May 05

audi.jpgHonda ve Toyota’nın elektrikli hibrit otomobillerle ilgili beraber yürüttükleri çalışmalar ve gün geçtikçe artan teknolojik geliÅŸmeler karşısında Alman otomobil üreticileri daha fazla seyirci kalamadı. Audi yönetim kurulu baÅŸkanı Rupert Stadler 5-10 yıl içerisinde batarya teknolojisinin gerçek elektrikli otomobiller üretmek için yeterli seviyeye geleceÄŸini ve o zaman Audi’nin de elektrikli otomobil üreteceÄŸini söyledi. Dünyada otomobil üretiminde lider ülke olan ve tabiki en büyük otomobil firmalarını bünyesinde barındıran Almanya bu konuda asla geride kalmak istemeyecektir. BMW’nin hidrojen alanında çalışmalarını sürdürüyor ve 2 seneden fazladır sokaklarda prototip hidrojenle çalışan bir 750 dolaÅŸtırıyor. Åžu ana kadar hidrojen yakıtıyla çalışan BMW aracında da herÅŸey yolunda gidiyor fakat elektrik çok daha verimli, basit ve sorunsuz bir sistem olarak önemli bir alternatif oluÅŸturuyor. Önümüzdeki yıllarda neler olacağını göreceÄŸiz.

Etiketler: , , , , , , , ,
May 02

prius-custom.jpgToyota’nın hibrit araç alanındaki meÅŸhur temsilcisi Prius yenilenmiÅŸ yüzü ile karşımızda. Toyota aracın sadece dış görünümünü deÄŸil motorunu da sürekli yeniliyor. 1.5 litrelik motorun yerini 1.8 litrelik yeni motor almış ve bu da 25HP’lik artışa denk geliyor. Araç 160 beygirlik toplam güce sahip olmuÅŸ. GeliÅŸtirilen hibrit teknolojisi ile de %10 civarında verimlilik artışı saÄŸlanmış. Satışların son derece iyi gittiÄŸini ifade eden Toyota yetkilileri, 2009′da üretimi %60 oranında artırmayı düşünüyorlar. Düşük hızlarda elektrik motoru ile gidebilen, güce ihtiyaç duyulduÄŸunda ise içten yanmalı benzin motorunun devreye girdiÄŸi eÅŸsiz bir sisteme sahip olan araç, frenleme esnasında oluÅŸan gücü de depolayıp bataryalarını ÅŸarj ediyor. Günlük kullanımda kusursuz bir ekonomi saÄŸlamayı hedefleyen araç, küresel ısınmanın gündemde olduÄŸu ve enerji sıkıntılarının boy gösterdiÄŸiÅŸu dönemde gerçekten çok iyi bir alternatif. Özellikle İstanbul gibi trafiÄŸi çok yoÄŸun olan ÅŸehirlerde, sürekli dur kalk yaparken benzin sarfiyatının kat be kat artması bu araç için bir sorun oluÅŸturmuyor çünkü araç durunca motor da duruyor. 40-50km sürate kadar da sadece elektrik motoru ile hareket eden Toyota Prius zaten fazla hız yapılamayan kalabalık İstanbul yolları için biçilmiÅŸ kaftan. (:

