Sone Nazım Şekli Nedir?

8449_tayfunmuallim_141891888840Osmanlı Devleti’nin son yıllarında gerilemeye başlamasıyla birlikte bu geriliğin nedenlerini ortadan kaldırmak için batıya yönelinmiş , Batılı eğitim kurumları örnek alınarak yeni eğitim kurumları açılmış, çok sayıda öğrenci batıya – özellikle batı denildiğinde 19. yüzyılda Fransa akla gelir-gönderilmiş. Batıya giden sanatçılar ve sanatsever devlet adamları batılı edebiyatçıların etkisinde kalarak ülkeye döndüklerinde yeni nazım şekilleri ve temaları kullanmaya başlamışlardır. Bütün bu Batıya yönelmenin sonucu olarak edebiyatımız da Batı etkisinde kalarak bir bütün olarak değişmeye başlamış. Daha önce divan edebiyatının klişeleşmiş nazım şekilleri olan gazel, kaside, rubai, mesnevi gibi nazım şekilleri kullanılırken bu yeni edebiyatta sone, terzarima, balad, triyole gibi yeni nazım şekilleri tercih edilir olmuştur. Bu yazımızda sone nazım şeklini tanıtmaya çalışacağız.

Sone, İtalyan edebiyatında ortaya çıkan zamanla büyük Fransız şairlerinin kullanmasıyla Fransız edebiyatı üzerinden Avrupa’ya ve edebiyatımıza taşınmıştır. İki dörtlük ve iki üçlük olmak üzere 14 dizeden oluşan soneler çok değişik konuları ele alabilen olağanüstü işlevsel ve lirik yapısı sayesinde çokça kullanılan bir nazım şekli olmuştur. Avrupa edebiyatında çokça kullanılan bir nazım şekli olduğu için zamanla İtalyan, İngiliz ve Fransız olmak üzere üç ayrı kafiye şemasıyla yazılır olmuştur.

A. İtalyan tipinde: Kafiye şeması abba, abba, ccd, ede( en sık kullanılan kafiye şeması budur.)

B. Fransız tipi: Kafiye şeması abba, abba, ccd, eed (İtalyan ve Fransız tipi sone arasındaki tek fark son üçlüğün kafiye düzenindedir.)

C. İngiliz tipi: Mısra sayısı değişmemekle beraber ilk 12 mısra tek bir bend, son iki mısra da ayrı bir bend halinde yazılırlar.( Bu kafiye şeması pek az kullanılır.)

8449_shakespeares_soneler_01Sonede İlk iki dörtlük son iki üçlüğü daha vurgulu kılmak için bizdeki manilerde olduğu gibi doldurma amaçlıdır. Son iki üçlük şiirde asıl verilmek istenen duygunun ifade edildiği bölümdür. Bu bağlamda şarkı nazım şeklindeki “miyan” yahut “meyan” bölümü gibi şiirin akılda kalan ve en vurgulu kısmı son iki üçlükle sağlanır.
Tarihi gelişim itibariyle sonenin edebiyatımızdaki serüvenine baktığımızda İlk başarılı ürünlerin verildiği Servet-i Fünun döneminde verildiğini görürüz. Tıp eğitimi almak üzere Fransa’ya giden Cenap Şahabettin orada özellikle Charles Baudelaire’in şiirlerinden etkilenerek sone nazım şekliyle serler vermeye başlar .Cenap Şahabettin’den sonra edebiyatımızda yaygınlık kazanarak heme hemen tün Servet-i Fünun sanatçılarınca tercih edilen , Servet-i Fünun’dan sonra Fecr-i Ati ve Cumhuriyet dönemi şairlerince tercih edilen bir nazım şekli olmuştur. Özellikle Servet-i Fünun şairlerinden Tevfik Fikret’in de sıkça tercih ettiği bir nazım şeklidir.

Makdem-i Yâr

Pervâne-i zerrin gibi her zühre-i zerrin
Titrerdi zümürrüd-geh-i lerzân-ı çemende
Çağlardı leb-i sîm-i hıyâbân-ı semende
Bir çeşme-i billûr ile bir cûy-i bilûrin
Düşmüştü siyeh berg-i şebe şebnem-i sîmîn
Şebnem gibi titrerdi kamer leyl üzerinde
Bir şeb-pere-i hutfe bir âhû-yı çerende
Vermişti bu nüzhet-gehe bir vahşet-i nermîn

Âhû ile şeb-perre vü evrâk ile azhâr
Nâ-gâh fısıldaştı leb-i âb-ı revânda
Zîrâ şu perî-hâneye karşı bu evânda
Ey dürr-i yetîm-i sadef-i şefkâtim, ey yâr
Sen bir meh-i zî-ruh gibi yükseliyordun
Muzlim korunun zıllı içinden geliyordun
Cenap Şahabettin

SONE

Derdim, yeter, sâkin ol, dinlen biraz artık!
Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam,
Siyah örtülerle sardı şehri karanlık;
Kimine huzur iner gökten, kimine gam.

Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte
Toplasın acı meyvesini nedâmetin
Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.

Bak göğün balkonlarından geçmiş seneler
Eski zaman esvaplarıyla eğilmişler;
Hüzün yükseliyor, güler yüzle, sulardan.

Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi
Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran
Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.

(Charles Baudelaire’den çeviren: Sabahattin Eyuboğlu)
Kaynakça:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Sone
Kabaklı, Ahmet, Türk Edebiyatı 1, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, İstanbul, 1990

Yazar: Erdal Uğur