Syd Barrett Kimdir?

srSyd Barrett, 6 Ocak 1946’’da, İngiltere’de dünyaya geldi. Bütün dünya O’nu, müzik dünyasının efsane gruplarından Pink Floyd’un kurucusu ve beyni olarak tanıyacaktı.

Syd Barrett, okuduğu okullarda başarılı ve düzgün bir öğrenci profili çizdi. Syd’in babası tarafından keşfedilen müzik yeteneği ve müzik kulağı sonrası, ilk olarak banjo, sonradan da gitar alınarak bu konularda Syd’in motivasyonu sağlandı. Banjo ve gitarla müziğe yönlendirilen Syd, henüz 14 yaşındayken babasını kaybetti. Bu ölüm, Syd’i bir hayli yıktı ve psikolojik açıdan travmaya yol açtı. Syd Barrett ismi ise, Cambridge’te çalan bir baterist olan Sid Barrett’ın ismine gönderme olarak, başarılı gitaristin kendisi tarafından seçilmişiti.

Takip eden dönemde, Syd ve Roger Waters’ın tanışması yaşandı. Bu tanışma, ilerleyen yıllarda dünya müzik tarihine damga vuracak bir devin doğuşunu müjdeliyordu. İlk yapılan besteler de, bu zaman diliminde ortaya çıktı. Syd Barrett, 1964 yılında, grup olduğu arkadaşları ile birlikte, rock müzik tarihine altın harflerle kazınan Pink Floyd’u kurdu. Grubun isim babası olan Syd Barrett, Pink Floyd ismini, blues müzisyeni olan Pink Anderson ve Floyd Council isimli sanatçıların ilk isimlerini birleştirerek oluşturmuştu. Syd Barrett, rock müzik alanında bir tarz oluşturarak, inovatif bir eyleme imza atmıştı. Gitar çalarken kendine has üslubuyla yaptığı slide’lar, stüdyo kayıtlarına eklediği ses efektleri ve canlı performanslar esnasında arka planda gösterilen renk oyunlarıyla birlikte, “psychedelic müzik” kavramını müzik dünyasına entegre etmişti.

sr2Syd Barrett, kısa sürede grubun beyni olabilmeyi başarmıştı. Pink Floyd isminin yeni yeni duyulduğu zamanlarda, “Arnold Layne” ve “See Emily Play” single’ları, Barrett imzalıydı. Ayrıca, Pink Floyd’un ilk albümü olan “The Piper At The Gates Of Dawn”’ın, yalnızca bir şarkısı dışında tüm parçalarını Barrett bestelemiş, piyasaya sürülen birçok single’ı kendisi yazmış ve takip eden ikinci albümde yine şarkı besteleyip gitarlara eşlik etmişti.

Barrett, pek çok şarkı sözünde fark edilen hayali kavramları, uyuşturucunun etkisiyle yazmıştı. Bazı şarkılarda bahsedilen mistik öğeler, çocukluk zamanlarını çağrıştıran çeşitli sözler ve bunlar gibi ilginç şarkı sözlerini, Barrett’in yaptığı eserlerde görmek mümkündü. Yine bu bağlamda, uyuşturucu etkisinde kalarak yazdığı şarkılar incelendiğinde, “Interstellar Overdrive”’daki dakikalarca süren aynı melodinin tekrarı, “See Emily Play”’in bir konser sonrası gördüğü hayali bir kızdan esinlenmiş olması ve “Candy And A Currant Bun” parçasında yasaklı maddenin sarılmasını anlattığı görülmüştür. Takip eden zamanlarda, konserlerde yalnızca tek akor basarak tüm konseri geçiştirmesi, bazı konserlerde ve stüdyo kayıtlarında birkaç parçaya eşlik etmesi gibi problemler yüzünden, grupla anlaşması ilk olarak “sadece söz yazarı” durumuna indirgenmiş, ardından da gruptan tamamen kopma noktasına gelmişti.

