Tekerlegin bulunuşunda, Amerikalı arkeolog Speiser, Gawra’da, M.Ö. 3.000–2.500 yıllara ait tekerlek kalıntılarına rastlamış; İngiliz meslektaşı Woolley ise Ur’da, M.Ö. 2.950 yıllarından kalma bir mezardan tekerlek çıkarmıştır. Ne gibi bir ihtiyacın bu icada yol açtığı kesinlikle bilinmemektedir. General Frugier’nin ilginç bir varsayımına göre, Yontma Taş Çağı’ndan başlayarak insan, avladığı hayvanı, kaya parçaları gibi bazı şeyleri taşıma ihtiyacını duymuştur. Bu soruna çare ararken, kesilmiş bir ağacın yuvarlandığını, böylece taşımayı kolaylaştırdığını fark eden insanlar yüklerini iki ağaç kütüğünün üzerine koymayı akıl etmişleridir.
İngiliz tarihçisi Maccurdy’ye göre; tekerleÄŸin atası, tomar denilen silindir biçiminde durulmuÅŸ kağıt ya da deridir. Bu geliÅŸmeyi kazılar da doÄŸrulamaktadır. Yapılan kazılarda Sümer ülkelerinde, M.Ö. 3.000′den kalma kızaklar ve arabalar çıkartılmıştır. TekerleÄŸin icadını hiç şüphesiz araba izlemiÅŸtir. Bir çift tekerleÄŸi dingille birleÅŸtirmek ve buna demirsiz bir saban oturtmak iÅŸten bile deÄŸildir. Gerçekten de, M.Ö. 3.000 yıllarının Sümer kalıntılarında rastlanan arabalar böyledir. Sürücüsü, iki tekerleÄŸin arasına konmuÅŸ bir eyere, ata biner gibi otururdu. Bu taslak çabuk geliÅŸerek dört tekerlekli bir araç oldu; fakat henüz ön tekerlekler sabitti.
Daha sonraları arabayı kayışlarla atlara baÄŸladılar. M.Ö. 2.000 yılında Mezopotamya’da görülen bu araba, giderek Sami ırkından Hiksosların akınıyla Mısır’a girince, Firavun’un ordusunda, 1917′de ilk müttefik tanklarının Alman askerleri üzerinde yarattığı paniÄŸe benzer bir korku yarattı. Mısırlılar hayvan gücü olarak henüz öküz ve eÅŸekten yararlanıyorlardı. Ancak tecrübeden çabuk ders almayı bildiler. İstilâcıları ülkeden atar atmaz bu yeni savaÅŸ aracını kullanmaya baÅŸladılar. Öyle ki, Mısır tarihinin en parlak dönemi olan Yeni İmparatorluk’tan kalan belgeler, Firavun’u gelecek kuÅŸaklara savaÅŸ arabasının üstünde, bir eliyle dizginleri tutar, ötekiyle de düşmanı yere serer biçimde gösterebilmiÅŸtir.Bunu izleyen on yüzyıl boyunca, araba, savaÅŸ alanlarında fetih aracı olarak hizmet etti. Asurlular, M.Ö. 1.000 yıllarında bir sürücünün kullandığı, iki savaşçıyı çeken çift at koÅŸulmuÅŸ arabaları sayesinde dünyaya egemen oldular. Asur’un ünlü kralları Surgon ve Assurbanipal birçok ÅŸehirleri, güçlü savaÅŸ makineleri halini alan arabalarıyla kuÅŸattılar. Bu arabaların, tekerlekleri üzerine oturtulmuÅŸ ağır koçbaÅŸlarıyla ÅŸehir kapılarına saldırdılar; savaşçılar kalkanlarının arkasına saklanarak kale duvarlarının üstüne yürüdüler. Daha çok savaÅŸ döneminde yararlanılan tekerlek, sonraki yıllarda neredeyse tüm taşıma araçlarında kullanılmıştır.

