Mar 08
Tekerlegin bulunuşunda, Amerikalı arkeolog Speiser, Gawra’da, M.Ö. 3.000–2.500 yıllara ait tekerlek kalıntılarına rastlamış; İngiliz meslektaşı Woolley ise Ur’da, M.Ö. 2.950 yıllarından kalma bir mezardan tekerlek çıkarmıştır. Ne gibi bir ihtiyacın bu icada yol açtığı kesinlikle bilinmemektedir. General Frugier’nin ilginç bir varsayımına göre, Yontma Taş Çağı’ndan başlayarak insan, avladığı hayvanı, kaya parçaları gibi bazı şeyleri taşıma ihtiyacını duymuştur. Bu soruna çare ararken, kesilmiş bir ağacın yuvarlandığını, böylece taşımayı kolaylaştırdığını fark eden insanlar yüklerini iki ağaç kütüğünün üzerine koymayı akıl etmişleridir.
İngiliz tarihçisi Maccurdy’ye göre; tekerleÄŸin atası, tomar denilen silindir biçiminde durulmuÅŸ kağıt ya da deridir. Bu geliÅŸmeyi kazılar da doÄŸrulamaktadır. Yapılan kazılarda Sümer ülkelerinde, M.Ö. 3.000′den kalma kızaklar ve arabalar çıkartılmıştır. TekerleÄŸin icadını hiç şüphesiz araba izlemiÅŸtir. Bir çift tekerleÄŸi dingille birleÅŸtirmek ve buna demirsiz bir saban oturtmak iÅŸten bile deÄŸildir. Gerçekten de, M.Ö. 3.000 yıllarının Sümer kalıntılarında rastlanan arabalar böyledir. Sürücüsü, iki tekerleÄŸin arasına konmuÅŸ bir eyere, ata biner gibi otururdu. Bu taslak çabuk geliÅŸerek dört tekerlekli bir araç oldu; fakat henüz ön tekerlekler sabitti. Yazının Devamı…
Etiketler:
Bilim,
Bilim,
icad,
tekerlek,
İcadlar
Mar 08
Thomas Alva Edison, yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşti. İlköğrenimine burada başladıysa da yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel bir öğretmen tarafından eğitildi. Son derece meraklı ve yaratıcı bir kişiliğe sahip olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi.
Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeye yönelik araştırmalara ilgi duydu; bir süre sonra kendi başına bir telgraf aleti yaptı ve Mors alfabesini öğrendi. O günlerde geçirdiği ağır bir hastalık sonucu kulakları ağır işitmeye başladı.
Oniki yaşına geldiÄŸinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya baÅŸlayan Edison, evlerindeki Laboratuvarını trenin yük vagonuna taşıyarak, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde Edison, Michael Faraday’ın Experimental Research in Electricity adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan Faraday’ın deneylerini tekrarladı bir yandan da kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya baÅŸladı. 1868′de kendine atölye kurdu. Aynı yıl geliÅŸtirdiÄŸi elektrikli bir oy kayıt makinasının patentini aldı. Aygıt oldukça ilgi topladı ama kimse tarafından satın alınmadı. Tüm parasını yitiren Edison Borç içinde Boston’dan ayrılarak New York’a yerleÅŸti. Edison’un ÅŸansı altın borsasının düzenlenmesinde kullanılan telgrafın bozulması üzerine döndü. Borsa yetkililerinin isteÄŸi üzerine aygıtı ustaca tamir eden Edison, Western Union Telegraph company’den geliÅŸtirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtları üzerinde yetkinleÅŸtirme çalışması yapma önerisi aldı. Bunun üzerine bir arkadaşı ile birlikte Edison Universal Stock Printer mühendislik ÅŸirketini kurdu. Sattığı patentlerle kısa sürede önemli miktarda para kazandı. Bu parayla New Jersey’deki Newark’ta bir imalathane kurarak telgraf ve telem aygıtları üretmeye baÅŸladı. Bir süre sonra imalathanesini kapatarak New Jersey’deki Menlo Park‘ta bir araÅŸtırma laboratuvarı kurdu ve tüm zamanını yeni buluÅŸlar yapmaya yönelik çalışmalara ayırdı. Yazının Devamı…
Etiketler:
ampul,
Bilim,
Bilim,
edison,
icad,
İcadlar
Mar 06
Öncelikle şunu belirtmekle başlamak istiyorum, insan gözü analog bir yapıdır ve dijital bir terim olan piksel boyutuyla ölçülmesi tam olarak mümkün değildir. Beyindeki görme merkezi gözlerden gelen ışık bilgisini aynen bir film perdesi gibi algılayamaz. Beyin gelen ışık bilgisini yorumlayarak görüntü oluşturur. Bu görüntü gözden gelen ve beyindeki sinir hücreleri yani nöronların hızına bağlı olarak sürekli yenilenir.
