Tangonun Müziksel Kökeni

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

Tango müziği bir karışım, bir harman müziktir. Tangonun kökeninde, İspanyol dansının özgün figürleriyle beslenmiş olan ve bununla birlikte Küba müziğinin ezgileriyle harmanlanan “Habanera” bulunmaktadır. Aynı zamanda tango müziğinin ve dansının doğduğu topraklar olan Arjantin’in zencilerine ait olan “Milonga” ve en son olarak da İspanyol kökenli “Tango Andaluz” bulunmaktadır.

Tango, toplumun alt tabakasından ortaya çıkmış ve yayılmış bir müzik kültürü oluşturduğundan ve yayılmasının en büyük etkeni olan genelevlerde vücut bulmasından dolayı uzun süre boyunca ahlaka aykırı bulunan bir müzik ve dans türü olarak dışlanmıştır. Tangonun kişiler tarafından daha çok kullanılıp benimsenmesi, sayıca üstün olan erkek toplumunun kadınlar için dövüşerek onları kazanması ve kadınlarla iyi şekilde dans edebilmek adına birbiriyle dans edebilmesi üzerine olmuştur. Tango müziklerinin yayılmasında etkili olan şey ise, “Compadre” veya “Compadrito” diye tabir edilen bu tiplerin şarap ve şeker kamışından üretilmiş rakı içerek söyledikleri şarkı ve yapıkları danstır.

Yine doğduğu topraklardan ismini alan Arjantin Tangosun müziği 2/4’lük, 3/4’lük veya 4/4’lük ölçülerdedir. Müziğin doğuş etkilerinden olsa gerek sert hatlıdır, dinlerken diğer müzik ve dans türlerinden farkını ortaya koyarcasına da ritimleri belirgindir.

Arjantin Tango müziği, önceleri Arjantin’de alt tabakadan yükseldiği için çok benimsenmemiş olmakla birlikte, 20.yüzyılda Avrupa‘ya giden Arjantinli dansçı ve orkestra topluluklarının tangoyu Avrupa‘ya sevdirmesinin ardından zamanla Arjantin’in de üst kademelerinde beğenilmeye başlamıştır. Avrupa bu dansı ve müziği sevmiş ve benimsemiş olmasına karşın, Arjantin’de yapılan dans stili Avrupa’da pek de hoş karşılanmadığı gerekçesiyle modernize edilmiş ve daha sade bir hal verilmiştir. “Avrupa Tangosu” ya da başka bir deyişle “Ballroom Tango” doğmuştur.

1917 yılında tangoyu söyleyen Carlos Gardel gibi dönemin kaliteli sanatçıları smokinleriyle oldukça klas bir duruş sergileyerek tango müziğini icra etmesi, bu müziğin kabuünü Avrupa ve Arjantin‘de hızlandırmıştır. Zaman içerisinde Avrupa‘nın büyük başkentlerini de etkili altına alan tango müzikleri ve dansı, 1920 ile 1940 arasında altın çağını yaşamıştır. Ancak 1955’te gerçekleşen askeri darbeler nedeniyle kapatılan dans salonları nedeniyle tango duraklama dönemine girmiş, 1983’de Arjantin’de ortadan kalkan askeri cuntanın ardından tango kendini yine görkemli bir şekilde bulmayı başarmıştır.

Müzikte yenilikçi akımı başlatan ve akabinde de dansa da riayet eden müziği ortaya çıkan Astor Piazzolla’nın ardından tango zenginleşmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye de tango ile tanışmış, hızlı bir gelişime girmiştir. Bu noktada pek çok tango müziği besteleyen Necdet Koyutürk, Necip Celal, Fehmi Ege gibi bestekarları tango müziğinin Türkiye’de yayılmasını hızlandırmıştır. Türkiye‘nin tango müzikleri ile farklı bir hissiyatı vardır. Hatta tango şarkıları o kadar çok sevilmiştir ki, tango şarkılarının sanki bir ulusal marş edasında sürekli hayatımızda olmasıyla dünyadaki belki de tek yerdir. Özellikle de neredeyse hemen herkesin çok iyi bildiği “La Cumparsita” tango müziği, Türkiye’de düğünlerde gelin ve damadın karşılandığı, düğünün açılış şarkısı olarak dikkat çeker.

Tango müziği akordeonun bir türü olan “bandoneon”un ağırlıklı olarak kullanıldığı bir müzik türüdür. Bu müzik aletinin ezgileri eşliğinde yapılan tango müziği ve dansının derinine inildiğinde, müziğin keskin çizgilerinden de anlaşılabileceği gibi, bir başkaldırı ve isyan, akabinde kendini gösteren asabiyet, yaşanan olumsuzluklara karşı oluşan hayal kırıklığı ve en önemlisi de aşk, tutku, şehvet gibi pek çok duygunun bir araya geldiği ve bir karma oluşturduğu görülmektedir. Müziğe ve bandoneona eşlik eden keman, kontrabas, piyano gibi diğer müzik aletleri de yoğun duygular katarak tango müziğine can vermekte ve tangonun eşsiz ezgilerinin yansıtılmasında önemli rol oynamaktadırlar.

Tango dansı da müziği ile son derece uyumlu şekilde oluşmuştur. Son derece akıcı bir ritme ve vurgulu dokunuşlara sahip müziğin ezgisiyle beraber, yumuşatılmış sert hareketler olarak tabir edilebilecek dans figürleri tango dansını meydana getirmektedir. Bu hareketlerin özgünlüğü de, müziğin kulağa hitap etmesi kadar dansın da göze hoş gelmesini sağlayan özgün bir stili ortaya koymuştur. Tango dansı icra edilirken, kadın ve erkek özgün dokunuşlarıyla birbirilerine bir şeyler anlatmaktadır. Tango dansını ve müziğini diğer müzik ve danslardan ayıran en önemli özelliği ise, müziğin ruhtaki yaralara iyi gelip neredeyse tedavi ediciliğinin yanı sıra, insanın ruhuna işleyerek dans ve müziği ile yaraları daha çok deşer gibi bir hissiyat uyandıran duygu yükünden oluşmasıdır.

Tango dansı ve müziğinin gelişimi, profesyonel tango dans gruplarının ülkeleri gezerek oluşturdukları koreografik şovlarla olmuştur. Böylelikle tango müziğini ve dansı daha çok tanınmış, ayıplanan ve aşağılanan tango nezih ve nadide bir eğlence olarak kendine yer bulmuştur.
Kaynakça:
turkcebilgi.com/tangonun_tarih%C3%A7esi

Yazar: Gökçe Cömert