Testere Balıkları ve Türlerinin Özellikleri

3713_testere1

Testere balıkları, diğer batoids balıkları ile kıyaslanınca genel görünüşleri bakımından çok değişik hayvanlardır. Uzun ve yassı somaklarına ilaveten, vatoz balıkları ile ilgili olarak yaygın olarak bilinen yassı ve geniş profillerinden gayet belirgin biçimde farklı uzun ve nispeten dar gövdeleri vardır.

Bazı yönlerden, sırtları boyunca iki belirgin sırt yüzgeci ile somakları yatay bir testere biçimli dişlere sahip “Pristiophoriformes” takımındaki testere köpek balıklarına benzerler. Onları vatozlar olarak köpek balıklarından ayıran solungaç yarıklarının başlarının iki tarafında olması yerine gövdelerinin alt kısmında olmasıdır. Aynı zamanda erginleşince, köpek balıklarından çok daha büyük olurlar.

Pristis cinsine ait olan testere balıkları, dünyanın tüm tropikal okyanuslarında bulunurlar. Ana karaya yakın, kıta çıkıntılarının sığ sularında yaşarlar. Denizlerden önemli ölçüde uzak mesafelerdeki tatlı su alanlarında sıklıkla dolaşırlar. Örneğin iri dişili testere balıkları, (P.perotteti), Brezilya’daki Amazon Nehri’nin denize açılan ağız kısmından nehrin 750 km yukarısında yakalanmıştır. Ayrıca, ağırlıkları 320 kg olan bu türün örnekleri, Nikaragua Gölü’nde de yakalanmışlardır. Sıradan testere balıkları, (P. Pristis) normal olarak Doğu Atlantik Okyanusu ile Akdeniz’de de bulunur. Zambezi Nehri ile Afrika’daki diğer tatlı sularda da görülmeleri bu balıkların yüksek uyum yeteneklerinin bir göstergesidir.

3713_testere3Anoxypristis cinsinin tek üyesi olan türün, çok daha kısıtlı bir dağılımı vardır. Avusturalya’daki Great Barrier Reef üzerinde Queenland’e kadar uzanan komşu Batı Pasifik Okyanusu’nun batı komşuları ile Hint Okyanusu’nun kuzey kısımlarına sıkışıp kalmıştır. Testere balıklarının bu türünün dişleri, gayet belirgindir – dişleri, genç balıklarda üçgen biçimindedir ve dişlerinin dizilimi Pristis türlerinden çok daha yakındır. Sahip oldukları dişlerin sayıları da çok değişken olup 23 çift ile 35 çift arasında değişir hatta bazen çok daha fazladır. Bilim insanları, bu balıklarının diş sayılarının çok farklı olmalarının cinsiyetlerinin ayırt edilmesi ile ilgili olduklarını düşünüyorlardı fakat durumun böyle olmadığı şimdi biliniyor. Buna rağmen, diğer batoids balıklarının durumunda olduğu gibi, erkekler ile dişiler birbirlerinden erkeklerin üzerlerindeki yumrularından ayırt edilirler.

Efsanevi Balıklar

Fosil kayıtlarındaki testere balıklarından elde edilen kanıtlar, bugünkü türlerde olduğu gibi, dişlerinin kıkırdak somaklarının içine derin bir şekilde iliştirilmiş olmalarından ziyade dişilerinin öncelikle, doğrudan doğruya derilerine iliştirilmiş olduğunu göstermektedir. Testere balıklarının bu hassas somaklarının kullanma şekilleri hakkında birçok mitler ortaya çıkmış ve yayılmıştır. Bu mitler arasında, Uppsala başpiskopusu Olaus Magnus tarafından 1500’li yıllarda ilk defa orijinal belde haline getirilmiş olan dehşet verici hikâyeleri içermektedir. Olaus Magnus, bu balıkların burunların ucundaki testere ile gemilerin gövdelerini keserek deldiklerini ve bunun sonucu batan gemilerin içinde talihsiz denizcilerin gövdelerini yiyerek beslendiklerini iddia etmiştir. Bundan 300 yıl sonra, bir İngiliz doğa bilimcisi ise, bir testere balığı sürüsünün bir balinayı testere şeklindeki ağızları ile nasıl doğradıklarını ve öldüklerini tasvir etmiştir.

