Sinematerapi Nedir?

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

Psikoterapi uzun yıllardır danışanların dertlerinin, sorunlarının, günlük yaşamlarında oluşan stres etkenlerini anlatarak rahatladıkları bir bilimsel sistem olarak görülmesine rağmen aslında psikoterapi zorlu, yıpratıcı ve sancılı bir süreç olarak varlığını sürdürmektedir. Danışanlar psikoterapi sürecinde hayatları boyunca farkında oldukları ve farkına varamadıkları yaşam olaylarını, tramvatik yaşantıları ve bilinçaltına bastırdıkları anılarıyla yüzleşerek ilgili durumları keşfederler. Bu durumun farkına varan terapistler birbirinden farklı yollar önererek birbirinden farklı psikoterapi türlerini oluşturmuşlardır. Sinematerapi de bu farklı psikoterapi yöntemlerinin en yenilerinden biri olarak danışanlar üzerinde kullanılmaktadır. 1995 yılında Gary Solomon isimli psikoloji profesörü tarafından yazılan ‘The Motion Picture Prescription’ adlı kitabında ilk kez ifade edilmiş olan sinematerapi, filmler ve film karakterleri üzerinde danışanların bu karakterlerin film boyunca anlatılan sorunlarına, tramvatik yaşantılarına ve günlük yaşamlarında meydana gelen stres içerikli olaylara çözüm yolları üreterek ilgili durumları tartışmaları temeline dayanır. Bu durumdan dolayı sinematerapi bir çok terapist tarafından başlı başına bir psikoterapi yöntemi olarak kabul edilmek yerine bir yardımcı psikoterapi yöntemi olarak kabul görür. Diğer psikoterapi yöntemlerinde ortaya çıkan sancılı ve yıpratıcı süreç sinematerapide çoğu kişi tarafından keyifli bir aktivite olarak ifade edilen filmler kullanılarak daha az yaşanılır. Burada filmlerden ve karakterlerden yararlanıldığı kadar başka insanların sorunlarının tartışılıyor ve bu sorunlara çözüm yolları aranıyor olması da etkilidir. Film karakterleri üzerinden çözüm yolları aramak danışanı başka insanların sorunlarına yönelttiği gibi sorunlara karşı güvenli bir mesafede durmaları hissini de yaratır. Bu noktadan sonra, danışan kendi yaşam olaylarıyla, sorunlarıyla ve deneyimleriyle yüzleşebilecek bir noktaya gelmiştir. Deneyimli bir danışmanın önderliğinde danışan filmler aracılığıyla karakterlerin hayatında maruz kaldığı durumlara çeşitli çözüm yolları bulduktan sonra bu çözüm yollarını kendi hayatında da uygulaması istenilebilir. Burada danışan-danışman arası fikir alışverişinden ziyade danışanın psikoterapi süreci boyunca biriktirdiği farkındalık sayesinde birey olarak kendi çözüm yolları önemlidir.

Sinematerapi bireysel uygulanabildiği gibi grup ortamlarında da uygulanabilmektedir. Grup oluştururken sorunların tekrar analiz edilmesi ve benzer problemlere sahip kişilerin aynı grupta bulundurulması önemlidir. Filmlerde de günlük hayatta da benzer sorunları yaşayan kişiler olduğu bilmek danışanı yalnızlık duygusundan uzaklaştırmaktadır. Burada kilit öneme sahip noktalardan biri de danışmanın filmi önceden izleyerek değerlendirmesi ve danışana ve danışanın problemine uygun filmin seçilmesidir. Bu noktalara dikkat edildikten sonra bile diğer psikoterapi yöntemlerinde de dile getirildiği gibi bu yöntem de “sihirli değnek” değildir ve her danışana uygun olmak zorunda değildir. Özellikle zekâ geriliğine sahip kişilerde ve şizofreni hastalarında bu yöntemin kullanılmasında sorunlar yaşadığını ilgili yöntemi kullanan terapistler dile getirmektedirler.

Sinematerapi, danışanın hayatına dayanan pek konuda kullanılabilir. Sinematerapi, ilişki sorunlarında, bağlanma problemlerinde, depresyonda, aile ilişkilerinde yaşanan problemlerde, alkol problemlerinde ve tramvatik yaşantı durumlarında kullanılır.

Kaynakça:
Psikesinema dergisi mayıs-hazirazn 2016 tarihli 5. sayısı

Yazar: ömer Eraslan