Taşlarla İlgili İnançlar

Okuma Süresi: 8 Dakika  | Yazdır

taş

Daha önceki iki yazım olan “Yağmur Yağdırdığına İnanılan Taş: Yada Taşı” ve “Balbal Nedir” başlıklı yazılarımın devamı niteliğinde ola bu yazıda taşlara yüklenen anlamlar ve kerametine inanılan bazı taşlar üzerinde durdum. Yada taşı ve balballar, taşla ilgili inançlar düşünüldüğünde akla gelen ilk iki taştır.

Bunlar dışında da çeşitli taşlara çeşitli anlamlar yüklenmiş, kimisi çocuk sahibi olmak için, kimisi çeşitli hayvanların zehrinden korunmak için, kimisi nazara karşı..vs. kullanılmıştır. Şimdi bu taşlardan bazılarını tanıyalım;

1. Yılan Taşı (Panzehir Taşı)

Yılan taşının isminin bu şekilde anılmasının nedeni dış görünümünün yılan derisine benzemesinden kaynaklanıyor. Bir kimse panzehir taşını boynuna veya bir yerine bağlarsa bu taşın kişiyi yılan, akrep böcek gibi zehirli hayvanların sokmalarından koruduğu, akrebin kuyruğuna bu taş dokundurulursa akrebin zehir etkisinin engellendiği belirtiliyor. Ayrıca bu taş bazı romatizma rahatsızlıkların tedavisinde de kullanılır. Bu taşı ağrılı yerlere sarmak gerekiyor. Diğer adı sempatin olan bu taş, rengi ve billur yapısı farklı ve çok türü olan minerallerin başkalaşmasıyla oluşan bir kaya türüdür.

Yılan taşının yirmiye yakın farklı çeşitleri bulunmaktadır. Yılan taşı doğada fazla miktarda bulunur.  Akrep ve yılan sokmalarında tedavi edici bir taş olarak kullanılır. Yılan taşı Mısır uygarlığından beri kullanılmaktadır. Günümüzde doğal ortamlarda sıkça rastlayabilir ve yılan derisine benzerliği ile de dikkatimizi çekebilir.

Bir başka inanca göre yılan taşı ejderhaların ağzında saklı bir zümrüttür. Ejderha geceleri gezinirken bunu yere düşürür ve bu taşın çıkardığı ışık sayesinde yolunu ve dileğini bulur. Bu taşı ele geçirenler dünyada hangi işe girişirse mutlaka başarı sağlar, bundan başka ne dilerse onu elde ederler ayrıca çok zengin olurlar. Görüldüğü gibi bu görüş daha mitolojik ve ütopiktir.

2. Babu Taşıtaş4

Babu, ihtiyar bulgar kadınlarına verilen addır. Karasinan Köyü yakınlarında bulunan, üzeri düz olan ve bir ev büyüklüğünde olan bu taşın yan tarafından ortaya varmak için merdiven şeklinde bir yol bulunur. Taşın üstünde ortaya doğru yirmi santim çapında bir daire ve oyuk mevcut olup at nalı biçimini gösteren bu oyuk hakkında halk bir menkıbeye inanıyor: “Hazreti Ali, atı ile bu tarafa gelmiş. Atının bir ayağı bu taşın üstüne, diğer ayağı da Hisseler denen başka bir köydeki taşın üstüne basıyormuş. Hatta at bu taşın üzerinde tökezlemiş ve sırtı bu kayaya sürtmüştür. Bu sebeple taştaki oyuk meydana gelmiştir.” Bu taşın altındaki mağaraya insanlar gelerek mum yakıp dilek dilemektedirler.

3. Satı Taşı

M. Şakir Ülkütaşır, “Türkiye Etnografya ve Folklor Sözlüğü Üzerine Bir Kalem Tecrübesi” adlı eserinde, çocuğu olmayan veya olup da yaşamayan ailelerin çevre yatırlara adak adamasından, dilek dilemesinden çocuğu bu yatırlara “satmalarından” bahseder. Çocuk olunca da aileler çocuk henüz yaşına girmeden o yatıra giderler adağı yerine getirip çocuğa Satı veya Satılmış adını koyarlar.

