May 23

gp.jpgDünyada çevre koruma ile ilgili en bilinen en önemli ve büyük örgüt konumundaki Greenpeace, sonunda el atmadıkları nadir dallardan biri olan konsollara da savaÅŸ açtı. Bu sözüm kesinlikle bir sitem gibi algılanmasın, aksine en ufak ÅŸeyde bile bu duyarlılığı gösterip insanlık adına mücadele edilmesi ne kadar takdire ÅŸayan birÅŸeydir. 1971′den beri dünyanın dört bir yanında çevre adına mücadele veren Greenpeace örgütü, konsollarda kullanılan PVC, pitalit asit tuzu gibi saÄŸlığa zararlı malzemeler ve beliryum, bromine gibi zehirli bileÅŸenler içermesi nedeniyle uzun vadede saÄŸlık sorunlarına yol açabilecekleri ifade ediliyor. Greenpeace’in yaptığı araÅŸtırma raporuna göre, Nintendo’nun Wii, Sony’nin Playstation 3 ve Xbox 360 konsollarının, farklı miktarlarda brom, PVC ve bazıları hormonları etkileyen zararlı kimyasallar içerdiÄŸini açıklandı. Bunun üzerine konsol üretimi yapan ÅŸirketler, ürünlerinde insan saÄŸlığına zarar verecek maddeler kullanılmadığını ve standartlara uygun üretim yaptıklarını savundular. Ok yaydan çıktı bir kere, bakalım olay nasıl sonuçlanacak.

Etiketler: , , , , , ,
Mar 29

notron.jpg1 Kasım 1952′de Güney Pasifik’deki Marshall adalarından Eniwetok üzerinde bir Amerikan hidrojen bombası testi yapılmıştır. Gözlemciler Hidrojen bombası patlamasında atom bombasına göre çok daha fazla nötron ve radyoaktivite meydana geldiÄŸini not etmiÅŸler, bu bilgilere dayanarak Amerikan uzmanları nötron bombasını geliÅŸtirmiÅŸlerdir. Atom bombası 5 mil çapındaki bir alanda canlı ve cansız herÅŸeyi yokedip, 1 mil çapındaki bir alanda öldürücü radyoaktivite bırakırken, nötron bombası ise 1/2 mil çapındaki bir alanda patlama ve sıcaklık etkisi ile herÅŸeyi yokedecek, 1.5 mil çapındaki bir alanda ise saçtığı nötron ışınları ile tüm canlıları öldürecek, fakat binalara, silâhlara vs. dokunmayacaktır. Böylece canlıları ölmüş bir alanda binalara, silahlara vs. el konulabilecektir.

Nötron Bombasının Etkileri
Nötron bombası patladıktan sonra çevreye saçılan nötronlar, toprakta, metallerde, besinlerde vb. nötronları aktive etmektedir; bu nötron aktivasyonu atom bombasına göre 10 kat daha fazladır. Nötron aktivasyonu denen olay, cansız cisimlerin sekonder gama ışınları saçmasına neden olur. Böylece Nötron bombası hem nötron ışınlarına, hem de gama ışınlarına bağlı tahribat yapmaktadır. Nötronlar çarptıkları cisimleri gama ışınları saçar hale getirdiğinden, Nötron bombası atıldıktan sonra her cisim bir mini-bomba halini alarak gama ışınları saçmaya başlar.
Nötron bombası’nın ilk etkisi hızlı nötronlar ve gama fotonları saçmaktır. Işınlama dozu, patlama ve termal ışınlama mesafesi (150-300 m.) ötesinde, açık havada yüzbinlerce rad (ışıma birimi) kadardır. Hatırlatalım ki insan 300 rad’dan yüksek nötron ışınlaması karşısında bile ölmektedir. Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , , ,
Sub 18

tect-small.jpg

Teknoloji dediğimiz şey öncelikle yeniliklerin ve gelişimlerin insan hayatını kolaylaştıracak biçimde uygulanması anlamını içeren genel bir kavramdır. Peki teknoloji gelişirken ve gün geçtikçe insan hayatında daha çok yer edinip, işleri kolaylaştırırken yani bütün bunları yaparken hiç zararı olmuyor mu? Tabiki oluyor.