Etiketler: , , , , ,
May 02

engine.jpgBenzin motorları günümüzde en çok kullanılan motor tipi olup, %20′lik verimi aÅŸamasa da halen kullanılmaya devam edilmektedir. Artık elektrik motorlarına yönelinmesini savunsam da petrol bitmediÄŸi sürece içten yanmalı motorlar da tarih olmayacaktır. Tabi hidrojen kullanan otomobiller de aynı tip içten yanmalı motor kullanmakta fakat yapıları biraz daha farklıdır. 1876 yılında Alman mühendis Nikolaus Otto tarafından bulunan benzin motorları o dönemlerdeki %3-5′lik verimden bugün en iyi bir Ferrari motorunda %20′lere kadar çıkartılmıştır fakat yine de yakıtın oluÅŸturduÄŸu kuvvetin yaklaşık %10′u aktarma organalarına(arkadan itiÅŸli bir otomobil için), %5′i pistonların ataletine, %5′i sürtünmeye ve %60 kadarı da ısı olarak dışarı atılıp tamamen boÅŸa harcanmaktadır. Yani tekerleklere iletilebilen verimli güç ancak harcanan yakıtın oluÅŸturduÄŸu enerjinin %20’si kadar olabilmektedir. Benzin motorlarını yeterince kötüledikten sonra, biraz da çalışma sistemine bakacak olursak; en çok kullanılan motor tipi olarak enjeksiyonlu motorları görmekteyiz. Enjeksiyonlu motorlar karböratörlü motorlara nazaran daha homojen bir yakıt + hava karışımı gerçekleÅŸtirebildiÄŸinden tercih edilmektedir. Günümüz benzinli motorlarında tümüyle enjeksiyon sistemine geçilmiÅŸtir.Benzinli bir motorun çalışmasını en basit haliyle şöyle ifade edebiliriz; motorun emme kanalına dışarıdan alınan temiz hava, yine emme kanalının bitiminde bulunan enjeksiyon ucundan yakıtın püskürtülmesiyle silindir içerisine yakıt + hava karışımı olarak alınır. Silindirde yanmanın gerçekleÅŸtiÄŸi ve yanma odası olarak adlandırılan pistonun silindirin en üst kısmındaki alanında homojene yakın bir hava + yakıt karışımı sıkıştırılarak buji ile ateÅŸlenir. AteÅŸlemenin etkisiyle hızla geniÅŸleyen silindir hacmi ve buna baÄŸlı olarak pistonun aÅŸağıya itilmesi, pistona baÄŸlı olan krank-biyel mekanizmasını harekete geçirir. Biyel, piston kolu demektir. Krank ise, aracın hareketi için gerekli momentumu saÄŸlayan bir mildir. Pistona baÄŸlı biyel mekanizması, pistondan aldığı doÄŸrusal hareketi krank mili üzerine dairesel harekete çevirerek iletir. Krank mili de ÅŸanzımana baÄŸlı olup, tekerleklere giden gücün ayarlanması saÄŸlanır.4-stroke-engine.gifYanda görülmekte olan dört zamanlı bir motorun çalışma safhalarıdır. Bunlar;

1. Emme: Temiz hava + benzin karışımı üstte sol taraftaki emme kanalındaki sübapın açılmasıyla ve pistonun aşağıya doğru hareketinden oluşan vakum etkisiyle silindir içerisine alınıyor.

2. Sıkıştırma: Silindir içerisine alınan hava + yakıt karışımı pistonun yukarı hareketiyle sıkıştırılarak hen sıcaklığı hem de basıncı yükseltilip çok ufak bir hacme hapsediliyor. Bu esnada her iki sübap ta tam kapalı konumda olup, yalıtım sağlanmaktadır.

3. Yanma: Sıkıştırılan benzin + hava karışımı sübapların tam ortasında yer alan buji(kıvılcım üreten eleman) ile ateşlenerek yanma gerçekleşir. Aracın hareketini sağlayan güç bu anda üretilir.

4. Egsoz: Yanma sonrasında piston yukarı geri gelirken, yanmış artık gazlar üst sağ tarafta yer alan egsoz sübabının açılmasıyla dışarıya atılır. Ardından pistonun aşağıya tekrar gelmesi esnasında 1. çevrim yani emme safhası tekrar başlar.

Motorun sarsıntı yapmaması için dikkat edilen en önemli faktör silindir sayısıdır. ÖrneÄŸin V-tipi bir motorda 5 silindir uygulamaya kalkarsanız, bir tarafta iki diÄŸer tarafta üç silindir bulunmak zorunda olacağından inanılmaz bir titreÅŸim oluÅŸur ve motor çalışamaz. Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,
May 02

