Nis 03

En eski harita aslında 1513 yılında çizilmiÅŸ olan Piri Reis‘in dünya haritasıdır. Fakat Piri Reis’in çizdiÄŸi haritanın bulunmuÅŸ olan kısmı tamamının 16 parçasından birisidir. Yani diÄŸer 15 parça henüz bulunamamıştır. Bu nedenle 1800′li yılların baÅŸlarında Avrupa’da çizilmiÅŸ olan bu harita, en eski ilk tam dünya haritasıdır.

eski_dunya_haritasi.jpg

Dosya Adı: eski_Dunya_haritasi.TIF
Çözünürlük: 7200×6296 Piksel
Renk DerinliÄŸi:
24-bit
Boyut: 89.3MB

Not: Resmin üzerine tıklayarak büyük halini indirebilirsiniz.

Etiketler: , , , , ,
Mar 29

electricity.jpgElektrik ve mıknatıs (magnet) sözcüklerinin kökeni eski Yunanca’dan gelmektedir. Elektrik sözcüğünün kaynağı “kehribar” anlamına gelen Yunanca elektron sözcüğüdür. Mıknatıs sözcüğünün de, mıknatıs taÅŸlarına oldukça sık rastlanan Batı Anadolu’daki Magnesia (bugünkü Manisa) bölgesinden türediÄŸi sanılmaktadır. Çinlilerin M.Ö. 1100 yıllarında mıknatıs taÅŸları ile mıknatısladıkları madenî iÄŸnelerden bir tür pusula yaptıklarını ve denize açıldıklarında bunlardan yararlandıklarını bilinir. Ancak elektrik ve magnetizma ile ilgili elimizdeki ilk yazılı belgeler eski Yunan filozof Tales’in
(M.Ö. 625 - M.Ö. 545) elektriÄŸe ve magnetizmaya iliÅŸkin önemli gözlemlerde bulunduÄŸu, Aristoteles’in yazılarından öğreniyoruz. Bu gözlemlerinde Tales, kehribarın hafif cisimleri ve mıknatıs taşının da demiri çekebilme özelliÄŸi bulunduÄŸunu saptamıştır. Hatta daha da ileri giderek bu iki tür olay arasında iliÅŸki kurmaya çalışmıştır. Romalı ÅŸair Lukretyüs, De Nerum Natura adlı yapıtında mıknatıs taşının demir halkaları çekebildiÄŸinden söz etmektedir. Bilimsel çalışmaların ve düşünsel geliÅŸmelerin Batı da çok yavaÅŸladığı OrtaçaÄŸ döneminde en göze çarpan yenilik, kehribar ve mıknatıs taşı üzerine yaptığı gözlemlerle Rönesans bilimcilerine ilham veren ünlü İngiliz bilimcisi Roger Bacon’ın öğrencisi Peter Peregrinus’un 1269 yılında, pusulanın ilkel biçimini tanımlaması olmuÅŸtur. Ancak pusulanın Peregrinus tarafında icat edilmediÄŸi ve Avrupalıların bu aygıtın varlığını ve özelliklerini, Müslümanlar aracılığıyla Çinlilerden öğrendiÄŸi tarihçilerin genel olarak kabul ettikleri bir görüştür. Pusulanın o dönemin en önemli teknolojik buluÅŸu olması ve pratikte görülen büyük yararları, magnetizma olgusu üzerine ilginin ve çalışmaların artmasına yol açmıştır. Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , ,
May 29

Bilgisayar tarihçesine bir göz atarsak, bilgisayar fikrinin çok eskilere dayanmadığını görürüz. Daha 1830′larda Charles Babbage (1792-1871) fark makinesini ve ardından analitik makineyi yapmasıyla hesaplama işlerinin elektro mekanik araçlara yaptırılması ve sonuçların elde edilmesi görüşü doğmuştu. Charles Babbage yaptığı bu makineler ile başarılı sonuçlar elde edememesine rağmen, bilgisayarların temelinin onun tarafından atıldığı kabul edilmektedir.

1850 yılında George Boole kendi adıyla anılan ve sadece 1 ve 0 rakamlarının kullanıldığı Boole Cebiri sistemini bularak, bilgisayarların gelişimi üzerinde önemli rol oynamıştır.

1890′da Herman Hollerith tarafından, delikli kartlarla bilgilerin yüklenebildiği ve bu bilgiler üzerinde toplama işlemlerinin yapılabildiği bir elektro mekanik araç geliştirdi. Bu hesaplayıcı ABD’nin 1890 nüfus sayımında başarılı biçimde kullanıldı.

İlk analog bilgisayar 1931 yılında Vannevar Bush tarafından gerçekleÅŸtirildi. Buna karşılık, ilk sayısal bilgisayarı George Stibiz 1939′da New York’taki Bell Laboratuvarında üretti. Stibiz ikili sistemi bu makinaya uygulayarak komplex sayılarla aritmetik iÅŸlemler yapılmasını saÄŸladı. Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , ,
Sayfa 1 (1)1