Tıbbi Aromatik Bitkilerden Hindiba

Bu makalemde sağlık açısından önemli etkilere sahip olmasına rağmen ne yazık ki, pek çok kişi tarafından tanınmayan, hatta bazılarının zararlı bir ot olduğunu düşündüğü “hindiba” adlı bitkiden bahsedeceğim.

karahindi

Hindiba, tıbbi aromatik özelliğe sahip olmakla birlikte, ülkemizde kültürel olarak yetiştiriciliği pek yapılmayan, kullanılmayan tarlalarda, yol kenarlarında, bayırlarda kendiliğinden yabani olarak yetişen, papatyagiller familyasından, gövdesiz bir bitkidir. Farklı yörelerde, radika, frenk salatası, bostan hindibası, güneyik, göyhek, aslan dişi gibi birçok farklı isimle bilinmektedir.

Mısır ve Endonezya kökenli olduğu düşünülen bu bitkinin, 16. yüzyıldan bu yana Avrupa’da tarımı yapıldığı tahmin edilmektedir. Avrupa’’da 1546 yılından itibaren şifalı bitkiler kitaplarında yer alması, bu tarihten önce hindibanın Avrupa’’da bilinmediğinin göstergesidir. Birçok ülkede baharat olarak da kullanılmaktadır.

Bitki, Nisan ve Mayıs aylarında çiçeklenmektedir. Çiçek saplarının yüksekliği 10-50 cm arasında değişir. Çiçek sapları içerisinde sarımsı beyaz renkte bir sıvı bulunmaktadır. Bunlar, çiçeklenme döneminde, üzerinde çiçek bulunduğunda hasat edilmelidir. Altı tüylü, kenarları odun testeresinin ağzı şeklinde dişli, rozetler oluşturan parçalı yaprakları bulunuyor. Çiçekleri genel olarak açık mavi olmakla birlikte beyaz renkli olanları da vardır. Çiçek sapları ve rozet yaprakları hem çiğ olarak hem de pişirilerek sebze şeklinde tüketilebilir. Bunlar acımsı, gevrek ve suludur ve kıvırcık salatanın tadını andırırlar. Yapraklarından salata olarak yararlanıldığı gibi sıcak yemek de yapılmaktadır. Toprakta 20 cm. derinliğe kadar inen acı sütlü bir kazık kökü bulunmaktadır. Kavrulmuş köklerinin toz haline getirilmesiyle elde edilen ürün Avrupa’’da kahve yerine kullanılmaktadır. Hindiba, döktüğü tohumlarıyla çoğalır. Gıda maddesi olarak tüketilmesinin yanında, parlak görünümlü çiçekleri sayesinde park ve bahçelerde süs bitkisi olarak da kullanılmaktadır. Kurutularak kullanılacak hindibaların kurutma esnasında yapısındaki eterik yağları kaybettiğinden, bitki çok uzun süre güneş ışığına maruz bırakılmamasında fayda vardır.

Bileşimi:

hindiba otu

Başta C vitamini olma üzere bol miktarda vitamin içermektedir. Bunun haricinde, acı maddeler, triterpen, sterol, carotin, flavon, tanen, laktoz (süt şekeri), mineraller (bolca kalsiyum ve fosfor), uçucu yağlar, inulin (lifler sınıfına ait polisakkarit), albümin (kan proteini), glikozitler içerir.

Faydaları:

* Safra kesesi ve karaciğer hastalıklarında faydalıdır. Safra kesesinde oluşmuş olan taşları eritemez ancak yeni taşlarının oluşumunu ve var olan taşların büyümesini engelleyerek ağrıyı azaltır. Safra azlığını önlemede etkilidir.
* Günde 5-6 çiçek sapının çiğneyerek tüketilmesi kronik karaciğer iltihaplarına iyi geldiği belirtilmektedir. Böbreklerin ve karaciğerin çalışma kapasitesini iyi düzeyde yükseltir. İdrarı söktürmesinin yanında müshil etkisi de bulunmaktadır.
* Şeker hastalığına karşı iyi geldiği söylenmektedir. Bu konuda, günde 10 adet çiçek sapının çiğneyerek tüketilmesi önerilmektedir.
* Deri kaşıntılarını, egzamaları ve temriyeleri iyileştirici etkisi bulunmaktadır.
* Ciltte bulunan akne ve sivilcelere hindiba öz suyunun sürülmesi faydalı olmaktadır.
* Mide sıvılarını düzenler ve mide de birikmiş maddeleri temizler. Hazmı kolaylaştırıcı, gaz söktürücü etkisiyle, mide ve bağırsaklarda şişkinlik ve sindirim bozukluklarını önlemede oldukça başarılıdır.
* Vücutta sindirilemeyen bazı özel şeker molekülleri içeriyor. Bunlar bağırsaklardaki faydalı bakterileri besleyerek bedenin savunma sistemini güçlendiriyor.
* Nefes darlığı ve göğüs hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.
* Sinir sistemini uyarıcı ve uyku açıcı özelliği olduğunu görülmüştür.
* Baharat özelliği sayesinde iştah açıcıdır.
* Metabolizma hastalıklarına karşı çok önemli maddeler içerir.
* İçerdiği maddelerin birlikte oluşturduğu etki sayesinde bedeni güçlendiren kuvvetli bir toniktir. Bu sayede halsizliği önleyici ve vücut direncini artırıcı özelliklere sahiptir.
* Hücreler arası boşlukları dolduran, hücreleri birbirine bağlayan bağ dokuyu olumlu yönde etkileyerek yeterli oranda kanın tüm hücrelere ulaşmasına yardımcı olur.
* İçeriğinde bulunan albümin sayesinde kan hücrelerini olumlu yönde etkiler, kanı temizler. Kan temizleyici etkisi sayesinde Romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelmektedir. Romatizma ve gut hastalarının, ilkbahar ve sonbaharda 2-4 haftalık bir hindiba kürü uygulamaları önerilmektedir.
* Romatizmanın neden olduğu kemik ağrılarına da iyi geldiği, kemiklerin hareket kabiliyetini artırdığı, içerdiği yüksek miktarda kalsiyum sayesinde kemik sağlığına iyi geldiği söylenmektedir.

Hindibanın çiçekli sapları (çiçeklenme döneminde çiçekler üzerindeyken koparılarak) ve / veya yaprakları taze olarak kullanılabildiği gibi pişirilerek de kullanılmaktadır. Ayrıca bunlar kurutularak, hindiba çayı olarak da kullanılmaktadır. Günde 2-3 bardak çay, tatlandırılmadan, yemeklerden önce içilmesi faydalı olduğu belirtilmektedir. Diğer taraftan, hindiba çiçeklerinden, ilkbaharda, pekmez yapıldığı da söylenmektedir. Ayrıca bu pekmezin lezzetli olduğu belirtilmektedir.

Her şeyin fazlasının zararlı olması gibi, hindibanın da fazla miktarda tüketilmesi dalakta rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bazı bünyelerde alerjik etkiler de gösterebildiğinden doktorlara danışarak kullanılmasında fayda vardır. İdrar söktürücü ilaçlarla birlikte kullanılmaması önerilmektedir. İshal rahatsızlığı olan kişilerin kullanmamaları tavsiye edilmektedir. Şeker hastalarının kullandığı diyabet ilaçlarının etkisini azalttığı da söylenmektedir.

Kaynakça:
www.sifamarket.com
www.sifalibitkiler.biz

Yazar: Çiğdem Aydın