Örneğin bunu FPS(frame per second) değeri olarak göz önüne alırsak, bir video filmindeki 30FPS değeri gözümüzün görüntüyü tümüyle akıcı olarak görmesi için yeterlidir. Fakat bu olay, insan gözünün 30FPS olduğu anlamına gelmez. İnsan gözünün de belli bir eşik değeri vardır ve o değerden daha hızlı geçen bir cisme baktığında onun hareketini yakalayamaz ve hiçbirşey geçmemiş gibi görür. Günümüzde kullanılan yüksek çekim hızına sahip kameralar kullanılarak bir merminin hareketi bile milisalise mertebesinde rahatlıkla incelenebilmektedir.
İnsan gözünün hızı için basit bir test yapabiliriz. Öncelikle CRT(tüplü) bilgisayar monitörünüzün dikey tarama frekansını 60 Hz’e getirin. Bunun için, masaüstüne saÄŸ tıklayıp özellikler > ayarlar > geliÅŸmiÅŸ > monitör sekmelerini takip edip Hz ayarlarına ulaÅŸabilirsiniz. 60 Hz’e getirdikten sonra ekrana 30cm mesafeden bakarken, monitörün yan tarafında bir nesneye odaklanın ama göz ucuyla da monitörü görün. Normalde düz bakarken hissetmediÄŸiniz ekran yenilemesinin nasıl yukardan aÅŸağıya taranarak sayfa sayfa geçtiÄŸini göreceksiniz. EÄŸer normal bakarken de 60 Hz’i farkediyorsanız bunu bir de 75 Hz’de deneyin. Kendim 75 Hz’e kadar farkedebiliyorum fakat 85 Hz ve üstünde artık sayfa sayfa geçiÅŸleri göremiyorum. Gözün bu hızı kiÅŸiden kiÅŸiye farklılık gösterebilir. Gözleriyle sürekli ince ve hareketli ÅŸeyleri takip eden ve iÅŸi gereÄŸi yüksek dikaktle çalışan kiÅŸilerde daha hızlı göz refleksleri görülür. Yazının Devamı…
Etiketler:
Bilim,
Bilim,
göz,
megapiksel,
Teknoloji
Mar 06
Radyonun icadı Guglielmo Marconi’nin evinde araÅŸtırmalarını sürdürürken radyo dalgalarını kullanarak havadan iletilebilme fikriyle gerçekleÅŸmiÅŸtir. Bu yönde çalışmalarını sürdüren İtalyan mucit 1902′de, kablo ya da tel olmadan bir yerden diÄŸerlerine mesaj göndermenin yolunu keÅŸfetti. Bu ÅŸekilde telsiz kullanımını resmen baÅŸlatan mucit, bu konuda ciddi bir ticari baÅŸarı yakalamıştır.