1970 yılının başlarında, “The Madcap Laughs” ismini verdiği ilk solo albüm denemesini piyasaya süren Barrett’a, bu albüm çalışmalarında Roger Waters ve David Gilmour prodüktörlük anlamında yardımcı olmuşlardır. Kayıtlar sırasında yaşanan bazı hataları umursamayan Barrett, bu hataları düzeltmeden albümünü satışa çıkarttırmıştı. Bu albümün ardından, Barrett yalnızca tek bir solo konsere çıktı. Zaten bahsedilen konserde de, çaldığı üçüncü şarkının ardından sahneden inmişti.

sr31970 yılının sonuna gelindiğinde ise, “Barrett” isimli albümü satışa çıkmıştı. Prodüktörlük görevini ise, David Gilmour ve Richard Wright üstlenmişti. Bu solo albüm ise, her ne kadar üçüncü solo albümün planlarını yapmış olsa da, başka bir solo albümü hayata geçiremediği için, Barrett’in son solo albümü olmuştu. Bir süre müziğe ara veren Barrett, 1972 yılında “Stars” isimli bir grup kurdu. Ancak, verilen üç konserin ardından, Barrett tarafından grup dağıtıldı. 1074’te son kez stüdyoya girerek albüm yapmaya niyetlenen Barrett, başarısız denemeler ardından aynı yıl müziği bırakma kararı aldı.

Barrett, çalkantılı müzik yaşamı süresince, özellikle Pink Floyd’u olabildiğince etkilemişti. 1975 yılında Pink Floyd üyeleri, “Wish You Were Here” albümü için stüdyodayken, “Shine On You Crazy Diamond” (Birinci, Üçüncü ve Beşinci kelimelerin baş harfleri; SYD)ve “Wish You Were Here” (Anlamı; Keşke Burada Olsaydın) parçalarını Syd Barrett için bestelemişlerdi. Bu kayıtlar sırasında bir gün, Syd Barrett, oldukça kilo almış ve vücudundaki tüm kılları kesmiş (kaşları da dahil) bir durumda stüdyoya gelerek, parçaların gitar kayıtlarını ne zaman yapacağını sorduğunda, bütün grup üyeleri üzüntüden dağılmış ve ağlamıştı. Hatta David Gilmour, bu konu kendisine sorulduğunda, hala o kişinin Syd olduğuna inanmak istemediğini açıklamaktadır. Albüm kayıtlarına bu şekilde gelen Barrett ile grup üyelerinin son karşılaşması da, bu durum olmuştur.

Ayrıca Pink Floyd, “The Dark Side Of The Moon” albümünde yer alan ve delilik kavramını betimleyen “Brain Damage” parçasını, Syd Barrett’ten etkilenerek yazmıştır. Bunlara ek olarak, Roger Waters, 1982 yılında “Pink Floyd: The Wall” filminin esas kahramanı olan “Pink” karakterini, arkadaşı Syd’i düşünerek yaratmıştır.

İlerleyen yıllarda, sağlığı iyiden iyiye bozulmuş olan Syd Barrett, Cambridge’de bulunan evinde emeklilik günlerini geçirmekte ve bir dönem eğitimini de aldığı resim hobisini yapmaya devam etmekteydi. Dönem dönem şeker hastalığı belirtileri de görülen Syd Barrett, 7 Temmuz 2006 tarihinde, 60 yaşında iken, Cambridge’de dinlendiği evinde, pankreas kanseri nedeniyle hayata gözlerini yummuştur.

Aykırı ve yaratıcı bir hayat tarzını tercih eden Barrett, yaptığı işlerle bir dönemin ve gelecek nesillerin müzik anlayışlarına etkisi koymuş, yarattığı akımlar ve yazdığı sözlerle hafızalarda yer etmiştir. Bugün milyonlarca insanın zevkle ve etkilenerek dinlediği Pink Floyd grubunun kurulmasında ve şarkılarında emeğinin olmasıyla, Syd Barrett, müzik tarihinin baş köşelerinden birinde hayranlarını selamlamaktadır.

ZD YouTube FLV Player

Kaynakça:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Syd_Barrett

Yazar: Baran Akçok