Tem 16

Haberi gördüğünüzde muhtemelen ilginç gelmiştir. Çünkü masa ve duvar saatlerimize en son ne zaman pil koyduğumuzu birçoğumuz hatırlamaz bile. Yabancı bir firma olan Bedol, saatlerdeki yoğun bi şekilde pil kullanımını göz önüne alarak suyla çalışan saat üretmeye karar vermiş. Saatin içindeki elektrotlar sayesinde tuzlu sudan kendisi için gerekli elektriği üretiyor. Ürünün sitesinde saatin çalışma sistemiyle ilgili ne yazık ki daha fazla bilgi verilmemiş.

Ürünün en çok çevreci oluşu ve suyla çalıştığı vurgulanmış. 15 Ağustos 2008 tarihinden itibaren sitesinden satın alabilrsiniz. Ürün yalnızca 16$ gibi uygun sayılabilecek bir fiyatta satışa sunulmuş. Satın almak için tıklayınız

Ürün fikir olarak güzel ama kendi görüşüm biraz gereksiz olmuş. Çünkü çevremizde doğanın dengesini bozan yüzlerce araç vs. kullanıyorken, çalışması için 1,5 yada 3 volt gerektiren ve bir pille uzun süreler çalışabilen saatler için böyle bir ürün yapılması biraz şaşırtıcı.

Etiketler: , , , , , , , , ,
Nis 21

urwerk.jpgUrwerk firmasının tanıtımını yaptığı yeni kol saati, kinetikliÄŸiyle övünen sadece hareket enerjisini kullanan rakiplerine bile dudak ısırtacak türden. Cihazın üzerinde üç kollu bir saat göstergesi ve kolların ucunda dakikayı birdiren bir göstergesi bulunuyor. Üç kolun herbirinde dönen küp ÅŸeklinde bir mekanizma bulunuyor. 12 saat sistemine göre üç kolda da kübün her yanal yüzeyine bir rakam gelecek ÅŸekilde ayarlanmış. Bu sayede örneÄŸin saat 2′yi birinci kol gösteriyorsa, ikinci kolda 3 rakamı, üçüncü kolda ise saat 4′ü gösteren 4 rakamı bulunuyor. Kolların ucu ise 0′dan 60dk’ya kadar yazılmış olan palet üzerinde o an kaçı gösteriyorsa, dakikao demektir. ÖrneÄŸin küp üzerinde yazan rakam 3′ü gösteriyor ve ucu 17 üzerindeyse, saat 3.17 demektir. Saat yönünde hareket eden her uç 1 saat boyunca dakikaları gösterip yerini kendinden sonrakine bırakıyor. Gerçekten inanılmaz bir sistem. (:

urwerk2.jpgSadece gösterge sistemi garip olsa, değişik birşey deyip geçeceğiz belki de ama kullandığı enerji ve bunu ürettiği mekanizma da ilginç. Bilindik sallantı ile çalışan yani kinetik enerji kullanan saat, kitetik enerjili saatlerin en büyük sorunu olan uzun süreli durağan kalma durumlarında da gücünü üretmeye devam ediyor. Alt kısmında iki adet rüzgar pervanesi bulunan saat, havadaki basınç dalgalarını absorbe ederek hareket eden bu pervaneler, fazla rüzgarı depolayıp ihtiyacı olan kadarını kullanıyor. Saati ne kadar uzun süre hareketsiz bir yere koyarsanız koyun, evin içerisinde dahi mutlaka bir hava akımı oluşacaktır ve altındaki iki küçük rotor ile bu gücü de çalışmak için kullanıyor. Çok ilginç bir çalışma sistemi olan ve meraklısının tutkuyla sahip olmak isteyeceği bu saatin fiyatı hakkında henüz bilgi verilmemiş.

Urwerk UR-202′nin tanıtım videosunu izlemek için; Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , , , , ,
Mar 29

KISA KISA İCADLAR: Bölüm 5

Parfüm: Parfüm olmadan önce eski zamanlarda kokulu tütsü ve yaÄŸlar büyücülerin, sihirbazların ve din adamlarının güçlerini simgelerdi. Fakat orta ÇaÄŸ hastalıklarından korunmak için insanlar temizliÄŸin önemini anlayınca, sabun ve koku kullanmaya baÅŸladılar ve bu hızla yaygınlaÅŸmaya baÅŸladı. 1390′da sedir aÄŸacı, biberiye, terebentin ve alkolden üretilen ünlü “Macar kolonyası” doÄŸdu. Rönesans döneminde ise koku kullanımı çılgınlığa dönüştü ve zenginliÄŸin simgesi halini aldı. Yelpazeler, peruklar, mücevherler. biblolar, elbiseler her ÅŸey parfümlenmeye baÅŸladı. Aynı dönemlerde Osmanlı İmparatorluÄŸu da bu geliÅŸmelerden etkilendi. Haremdeki gözdeler de padiÅŸahın huzuruna çıkmadan önce vücutlarını zencefil ve hoÅŸ kokulu otlarla ovuyorlardı. Eski Mısır’da da parfüm kullanımı zenginliÄŸin bir simgesi haline gelmiÅŸti. Zenginlerin mumyalarına öteki yaÅŸamında hoÅŸluk olsun diye türlü kokular katıldı. Eski Yunan’da da savaÅŸ kahramanlarının adeleleri ‘kafuru’ ile ısıtılıyordu. Kadınlar da vücutlarını aromatik esanslarla ovuyorlardı. Kokularla haşır neÅŸir olunan Roma İmparatorluÄŸu döneminde ise koku kullanımı oldukça yaygındı ve “Per fumum” sözcüğü tüm kokuları ifade ediyordu.