Marconi 1894 yılında, radarın mucidi Hertz’ in yapmış olduÄŸu elektrik kıvılcımı jeneratörünü ve Branly’nin icad ettiÄŸi bir dalga alıcıyı kullanarak oda içinde bulunduÄŸu yerden 9 metre uzaktaki bir kapı zilini çaldırmayı baÅŸardı ve radyo dalgalarının bütün dünyada kullanılacağı büyük bir geliÅŸimin temellerini atmış oldu. Bu dönemde radyoyu Marconi’den önce keÅŸfettiÄŸini söyleyen birçok kiÅŸi çıkmış fakat, sadece bu konuda ticari baÅŸarısı bulunan Marconi kabul görmüş ve patent alabilmiÅŸtir.
Popov, Lodge ve Marconi, Edward Branly’nin bulduÄŸu Branly Tüpü adı verilen ve radyo dalgalarını saptamak için kullanılan bir aracı geliÅŸtirmeye çalışıyorlardı. 1890 yılında baÅŸlayan bu geliÅŸtirme çabaları 1895 yılında Marconi ve Popov’un birbirlerinden habersiz bir ÅŸekilde geliÅŸtirmeleri ile sonlandı. 1896 yılında ise ilk defa Popov tarafından”Heinrich Hertz”ismi Mors alfabesi kullanılarak anlaşılır bir ÅŸekilde iletildi. Sonraki yıllarda Lee De Forest ve Edwin Howard Armstrong Amerika’da radyo teknolojisinde devreler kullanarak çok büyük yenilikler yaptılar.
Etiketler:
Bilim,
Bilim,
icad,
radyo,
İcadlar
Mar 06
Teleskop, çok uzak cisimleri yakınımızdaymış gibi gösteren çok etkileyici bir alettir. Teleskoplar günümüzde çok çeÅŸitli boyutlarda kullanılmaktadır. Oyuncakçıdan alabileceÄŸiniz ufak teleskopların yanında, tonlarca ağırlığa sahip örneÄŸin Huble Uzay Teleskobu gibi çeÅŸitleri vardır. Teleskopun ne kadar etkileyici bir cihaz olduÄŸuna örnek vermek gerekirse, 20cm’lik ufak bir teleskopla 80 metre uzaktaki bir el yazısını okuyabilirsiniz.
Dünyada, cam mercek kullanan kırıcı teleskoplar ve ayna-lens sistemini kullanan yansıtıcı teleskoplar olmak üzere iki tür teleskop çeşidi bulunur. Her iki metodla da yapılan iş aynı olmasına rağmen, birbirinden çok farklı şekillerde çalışırlar.
Teleskobun nasıl çalıştığını anlayabilmek için şöyle düşünmek gerekir; neden 80 metre uzaklıktaki yazıyı okuyamıyoruz? Cevabı çok basit, çünkü yazının gözümüzde retina üzerine düşen boyutu çok ufak kalıyor ve okunamıyor. Gözümüzü bir dijital kamera olarak düşünürsek, 80 metre uzaktaki yazıların görüntünün tamamına baktığımızda birkaç pikselden oluÅŸacağını ve okunabilecek büyüklükten oldukça uzak olduÄŸunu anlayabiliriz. EÄŸer çok daha büyük gözümüz olsaydı, o zaman görüntünün o kısmına odaklanıp yazıyı okuyabilirdik. Yazının Devamı…
Etiketler:
Bilim,
Bilim,
icad,
Nasıl Çalışır?,
teleskop,
İcadlar
Mar 03
ArÅŸimet (Archimedes), M.Ö. 287 - 212 yılları arasında yaÅŸamış Sicilya doÄŸumlu Yunan matematikçi, fizikçi, astronom, filozof ve mühendis. Bir hamamda yıkanırken bulduÄŸu iddia edilen suyun kaldırma kuvveti bilime en çok bilinen katkısıdır ancak pek çok matematik tarihçisine göre integral hesabın babası da ArÅŸimet’tir.
