma makinenin kalbi denilmektedir.

3769_bellhowell1

Eski zamanlardaki makineler günümüzdeki gibi sorunsuz ve temiz bir çalışma şekline sahip değildi. 2000 watt gücündeki ampuller o zamanlarda yoktu ve bunun yerine özel projektör kömürleri kullanılırdı. Kömürün ucu yakılarak bir fan vasıtası ile  sürekli parlaması ve ışık görevi görmesi sağlanırdı. Eski makineler gibi eski filmlerde çok dayanıksızdı ve sürekli koparak makinistlere zor anlar yaşatırdı. Kaset bandı gibi ince bir yapıya sahip eski filmler yanma eğilimi de gösterdiği için, kömürden sıçrayan korlar filmi tutuşturmakta ve yangına sebep olmaktaydı. Makinistlik, yanarak ölümlerin en fazla olduğu meslek dallarından biridir. Gerek gazlı temizlik ürünleri, gerek ince film yapıları gibi bir çok neden makine dairesinin kolayca tutuşmasına sebep olmaktadır.

Günümüzde film makineleri yüksek voltajlı ışıklar ile kullanılsa da bu kuvvetli ışığın hareketsiz duran bir filmi eritmesi, ve yakması saniyeler almaktadır. Tecrübeli bir makinist bu şekilde yanmalara kesinlikle izin vermez ve makinenin güvenlik kapaklarını kolayca kapatarak tehlikeli durumu en aza indirebilir. Yeni filmlerde poliester maddesinden yapıldığı için daha zor tutuşma ve sağlamlık özellikleri göstererek çıkan sorunları yok denecek kadar aza indirmiştir. Poliester filmlerin 3 tanesi bir arabayı rahatlıkla çekecek derecede sağlamdır. Günümüzde film kopmaları sadece eklem yeri olarak tanımlanan, partların bant ile birleştiği yerden olmakta ve nadiren karşılaşılmaktadır.

Makinistlik hitaben kulağa kariyerli bir meslek olarak gelse de, aslında herhangi bir fabrika işçisinden farksız konuma düşmüştür. Kullanımının kolaylaşması ve makinelerde dijital sisteme geçilmesi ile son yıllarını yaşayan, asgari ücret ile çalışılmakta olan basit bir meslek halini almıştır.

Varlıkları ancak film gösteriminde,  bir aksaklık olduğu zaman hatırlanan makinistler, aslında sinema sektörünün gizli kahramanlarıdır.

Mürşit Davran

Yazar: Sinan Uza