Sabun: Geçmişi M.Ö. altı binlere kadar uzanan sabun kullanımı, zamanla günlük yaşantımızın önemli bir parçası haline geldi. Fenikeliler sabunu bulana kadar, kül ve kil geleneksel temizlik aracı olarak kullanıyordu. M.Ö. 600′de bulunan ve kullanımı ortaçağda genişleyen sabun, tarih içinde kimi zaman değerli bir değiş tokuş aracı olarak kimi zamansa ilaç olarak kullanıldı. Geçmişte Fenikeliler ile Galyalılar arasında önemli bir takas aracı olan sabun, Roma döneminde, kadınların en gözde temizlik aracı haline geldi.

Kol Saati: Fransa’da yaşayan Brezilyalı pilot Alberto Santos’un en büyük tutkusu uçmaktı. Ancak saatle ilgili önemli bir sorunu vardı. O zamanlarda herkes köstekli saat kullanıyordu ve bu yüzden hem iki eliyle uçağı kullanıp hem de cebinden çıkarması gereken saatine bakamıyordu. Havadayken de zamanı öğrenebilmek için arkadaşı Louis Cartier’den yardım istedi. Cartier 1904 yılında saat yapımcısı Edmond Jaeger’in yardımıyla ilk kol saatini hazırladı. 1906 yılında Santos yeni bir rekor kırdığından emin olmak için uçağından çıkarken saatine bakınca bunu gören kalabalık bu garip saati beğendi ve bir anda Cartier’ye yeni saat siparişleri yağdı.

Termos: Vakumlu yani havasız ortamın izolasyon özelliÄŸi, 1643 yılından, Toricelli’nin bugünkü termometrelerin atası olan civalı barometreyi icadından beri biliniyordu. Ne var ki yaratılan vakumu muhafaza edebilecek, aynı zamanda da ısıyı iletmeyecek lastik türü malzemelerden o zamanlar kimsenin haberi yoktu. Termos baÅŸlangıçta kahve veya soÄŸuk suyun sıcaklığını muhafaza etmek için deÄŸil, bir laboratuar aleti olarak sıvı ve gazları muhafaza etmek amacı ile tasarlandı. İngiliz fizikçi Sir James Dewar, 1890′lı yıllardaki bu buluÅŸunun patentini hiç bir zaman almadı ve bilimsel kuruluÅŸlara bağışladı. Termosun çalışma prensibi çok basittir; vakumlu bir ortamda hava molekülleri de olmadığından ısı ilet ilemez. Cismin ısısı baÅŸlangıçta ne ise o halde kalır. İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçiÅŸi olmaz. Termosun içine kahve konulursa ısısı dışarı kaçamayacağı için kahve sıcak kalır, soÄŸuk su koyarsanız dışarıdan içeriye ısı giremeyeceÄŸi için su ısınmaz, soÄŸukluÄŸunu muhafaza eder. Dewar’ın Alman asistanı Reinhold Burger bu cihazdaki ticari geleceÄŸi iyi gördü ve 1903′de Almanya’da patentini aldı. Hatta ismi için ödüllü bir yarışma dahi açtı. Kazanan isim Yunanca ‘ısı’ anlamına gelen ‘Thermos” oldu.

Ütü: İnsanlar giysilerindeki kırışıklıkları düzeltebilmek için uzun uğraşlar vermişlerdir. Bu uğraşılar sonunda değişik yöntemler bulmuşlardır. Başlarda odun, cam , mermer gibi aletlerle beraber taşların ısıtılıp giysilerin üzerinde gezdirilmesi ile ütünün temelleri atılmaya başlandı. Ocaklarda ısıtılarak kullanılan ütüler zamanla kor ve kömür ile ısıtılan içi oyuk ütü şeklini aldı. İlk sapı olan bir demir parça ile ütüleme işleminin yapılması 17. yüzyılda gerçekleşmiştir. 19. yüzyılda ise ocak ya da sobaların ısıtıcı olarak kullanılması standart hale gelmiştir. Henry W. Seely (ABD) ilk defa ütünün taban kısmını ısıtmak için elektrik kullandı ve 1882 de elektrikli ütüyü icat etmiş oldu. Ütü iki karbon tabaka arasında oluşan elektrik arkının oluşturduğu yüksek direnç ve oluşan enerji ile ısınıyordu.

Etiketler: , , , , , , , ,
Sayfa 1 (1)1