Çocuk yatıra “satılmış” olduğundan yaşayacağına inanırlar. Ayrıca Ülkütaşı bazı yerlerde satı taşı denilen kutsal tanınan taşlar olduğunu, bu taşların aileler tarafından ziyaret edildiğini, ziyaretlerden sonra gerek yatırın himmetinden, gerek taşın kutsallığından ötürü çocuk olursa oğlanlara Satılmış, kızlara ise Satı adı konulduğunu söylüyor ve ilave ediyor: “ Şu kadar ki, bazen doğan çocuklara bu iki addan birinin verilişi sadece yatır veya taştan yardım istenmesine dayanak olmaz. Çocuk aile içinden birine veya başkasına satılır.” Böylece taştan başka araçların da araya girerek gene aynı adın verilebileceği anlaşılıyor.

4. Teslim Taşı

Cemal Bardakçı, “Anadolu’da bir kısım Türkler, boyunlarında Hacıbektaş taşından ufak bir parça taşırlar. Bu taş herhâlde Kutlu Dağ’a işarettir. Ve menkıbelerin Türklerin bilinçalında yaşadığının delilidir” diyor.

Teslim taşı, Bektaşi dergahına teslimiyet manasına gelen, dervişlerin boyunun çıkarmadıkları taştır. Teslim taşının iç yüzü batını, yani Hz. Ali’yi, dışa bakan yüzü ise zahiri yani Hz. Muhammed’i temsil eder. Teslim taşı Bektaşi dervişlerinin taşıdığı bir eşyadır; 12 köşelidir ve her köşesi 12 imama denk düşer.taş3

Bektaşiler teslim taşını “yüzünü Allah’a dönmüşlerin taşı” olarak tarif ederler. Teslim taşını taşımak, Pîr’e bağlılığı ifâde eder.

Pir yol ve erkana giren dervişe, Teslim Taşı’nı, tekbirlerle takardı. Taşın özelliklerine bakacak olursak;

1-Oniki köşelidir ki bu Alevilikteki Oniki İmam inancını simgeler.

2- Altında ve üstünde iki taş bulunur ki bu soy’un Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin’den devam ettiğini simgeler. Bektaşi Pirleri ve dedeleri tümü hz. Muhammed’in ve 12 İmam ‘ın soyundandır

3-En altındaki düğüm katledilen Nesimi’yi simgeler

4-Bir iple boyna asılır. Bu ip kızıldır ki buda kızılbaş mantığını simgeler.

Bektaşi irfan geleneği ve de yolunda teslim taşının kaynağına dair anlatılan güzel bir hikaye vardır. Şöyleki; Allah, Hz.Musa´ya “Ey Musa kullarım arasındaki en alçak mahluku bana getir.” der. Hz. Musa´da -Hakk´ın, insanı yücelttiği gerçeğinden hareketle- işe kendine inananların haricindekilerle başlar. Putperest, Mecusi ve inançsızlar arasında dolaşır; her bakımdan zelil, perişan durumda olanları götürmek ister. Sonra onların, insan olarak ne kadar mükemmel bir şekilde yaratıldıklarını görür ve insanlar arasından kendinden “aşağı” bir yaratığı bulamayacağını anlar.

Bu sefer işe, hayvanlar aleminden başlar. Her düşkün, bitkin, perişan, tiksindirici hayvanın boynuna bir tasma takıp götürmek ister. Bu sefer de, her hayvanın farklı bir uzvu dikkatini çeker ve vazgeçer. Çaresiz giderken, önüne herkesin tiksindiği, yara, bere içerisinde uyuz bir köpeği çıkar. “İşte buldum” der ve boynuna ip bağlayıp yola koyulur. Arkasına dönüp baktığında; köpeğin inci taneleri gibi dişleri gözüne çarpar. Bu esnada köpek hal dili ile “Ey Musa, benim en alçak yaratık olduğumu nereden biliyorsun” diye sorar.

Hz. Musa yaptığından hicap duyar “Ben ne yapıyorum; bu köpeğin bir tek tüyünü, o inci tanesi dişlerinden bir tanesini bile yaratmaktan acizken, onu Allah’ın huzuruna en aşağılık yaratık diye nasıl çıkarabilirim. Ya rabbi hata ettim. Estağfirulllah el- Azim” diyerek, kendi boynuna bir taş asıp acziyetini izhar eder. İşte Nazenin tarikatında boyna asılan teslim taşı “Acziyetimizi fehmedip teslimiyet kapısında bulunuruz” manasına gelmektedir.taş2

Taşın kaynağından çıkıp olduğu gibi ham haliyle boyna asılmayıp bir üstadında elinde şekil verilmesi ise kişinin teslimiyet babına gelmeden evvel acziyetini fehmedecek idrake ulaşmasını sağlayan, eğriyken düzeltme, kıvamına getirme manasındaki “takvim”in, “ahsen” yani en güzel şekil haline getirilmesini sembolize eder.