DoÄŸanın temel fiziksel unsurları olan, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluÅŸması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz önde etkileyen çevre sorunlarına “Çevre KirliliÄŸi” adı verilir.
Teknolojinin neden olduğu çevre kirliliğinin sebepleri ve yol açtığı sorunlar şöyledir:

Çevre Kirliliğinin Sebepleri:

  • TrafiÄŸe her yıl daha fazla sayıda araç çıkmakta ve bu araçların yaydıkları egsoz dumanları ozon tabakasının incelmesine sebep olmaktadır.
  • Ormanların kağıt üretimi, toprak geniÅŸletilmesi, hayvancılık alanı oluÅŸturmak gibi sebeplerle denetimsizce kesilmesi, aÄŸaçların gündüzleri oksijenli solunum yaparak ortama oksijen salınımı yapmasını kısıtlıyor.
  • Fabrika bacalarından çıkan zehirli gazla atmosferi kirleterek, havadaki oksijen oranını azaltmaktadır. Ayrıca havanın bu denli kirlenmesi asit yaÄŸmuru olarak inerek toprağı da etkilemektedir.
  • Hastalık taşıyan hayvanlarla ortama geçen bakteri ve virüslerin sulara veya havaya karışması.
  • Fabrikalardan atılan arsenik, siyanür, fenol gibi toksik endüstri atılarının sulara karışması.
  • Tankerler veya borularla taşınan petrolün kaza sonucu sulara karışması.
  • İnorganik tuzlar, zirai mücadele ilaçları ve yapay organik kimyasal maddelerin sulara karışması.
  • Radyoaktivitenin etkisi yani: Nükleer enerji santralleri, çeÅŸitli nükleer denemeler, tıbbi içerikli üretimler ve çeÅŸitli endüstri tipi üretimleri, radyoaktif maddeye sahip hayvansal ürünler (et, balık, süt, vb.) ve bitkiler, bu zararlı maddeyi besin zinciri ile insanlara ve diÄŸer canlılara taşır. Böylece bağışıklık mekanizmasını felce uÄŸratmak ve kansere neden olmak gibi sorunlara yol açar.

Önemli Not: Atmosferdeki ve topraktaki kirletici maddeler asırlar sonra da olsa eninde sonunda suya geçerler.
Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , ,
Nis 21

Nükleer enerji günümüz elektrik ihtiyacının yaklaşık %17’sini karşılamaktadır. Bazı ülkeler enerjilerinin büyük bir kısmını nükleer santrallerden üretmektedir. ÖrneÄŸin Fransa Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı verilerine göre elektrik enerjisinin %75′ini nükleer enerjiden saÄŸlamaktadır. Amerika ise enerjisinin %15′ini buradan karşılamakta fakat bazı bölgelerinde santraller daha yoÄŸun biçimde enerji üretimi yapmaktadır. Dünya çapında 400′den fazla nükleer santral bulunmakta ve bunların 100′den fazlası sadece Amerika’da yer almaktadır.

Nükleer Santraller Nasıl Çalışır?
Bir nükleer santral kurmak için zenginleÅŸtirilmiÅŸ uranyuma ihtiyaç vardır. Bu uranyum türleri U-235 baÅŸta olmak üzere, U-233, U-238 ve Plütonyum; P-239 ve P-241′dir. Uranyumun fizyon tepkimesine girerek bölünmesi sonucunda açığa çok yüksek miktarda enerji çıkar. Bu bölünme için, nötronlar yüksek bir hızla uranyum elementinin çekirdeÄŸine çarpar. Bu çarpışma çekirdeÄŸin kararsız hale geçmesine ve sonrasında büyük bir enrji açığa çıkartan fisyon tepkimesine neden olur. GerçekleÅŸen tetikleyici ilk fisyon tepkimesi sonucunda ortama nötronlar yayılır. Bu nötronlar diÄŸer uranyum çekirdeklerine çarparak fisyonu elementin her atom çekirdeÄŸinde gerçekleÅŸtirene kadar devam eder. Ortaya çıkan enerji kontrol edilmediÄŸi taktirde ölümcül boyutlardadır. Kontrol etmek için reaktörlerde fazla nötronları tutan ve tepkimeye girmesini engelleyen üniteler vardır. Bu sayede kontrollü bir fisyon tepkimesi zinciri saÄŸlanır.

Yazının Devamı…

Etiketler: , , , , , , , , , , ,
Sayfa 1 (1)1