Sinizm Nedir?

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

Sinizm, Sofist Gorgias’ın ve daha sonra da Sokrates’ın öğrencisi olan Antisthenes’in öğretisidir. Bu nedenle Kinik okul Sokratesçi okullardan biri kabul edilir. Antisthenes, İ.Ö. 4. Yüzyılda Kynosarges Gymnasion denilen yerde okulunu kurmuştur. Bunun için de Kinik okulun, kyon kelimesinden türediği söylenmektedir. Kynik adı, eski Yunancada köpek anlamına gelen “kyon”dan çıkarılmıştır. Buna gerekçe olarak da okul temsilcilerinin köpeksi bir yaşam sürmeleri, bir köpek kadar hırçın ve saldırgan olmaları nedeniyle halkın onlara bu adı yakıştırmış olması gösterilir.

Siniklerin temel felsefi konumları, zamanın uygarlık değerlerine yönelik aldırmaz tavırları ve eleştirel yaklaşımları tarafından şekillenir. Eski Yunan’daki sinikler din ve devlet gibi saygı gösterilen kurumların gereksizliğine ve doğal olmadığına inanmaktadırlar. Sinikler insanoğlunun eğilimlerinin doğal olmadığına, başkalarına muhtaç oldukları için onlarla zorunlu ilişki kurduklarına ve iyi geçindiklerini düşünürler. Ayrıca maddi zenginliklerin çekiciliğine kapılıp lüksün, bolluğun amaç edinilmesi, iyiliğe sırt çevrilerek kötülüğün seçilmesi demektir.

Sinizm, M.Ö. 4. yüzyılda Yunan Şehir devletlerindeki toplumsal, siyasi, kültürel yozlaşmışlığın ve kargaşalığın karşısında umutsuzluğa kapılan ve yaşamını anlamlandırmak için bir dayanak arayan bireye bir “çıkış yolu‟ sunmaktadır.

Sinizme ün kazandıran asıl isim Diogenes’tir. Diogenes’in bütün ihtiyaçlarından sıyrılarak bir fıçı içinde yaşadığı rivayet edilmektedir. Büyük İskender’i “Gölge etme başka ihsan istemem” diye yanıtlayarak yaşam tarzını örnek olarak sunmuştur. Gündüz vakti eline feneri alarak “Hey insanlar” diye bağırdığında çevresine toplananları “Ben insanları çağırdım pislikleri değil” diyerek sopayla kovalar, Olimpiyat oyunları dönüşünde, kalabalığın olup olmadığını soran birine “Evet, kalabalık vardı, fakat insanlar çok azdı” diye karşılık verir. Bu davranışlar sinik düşüncenin hayata geçirilmiş halidir.

Sinik düşünce Alman filozof Friedrich Nietzsche tarafından da ele alınmıştır. Nietzsche “İnsanlar arasında yaşamayı, hayvanlar arasında yaşamaktan daha tehlikeli buldum” ve “Nerede canlı gördüysem, orada güç istemi gördüm; uşağın isteminde dahi, efendi olma istemini gördüm ve nerede özveri, hizmet ve sevgi bakışları varsa, orada efendi olma istemi de vardır” demiştir. Nietzsche bu sözleri ile insanlara olan güvensizliğini ve insanın her şeyi çıkarları uğruna gerçekleştirdiği düşüncesini, yani sinik bakış açısını anlatmıştır.

İlk sinikler, toplumun kurbanı olarak tasvir edilen günümüz siniklerinin aksine sinizmi kasıtlı olarak bir felsefe edinmişlerdir. Eski Yunan sinikleri erdemlerini sürdürmeyenlere sık sık acımasızca saldırarak, yüksek etik ve ahlak standartlarını arzuladı. Ancak, modern zamanlarda sinikler etik ve ahlak ilkelerine sıkı bağlılık göstermede çok az fayda görüyorlar ve bunun yerine kendilerini toplumun desteklediğine inandıkları güç ve manipülasyonun kötülüklerinden uzak tutmayı amaçlarlar. Günümüz sinikleri sosyal değişimi etkilemekten ziyade yaşadıkları hayal kırıklıklarına bağlı olarak duyumsamazlık ve çekilme gösterirler.

Hem eski siniklerde hem de modern siniklerde ortak olan nokta ise umutsuzluktur. Eski sinikler yenemeyecekleri ve yenme umutları olmayan bir sistemle; toplumla, savaşıyorlardı. Modern sinikler ise ya kişinin kendinde bulunan kişilik siniği ya da toplumun onlara yaşattıklarından dolayı sinik olmuşlardır ve aynı şekilde gelişim ve değişime dair umutları da yoktur.

Kaynakça:
1. AĞAOĞULLARI, M.A., Eski Yunan’da Siyaset Felsefesi, Ankara, V Yayınları, 1989.
2. NIETZSCHE, F., Böyle Buyurdu Zerdüşt, İstanbul, Cem Yayınevi, 2005.
3. REYHANOĞLU, M., Dürüst Bir İnsan Arıyorum, İskenderun, Ekonomik Rapor Dergisi, 2007.

Yazar: Mehmet Umut Pişken