65-diesel-engine-custom.jpgBenzin yani Otto motorundan 16 yıl sonra, 1892 yılında Alman mühendis Rudolf Diesel tarafından bulunmuÅŸtur. Benzinli motorlarla temelde birçok özelliÄŸi aynıdır. Tek farkı piston içerisinde sıkıştırılanın yakıt + hava karışımı deÄŸil sadece hava olmasıdır. Sıkıştırılan hava belirli bir basınç ve sıçaklığa ulaÅŸtığında yüksek basınçlı enjektörden yakıt püskürtülür ve sıkışan sıcak havanın içerisinde yakıtın patlaması ile piston aÅŸağı doÄŸru itilir. Benzin motoruyla olan temel fark budur fakat bunun avantajları ve dezavantajları vardır. Dizel motorunun en büyük avantajı, yanmanın hava içerisine enjekte edilen yakıt ile saÄŸlanması sonucunda daha kusursuz gerçekleÅŸmesi ve buna baÄŸlı olarak daha verimli olmasıdır. Benzin motorlarının %20 seviyesinde olan motor verimlerinden bahsetmiÅŸtik, dizel motorlarda ise bu verim %40′ın üzerindedir. Bu sayede dizel motorla benzinli motora göre aynı miktar yakıtla daha fazla yol katedilebilir. Yanma kuvvetli gerçekleÅŸtiÄŸinden çekiÅŸ yani tork daha fazladır ve ara hızlanmaları daha iyi gerçekleÅŸtirirler fakat fazla devir yapamadıklarından çabuk kesilirler. Fazla devir yapamamalarının sebebi, dizel motorlarının daha kuvvetli bir motor bloÄŸuna ve yine daha dayanıklı piston ve silindirlerden oluÅŸmasındandır. Daha dayanıklı malzeme daha ağır metal anlamına geldiÄŸinden pistonları 4000 devirden daha hızlı çevirmeleri pek mümkün deÄŸildir. Benzinli motorları ise, 6000 devire rahatlıkla çıkabilirler. Dizel motorlarındaki yüksek basınçlı yanma olayı neticesinde daha kaliteli malzemelerden üretilen motor parçaları motorun maliyetini de arttırmaktadır. Bunun yanında bakım sıklığı ve bir arıza durumunda daha ciddi sorunların oluÅŸması da dezavantajlarındandır. Sonuçta dizel motorlar saÄŸladıkları iyi yanma ve güçlü çekiÅŸ ile kamyon ve otobüs gibi fazla güç deÄŸil çekiÅŸ gereken alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Benzin motorları ise, daha fazla güç istenen binek otomobiller ve jipler gibi küçük araçlarda tercih edilmektedir.

Etiketler: , , , , ,
Nis 16

Otomobillerde güvenlik, performans, ekonomi, sorun analizi ve işletim gibi konularda yardımcı olması açısından bilgisayar kontrollü sistemler bulunur.

ecu.jpgMotor Kontrol Ünitesi(Engine Control Unit) - ECU
Otomobillerde emisyonlarla ilgili kanunlar çıkmadan önce bir araba motoru mikroişlemcilere gerek kalmadan üretilebilirdi. Fakat günümüzde katalitik konverter kullanmayan bir araç kullanamayız. Dolayısıyla hava/yakıt karışımını ayarlayacak bilgisayar kontrolcüsüne ihtiyaç vardır.

Bir otomobilin en çok işlem yapan bilgisayar birimi motor kontrol ünitesidir(ECU). Bu ünite sensörlerden aldığı verileri işleyerek optimum işletimin yapılmasını sağlar. Örneğin, motorun sıcaklık seviyesi ve soğutma miktarını, aracın anlık hızı, motor devri, egsozdan atılan oksijen miktarı gibi detay bilgileri toplar ve saniyede milyonlarca işlem yaparak ateşlemenin nasıl ve ne şekil bir karışımda yapılacağına karar verir. Modern enjeksiyonlu benzin motorlarında vuruntu olmaması için ateşlemenin ne zaman yapılacağı ve enjektörün hangi salisede ne kadar yakıt püskürteceğini de ECU ayarlar. Bir anlamda motorun çalışmasını ve işletimi için herşeyi kontrol edip karar veren ve bunları komut vererek uygulatan en önemli ünitedir.

