Sünnet Nedir? Yapılmasının Gerekçeleri Nelerdir?

Sayfayı Yazdır

Yüzyıllardır bilinen ve ülkemizde yaygın olarak uygulanan sünnet, dünyada birçok toplum ve kültürde de, fayda zarar hesabı yapılmadan dini inanç ve gelenekler nedeniyle yapılan cerrahi bir işlemdir.

Temelde dinsel bir uygulama olarak da bilinmektedir. Fakat konunun sağlıkla yakından ilişkisi vardır. Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre dünya erkek nüfusunun yaklaşık %30′u sünnetlidir ve bunların %68′i Müslüman’dır. Sünnet Arapların hitan ve tıp dilinde sirkumsizyon ile isimlendirilir.

Çeşitli sebeplerle üzerinde uygulanması aleyhine veya lehine yoğun tartışmaların olduğu önemli halk sağlığı konularından birisidir. Sünnet, Türkiye ve tüm Müslüman ülkelerde erkek çocukları olan bütün aileleri ilgilendiren basit fakat bazen önemli sorunlara yol açabilen yaygın bir cerrahi girişimdir. Yetersiz donanımlı ve ehil olmayan sünnetçiler tarafından her yaş grubuna ameliyathane koşulları dışında ( ev, bahçe, vb.) yapılmasının kabul edilebilir yanı yoktur. Sünnet, cerrahi bir işlem olarak steril şartlarda, ameliyathane ortamında ve genel anestezi altında, konuyu bilen, bu işin eğitimini almış cerrahlar tarafından yapılmalıdır.

Sünnet, temelde dinsel bir uygulamadır ancak değişik yönleriyle konunun sağlıkla da yakın ilişkisi bulunmaktadır. Bazı ülkelerde birçok kişi dini inançlarında sünnetin yeri olmamasına karşın çocuklarını sünnet ettirmektedir. Örneğin; Amerika Birleşik Devletleri’nde en sık uygulanan çocukluk çağı cerrahi işlemlerinden birisidir ve hatta bazı dönemlerde bebeklik döneminde rutin uygulama şeklinde ülkenin sağlık politikası içerisinde önerilmiştir.

Yapılan araştırmalar sonucu sünnetin ortaya çıkış nedenleri arasında; dinsel kurban etme, erkek çocuğun erişkinliğe geçişini işaret eden bir gösterge veya düzenli banyo yapmanın pratik olmadığı yerlerde hijyene yardım etmesi gibi düşüncelerin yattığı belirtilmektedir.

Afrika’da bazı etnik gruplar arasında çok eski köklere sahiptir ve hala bir erkek çocuğun savaşçı veya erişkinliğe geçişinin sembolü olarak uygulanır.
Sünnetin tarihte ilk tanımlanması kesin bir rakama bağlanmamış olsa da bazı araştırmacılar bunun çok eski (milattan önce 14000-15000) olduğunu düşünmektedir. Sirkumsizyonun ilk tanımlamaları mağara resimlerinde ve Antik Mısır tapınaklarında görülmüştür. Belgelendirilen sünnet uygulamaları Antik Mısır kazılarında gün ışığına çıkarılan duvar resimlerinde 6000 yıl öncesinde tarihlenmiştir.

Sünnet yapmanın tıbbi gerekçeleri nelerdir? Hangi durumlarda sünnet yapılır?
Günümüzde dünya üzerinde sünnet, sıklıkla dini ve kültürel inançlar nedeniyle yapılmaktadır. İngilizce konuşan ülkelerdeki erkeklerin çoğunluğunda sünnet, baba çocuğundan farklı görünmek istemediği için yapılır. Genelde sünnet edilmiş penisin daha temiz olduğu, ya da temiz tutulmasının daha kolay olduğu söylenir. Sünnet yapılmasını gerektiren göreceli sebepler olarak: balanit ( penis başı iltihabı ) veya balanopostit ( penis başıyla beraber sünnet derisi iltihabı), Parafimozis ( geriye doğru çekilmiş sünnet derisinin geriye getirilememesi), fimozis (sünnet derisinin ucunun çok dar olması) veya çok uzun sünnet derisi varlığı, AİDS ve benzeri hastalıkların yaygın olduğu yerlerde koruyucu amaçlı, penis kanserinden korunma amaçlı, idrar yollarındaki problem nedeniyle sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklar, travma sayılabilir.

Sünnet, üstünde tartışmaların en sık yaşandığı cerrahi girişim olma özelliğini korumaktadır. Genel kanı sünnet yapılmasının penis ve serviks (kadınlarda rahim ağzı) kanserini önlediği, başat AİDS olmak üzere, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma riskini azalttığı ve idrar yolu enfeksiyonu gelişmesini engellediği şeklindedir.

Sebebi ne olursa olsun yaşadığımız toplumda yaygın olarak uygulamaya devam nedileceği öngörülen sünnet, hiç kimse tarafında asla basit bir işlem olarak algılanmamalıdır.ideal olan ve modern bir toplum olmanın gereği olarak sünnet, doktorlar, özellikle çocuk cerrahı, çocuk ürologu, ya da genel cerrahi uzmanlarınca yapılmalıdır.

Kaynakça:
Ege tıp.Doç.Dr.Ahmet Çelik
Prof.Dr.İbrahim Ulman

Yazar:Duygu Zafar