3713_testere2

Yakın zamanlarda, bu balıkların nasıl beslendikleri ilk elden görülünceye kadar, gerçek bilinmiyordu. Aslında bu balıkların beslenmeleri, çok daha az dramatiktir. Birçok vatozlar arasında yaygın bir davranış olduğu gibi, testere balıkları da ağızlarının testere biçimli uzantılarını yiyecek bulmak amacıyla adeta bit tarak gibi taramak suretiyle deniz dibindeki kumları karıştırmak için kullanırlar ve bunun sonucu olarak bu testere şeklindeki dişleri aşınır.

Her nasılsa, çok daha aktif avlanma yöntemlerine sahiptirler. Küçük balık sürücülerinin içinde yüzerler ve o balıkların bazılarının iri yatay dişlerinin üstüne takılmaları için başlarını sağa sola şiddetle sallarlar. Şayet başarılı olurlarsa, denizin dibine geri çekilerek testere dişlerine takılan yaralı balıkları ovarak çıkartırlar ve sonra da onları yakalayıp gövdelerinin altındaki ağızlarına atarlar.

Uyumlu yırtıcılardır. Ölmüş balıklar verildiği zaman, balıkların ölü olduklarını hemen anlarlar ve bunu anlar anlamaz onları doğrudan yemeye başlarlar. Bugün bu kadar uzunluğa ulaşabilenleri nadir olmasına rağmen, bu balıklar 9 metre uzunluğa erişebilir.

ZD YouTube FLV Player

İri Dişli Testere Balıkları

3714_iridis3Yaygın adı: Çok iri dişli testere balıkları (güney testere balıkları, tatlı su testere balıkları)

Bilimsel Adı: Pristis microdon

Familya: Pristidae

Takım: Rajiformes

Boyutları: Genel boy uzunluğu toplam 14 metre olarak kayıt edilmiştir.

Fiziksel Özellikleri: Bir testere izlenimi yaratan iyi yerleştirilmiş dişleri ile yassı ve dar somaklı; sırt ve kuyruk yüzgeçleri açıkça görülür; köpek balıkları gibi yüzerler; yalnız dolaşır.

Yaşam Çizgisi: Dişiler, sıklıkla 20 taneden fazla yavru doğururlar.

Beslenme Tarzı: Başlıca balıklar; bazı omurgasızlar.

Yaşam Alanı: Denizlerin sığ kesimleri; nehirlerde, dere ve nehir ağızlarında ve haliçlerde karşılaşılır.

Yeryüzünde Dağılımı: Afrika’dan Tropikal Hint-Pasifik Bölgesi, Güneydoğu Asya, kuzeyde Filipinler ve güneye Avustralya’ya kadar uzanan bölgelerde.

Türün Durumu: Soyu tükenme tehlikesi altında (IUCN)

Bu özel testere balıkları, kendilerine özgü olmamalarına rağmen, tatlı su testere balığı isimlerinin açıklanmasına yardımcı olan nehirlerde sıklıkla bulunurlar.

Çok iri dişli testere balıkları, ilk sırt yüzgeçlerinin gövdelerinin kenarlarının üstünde çıkış (pelvik) yüzgeçlerin önünde konumlarıyla ve ayrıca, kuyruk yüzgeçlerinin alt lopunun daha büyük olmasıyla ayırt edilebilirler. Testerenin kendisi kök kısmında geniştir fakat ucuna doğru incelir. Dişileri çok büyüktür ve sayıları, her iki tarafta 14-22 çift arasında değişir.

Çok iri dişli Testere balıklarının Avustralya popülasyonu, ilk önceleri farklı bir tür olarak düşünülmüştü ve bilimsel adı, Pristiopsis olarak tanınmıştı. Şimdi bu betimleme, onlar aynı türledir anlamına gelen Pristis microdon için bir eşanlamlı sözcük olarak kabul edilmektedir.

1845 yılında, kaşif Ludwig Leichard, Carpentaria Körfezi’ne akan Lynd Nehri’nde bulunan ölü bir balık örneğini esas alarak bu testere balığının keşfetmiştir. Böylece, bu vatozların Avusturalya’nın tatlı sularında yaşadıklarını teyit etmiştir. Oldukça sığ ve sıklıkla çamurla sularda, denizden 100 km uzakta bulunan balıklar ile batıdan Queenslad’e kadar Avustralya’nın kuzey deniz sistemleri boyunca uzanan alanlardaki sularda yaşadıkları açıklığa kavuşmuştur.