Roma generali Marcellus, Sirakuza’yı kuÅŸattığında, Archimedes adlı bir mühendisin yapmış olduÄŸu silahlar nedeniyle ÅŸehri almakta çok zorlanmıştı. Bunların çoÄŸu mekanik düzeneklerdi ve bazı bilimsel kurallardan ilham alınarak tasarlanmıştı. ÖrneÄŸin, makaralar yardımıyla çok ağır taÅŸlar burçlara kadar çıkarılıyor ve mancınıklarla çok uzaklara fırlatılıyordu. Hatta Archimedes’in aynalar kullanmak suretiyle Roma donanmasını yaktığı da rivayet edilmektedir. Ancak bütün bunlara karşın M.Ö. 212 yılında Romalılar Sirakuza’yı zapt ettiler ve ÅŸehrin diÄŸer ileri gelenleriyle birlikte Archimedes’i de öldürdüler. SöylendiÄŸine göre, bu sırada Archimedes toprak üzerine çizdiÄŸi bir problemin çözümünü düşünüyormuÅŸ ve yanına yaklaÅŸan Romalı bir askere oradan uzaklaÅŸmasını ve kendisini rahat bırakmasını söylemiÅŸ; ancak asker Archimedes’e aldırmayarak hemen öldürmüş. Tarihin nadir olarak yetiÅŸtirdiÄŸi bu çok yetenekli bilim adamının öldürülüşü Romalı generali de çok üzmüş. Yazının Devamı…
Etiketler:
Bilim,
Bilim,
kimdir
Mar 03
Galileo Galilei, (1564 - 1642), modern fiziÄŸin ve teleskobik astronominin kurucularından olan İtalyan bilim adamı. 1564′te İtalya’nın Pisa ÅŸehrinde doÄŸdu. DönemiÂnin tanınmış müzikçilerinden Vincenzo GalileÂi’nin oÄŸlu olan Galilei, ilk tahsilini Floransa’da yaptı. 1581′de Pisa Üniversitesinde tıp tahsiline baÅŸladı, ancak parasızlıktan okulu terk etti. 1583′ten itibaren matematiÄŸe ilgi duyan Galilei, bu konudaki çalışmaları sayesinde 1589′da Pisa’da profesörlük elde etti.
Sarkacın, yüzen cisimlerin ve hareketin Aristo fiziÄŸinden farklı bir düşünceyle matematiksel olarak ele alınması gerektiÄŸine inanan Galilei, Pisa Kulesinden ağırlık düşürerek Aristo’nun yanlışlığını açıkça gösterdi. Bu davranışı yaÅŸlı profeÂsörlerle anlaÅŸmazlığa düşmesine sebep oldu. 1592′de Pisa’yı terk ederek, Padova Üniversitesi matematik kürsüsüne geldi.
1597′de pratikte çok faydası olan pusulayı ticari olarak piyasaya arz etti. 1600 senesinden hemen sonra ilkel bir termometre, insan kalp atışının ölçümünde kullanılmak üzere bir sarkaç ve 1604′te serbest düşüşün matematik kanunlarını keÅŸfetti. Ancak düzgün ivmeli hareket kavramı hatalıydı. 1609′da Hollanda’da teleskopun bulunduÄŸunu iÅŸitti. Kendisi daha ileri bir alet yaparak bunu astronomi gözlemlerinde kullandı. 1610′ da aydaki daÄŸlar, yıldız kümeleri ve Samanyolu üzerine ilk tespitlerini yayınladı. Bu arada Jupiter’in dört uydusunun varlığını bildirdi. Bu kitabı çok ilgi uyandırdı ve Floransa’da saray matematikçisi olmasını saÄŸladı. Hemen sonra Venüs gezegeninin devreleri ve Satürn’ün ÅŸekli hakkında bilgi verirken, astronomideki Ptolemy (Batlamyus) sistemini tartıştı. Yazının Devamı…
Etiketler:
Bilim,
Bilim,
kimdir
Son Yorumlar