Siyasi İktidarın Ortaya Çıkış Teorileri Nelerdir?

Siyasi iktidarın ortaya çıkışına yönelik ileri sürülen teoriler iki başlık altında toplanır. Bunlar üretime dayanan teoriler ve toplumun değişimine dayanan teorilerdir. Üretime dayanan teori Openiener’e aittir. Openiener, toplumu göçebe toplum ve tarım toplumu olarak iki ayırır. Biri göçebe diğeri düzenli besin elde eden toplum tablosu. Göçebe toplumlar ihtiyaçlarını karşılayamayacak hale geldiklerinde üretim toplumları üzerinde hakimiyet kurmaya başlarlar. Göçebe toplumun zor şartlarına alışık olduklarından fiziksel olarak bir hakimiyet sağlamak onlar için oldukça kolay olur. Tarihte siyasi iktidar, Openiener’e göre bu şekilde ortaya çıkmıştır. Bu teoriye katılan Engelos’a göre üretim sürecindeki farklılaşma üretim araçları üzerinde mülkiyetin ortaya çıkması siyasi iktidarın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Yine bu görüşe katılan bir antropolog ise toplumun ürettiklerini değiş tokuş ettiklerini ifade eder. Bu takas piyasasının bozulmasıyla da toplumların birbiri üzerinde, dengeyi sağlamak amacıyla, hakimiyet kurmaları devleti ortaya çıkarmıştır. Son 30 yıl içinde bu görüşler kadar kabul görmese de farklı bir görüş daha ortaya çıkmıştır. Bu görüş, üretimin siyasi iktidarın oluşumuna zemin hazırladığını ileri süren görüşlerin aksine siyasi iktidarın, siyaseten üretim üzerindeki etkisini dikkate almıştır. Yani siyasi iktidara göre ekonomik düzenin belirlendiği savunulmuştur. Yine baskın olmayan diğer bir görüş ise, siyasi iktidarın ortaya çıkışını erkeğin kadın üzerindeki hakimiyetine dayandırır. Bu görüşün önde gelen ismi Freud’dur.

demokratik_toplumda_hukuk_siyaset_iliskisini_nasil_anlamali

Toplumdaki değişimlere dayanan teoride ise, en başta bu teori fazla kabul görmese de Durkheim’ın ”Evrimci” teorisi gelmektedir. Toplumların gelişmesiyle nüfusun artışı beraberinde farklılaşmayı da ortaya çıkarmıştır. Bunun ardından iş bölümü hususu da ortaya çıkmıştır. İş bölümü, işçi-işveren ayrımı katı bir kutuplaşmayı da beraberinde getirmiştir. Jolliney, devletin üç unsurdan oluştuğunu savunur. Bu unsurlar bugün de kabul edilmektedirler. Jolliney’e göre halk yani nüfus, egemenlik yani iktidar, ülke yani toprak devletin unsurlarıdır. Halk bir hukuki bağla ülkesine devletine bağlıdır. Bu da vatandaşlık bağıdır. Anayasalarda vatandaşın hak ve ödevlerinden bahsedilir. Esasen incelendiğinde vatandaşa yüklenen ödevler devlete karşı değil topluma karşı yüklenir. Lakin her zaman devlete karşı yükümlülükler olarak anlatılır ve kişiselleştirilir.

Kaynakça:
Sonntag am Frankfurter

Yazar: Emir Karasu