Taşı takan derviş, İnsan-ı Kamil olma yolundadır. Kur’an emirlerine, Peygamber ve 12 İmam sünnetine tabidir. 12 köşe 12 İmam İmanını ve islam anlayışını temsil eder.

5. Sarıkız

Bir mağaranın önünde bulunan sarıkız adlı kaya, heykel şeklinde olup yüzü allı pullu yazmalarla örtülüdür ve halk tarafından saygı gösterilerek bir yatır mertebesinde benimsenir. Sarıkız hakkında türlü efsaneler vardır. Bunlardan birisi de onun kâfirler tarafından kovalanması ve buraya sığınmasıdır. Söylentiye göre Tanrı onu burada korumuştur. Bazı kimseler akşamları yemek getirirler, önüne mumlar dikerler. Bu kızın kendilerine şefaat edeceğine inanırlar; yüzlerini gözlerini bu heykele sürerler. Burada ayrıca hastalar yerlere çiviler çakarak hastalıklarını burada bırakacaklarına inanırlar

6. Öksürük Kayası

Afyon’un güneyindeki dağda ve Afyon’a bakan bir yamaçta Öksürük kayası denilen, ortası bir insan geçebilecek kadar delinmiş bir kayanın ziyaretine gidildiği ve kayadaki delikten birkaç kere geçmek suretiyle öksürükten kurtulunacağına inanılır.

7. Delik Taşlar

Türk Mitolojisinde kerametine inanılan bir çok delik taş inanışı vardır. Bunlardan biri Solfasol Köyü yakınlarındaki bir türbenin, merdivenle inilen bir mahzeninde ortası yuvarlak bür taş durur. O taşın ortasından günahı olmayanın geçebileceği inanışı vardır. Günahkâr olanı taş sıkar, ve böylece kişi o delikten geçemez. Aynı zamanda delikten geçen kişi bir dilek tutar, şayet dileği gerçekleşecekse de geçebilir.

Nallıhan’da ise yine ancak bir çocuğun sığabileceği ortası delik bir taştan hasta çocuklar geçirilir ve böylece taşın çocuğa şifa getireceğine inanılır. Bunlar dışında muhtelif yerlerdeki bazı delik taşlar da mitolojik sistem içinde anlam kazanmış, şifa getirdiği, cılız çocukları ölümden döndürdüğü, dilekleri gerçekleştirdiği konusunda inanışlar gelişmiştir.

8. Tıpkı Taşı (Yâd Boncuğu)

Sırrı Numan, Erzurum’da tıpkı taşı hakkında sunduğu bilgide, Erzurum’da bilhassa kadınlar arasında tıpkı taşı, yâd boncuğu denilen bir taşın önemli olduğunu, bunun çocuklu ve gebe kadınlara mahsus olduğunu, taşın çocukları yaşattığını, büyüttüğünü, koruduğunu, hatta bu taş olmaksızın bazı kadınların çocuklarının yaşadığına inanılmadığından bahseder. Bilhassa bu taş, boncukla ya da sihirle dışarıdan bir saldırıya uğramış kadınlara mahsustur ve büyüden kurtulmak için bu taşa sahip olmak gerektiğine inanılır. Bir rivayete göre bu taş , Allah tarafından Hazreti Süleyman’a verilen bir taşın parçalarıdır.

Acuze bir kadının çocuklarının sihirle öldürülmesi karşısında Hz. Süleyman, Allah’a yalvarır. Cebrail kendisine bu taşı, onun sihrine karşı olmak üzere verir. Hz. Süleyman bu taştan herkese birer parça dağıtır ve sihirleri bu suretle engellemiş olur.

Taş, koyu kahverengi olup, hafif sarı dalgaları vardır. Bazen de bu dalgalar kırmızı olur ve taş ufak bir fındık büyüklüğünde olur.

Yazar: Gazanfer Tufan