En Uzun Testere Balığı3714_iridis1

Sel sularına kapılarak gittikleri ve yıllarca mahsur kaldıkları gölcüklerin bulunduğu bazı bölgelerde bu balıkların küçükleri bulunmuştur. Her nedense, normal koşullar altında genç yavrular, büyüdükçe denizlere dönmeye eğilimlidirler buna rağmen ara sıra bu balıkların iri örnekleri, tatlı su çevrelerinde bulunurlar. Çok iri dişli Testere balıkları, tipik olarak 6 metre uzunluğa ulaşıncaya kadar büyüdükleri halde, kayıtlara göre, aslında çok daha büyüğü tutulmuştu. Tayland’daki Chao Phya nehrinde, nehrin ağzından 59 km içeride tutulan bu tür bir balığın boyu 14 metreydi.

Testere balıkları, Tayland kültüründe özellikle önemlidir. Bu balıklar sıklıkla tapınaklarda adak olarak sunulur. Bu durum, bilim insanlarına boylarının uzunluğu 2.4 metreyi bulan testere balıkları kayıtları ile bu balıkların büyüklükleri ve biyolojilerine bir göz atmak ve değerli bilgilere ulaşma olanağı sunmaktadır.

Her nedense, bu utangaç vatozlarının sayıları, son yıllarda önemli ölçüde azalmıştır. Bu azalma kısmen ağlarla kolayca yakalandıkları için aşırı avlanma yüzündendir. Ayrıca, bu balıkların küçükleri de özellikle iğneli oltalarla yakalanmaktadır. Bu balıklar hem yenilmek üzere hem de testereleri için avlanıyor. Üstelik onların yüzgeçlerine verilen aşırı yüksek fiyatlar de, bu balıkları avcıların hedefi yapmaktadır. Yaşam ortamlarındaki olumsuz değişiklikler ile kirlilik, onların sayılarının düşmesinde önemli rol oynamaktadır.

Ne yazık ki, çok iri dişli testere balıkları, 15 yaşına gelinceye kadar üremeye başlamazlar. Onların nispeten düşük üreme oranları, üreme çağındakilerin aşırı avlanma sonucu çok azalmış olması ile üremeye çok geç başlamalarının birleşimi sonucu, azalan sayılarının tekrar eski haline gelmesi çok zaman alır.

Yaşam alanlarının bazı bölgelerinde, üreme süreleri mevsimseldir ve Kuzey Queensland’in York Burnu Yarımadasında, yağış mevsiminin kasım ve aralık ayları arasındaki döneme denk gelmesi gerekmektedir. Çok iri dişli testere balıkları, ovivipar türlerdir. Bunun anlamı, yumurtalar, sadece dişinin gövdesinde tutulur ve yavrular büyürken anne balıklar ile yavrular arasında hiçbir bağlantı ve iletişim yoktur. Embriyonlar, yumurtanın bir kısmını oluşturan yumurta sarısı ile beslenir. Yaklaşık beş ay sonunda bir düzine veya daha fazla yavru dünyaya gelir.

Yavrulama3714_iridis2

Yavru testere balıkları, doğum anında yaklaşık 75 cm uzunlukta olup bu aşamada dişinin üreme bölgesine zarar vermemeleri için testere kılıçları zarlarının içine gömülü olarak annelerinin karnından çıkarlar. Bu yavru testere balıkları, testerelerini yiyecek elde etmek amacıyla kullanmaya başladıkları zaman testerelerini örten kılıf sıyrılır. Diğer birçok vatozlardaki gibi testere balıklarının renkleri de içinde bulundukları ortama göre değişir. Bunun sonucu olarak, renkleri kumlu renk desenleri ile sarımsı kahverengiden griye ve alt kısımları ise daha açık renkli ve krem tonlarına kadar değişiklik gösterir.

Çok iri dişli testere balıkları çok yavaş büyüyen ve ömürleri 40 yıldan fazla hayvanlardır. Araştırmaların gösterdiğine göre, doğal büyüme oranları yıllık 20 cm olup 10 yaşına gelince yıllık büyümeleri bunun yarısına iner. Küçükleri, akvaryum çevresinde daha hızlı büyür.

Böylece, bazı alanlarda sayıları çok azalan bu balıkların sayılarını arttırmak amacıyla yapılacak planlara göre koruma altında üretilerek bu eksikliklerin tamamlanması mümkün olabilir.

ZD YouTube FLV Player

Kaynakça:
BBC John DAWES

Yazar: Tuncay Bayraktar