Modern bir motor kontrol ünitesi, 32-bitlik ve 40Mhz hızında çalışan iÅŸlemci kullanır. Günümüz PC’lerindeki Ghz’lerle kıyaslandığında pek de hızlı gözükmeyebilir fakat bu iÅŸlemciler çok verimli ve sürekli çalışırlar.Öyle ki, saniyede 2GB’lık veriyi iÅŸleyebilme kapasitesine sahiptirler ki bu bir bilgisayara göre binlerce kat hızlı olduÄŸunu gösteren bir deÄŸerdir. Tabi bunu kendine has yazılımı ve özelleÅŸtirilmiÅŸ yapısıyla gerçekleÅŸtirir. Yani sadece bu iÅŸ için optimize edilmiÅŸtir. Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , , , , , ,
Nis 07

4-4-08-chevy_volt-wince.jpgGeneral Motors da bataryalı araba testine baÅŸladı. Ünlü otomobil üreticilerinin birer birer girdiÄŸi bu yeni teknolojide en büyük sorun batarya cinsi ve motor tipi oluyor. Bataryanın ÅŸehir içinde en verimli ve ekonomik olacak ÅŸekilde kullanılmabilmesi için nasıl bir motor kullanılması gerektiÄŸi araÅŸtırılıyor. Henüz GMC bu konuda bir karara varabilmiÅŸ deÄŸil tabiki, bu ancak iki yıllık test sürecinden sonra gerçekleÅŸebilecek. Daha önce de Tesla Roadster ile ilgili yazdığımız haberde, aracın büyük baÅŸarısını görünce GMC’nin daha iÅŸin ne kadar başında olduÄŸunu görmek zor deÄŸil. Ama geç olsun güç olmasın diyerek, ileride her otomobil üreticisinin elektrik motorlu araçlarını mutlaka göreceÄŸiz.

Etiketler: , , , , , , ,
Nis 02

jetengine.jpg

İlk buharlı jet motoru 1781 yılında bulundu ve bir gemide kullanıldı. Tabi ki bu asıl devrim değildi, sadece bir önhazırlık niteliğindeydi. Frank Whittle gerçektende çok büyük bir başarıya imza atarak bir icat geliştirdi ancak uzun yıllar kabul görmedi. İngiltere’de yaşayan Whittle 1928 yılında uçakların uçmasını sağllayan içten yanmalı motorlar yerine gaz türbini ya da jet tahriki gibi sistemler üzerine bir makale yayınladı. Aradan geçen 1 yıl gibi kısa bir sürede de bu iki fikrinin birleşiminden oluşan jet motoruna güç verilmesi için gaz türbinini kullandı. İcat ettiği ilk turbojet motoru için 1928 yılının Ocak ayında bir patent başvurusu yaptı ve 1931 yılında başvurusu onaylandı. Gerek maddi sıkıntılar gerekse cesaretsizlik nedeni ile 1936 yılına kadar hiçbir atılım gerçekleştirmedi ancak 1937′de bir prototip üretip 12 Nisan’da halka tanıttı. İngiltere’de Whittle sayesinde 1941 yılında Gloster-Whittle E 28/39′u havalandırdılar.

Almanya’da yaÅŸayan Hans Von Ohain adlı bilim adamı da 1933 yılından beri üzerinde çalıştığı jet motorları konusunda büyük bir baÅŸarı saÄŸladı ve 1934 yılında yaptığı turbojet motoru için patent aldı. 1939 yılında ise Heinkel He 118′in alt kısmına yerleÅŸtirilen jet motoru ile deneme uçuÅŸu yapmayı baÅŸardılar ve 3 gün sonra resmi uçuÅŸlarını gerçekleÅŸtirlerdi. Whittle ve Ohain birbirlerinden habersizce buluÅŸları üzerinde çalışmışlardı. Her ikisininde Amerika’ya göç etmesi 1987 yılında ortak bir çalışmaya imza atmalarının baÅŸlangıcı olacaktı. ABD havacılık ve Uzay Müzesi tarafında her ikiside ödüle layık görüldü. Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , ,
Sayfa 1 (4)1234»