Tüm Yönleriyle Nesir

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

Nazımın yani şiirin dışında kalan tüm yazılara nesir denir. Bir başka deyişle nesir, düz yazı demektir. Dil bilgisine, söz dizimi kurallarına bağlı bir anlatımı bulunan nesir, teşekkül ettiği devir ve özelliklere göre üç gruba ayrılır: Divan Edebiyatındaki nesir, Halk Edebiyatındaki nesir ve Batı etkisiyle edebiyatımıza giren nesir türleri.

Şimdi bu üç grubu inceleyelim;

1.DİVAN EDEBİYATINDA NESİR:
Divan Edebiyatında nesir, nazıma göre daha ağdalı ve süslü bir yapıdadır. Yani Türkçe kelimeler az, Arapça ve Farsça kelimeler çok sık yer tutar. Divan Edebiyatında nesre inşa, nesir yazanlara da münşi denirdi.

Divan Edebiyatı’nın tarih ve bilim kitaplarında kullanılan dil, “orta” bir dildir. (yani sadenin biraz daha süslüsü, çok süslü olmayan bir dil) Çünkü bu eserlerde anlatılmak istenen bilgilerin, okuyucular tarafından kolay anlaşılmasını isteyen bir tutum vardır. Bu yüzden böyle eserlerde yarı Türkçe Yarı Farsça bir dil kullanılmıştır.

14. yüzyıl içinde doğu masallarından yapılan çevirilerde kullanılan dil, daha çok Türkçe’dir. (Kelile ve Dimne gibi) Fakat Büyük Selçuklu İmparatorluğu devrinde Farsça’ya özenti duyulmuş ve resmi dil olarak Farsça kabul edilmiştir. Ancak merkezi Konya olan Anadolu Selçuklu İmparatorluğu hükümdarlarından Gıyaseddin tarafından bir ferman çıkartılarak, devletin resmi dilinin Türkçe olduğu ilan edilmiştir. Böylece resmi kayıtlar Türkçe olarak tutulmakla beraber, edipler nesir alanındaki eserlerini bildikleri gibi yürütmeye devam ettiler. Hatta 17. yüzyıldan sonra edebi inşalarını tamamıyla Farsça yazmaya başladılar. Divan sanatçıları, Türkçe eser yazmayı basitlik sayıyorlardı. Nazımda yapamadıkları koyu dilciliğin acısını nesirde çıkarıyorlardı. Çünkü nazımın mısra yapısı ve kafiye zorluğu onları kendi öz dilleri olan Türkçeye mahkum ediyordu. Fakat nesirde böyle bir sıkıntı ve sınırlama yoktu. Yazar kalemini istediği gibi oynatıyor, Farsçadan istediği kelimeleri alıyor, istediği kadar Farsça tamlamalar yapıyordu. Hatta iki-üç kelimeyle oluşturulabilecek bir tamlamayı çok sayıda kelimeler ekleyerek uzatabiliyordu.

2. HALK EDEBİYATINDA NESİR:
Halk edebiyatında nesirin dili sadedir. Çünkü Halk edebiyatı geniş halk kitlelerine hitap etmelidir. Halk edebiyatında nesir, nazımla ortak yürümüştür. Bütün halk hikaye ve masalarının konuları nesirle anlatılmış fakat lirik ve heyecanlı bir anlatım için nazıma baş vurulmuştur. Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin gibi masal ve hikayeler hep nesir ve nazımın ortak bir ürünüdür.

Halk edebiyatının en güzel nesir örneğini, 13. yüzyılın sonlarında Dede Korkut hikayeleri vermiştir. Azeri Türkçesiyle yazılmış olan bu eser de sırası geldikçe nazıma başvurmaktan kendini alamamıştır.

Halk edebiyatının meddahlık alanındaki sözlü hikayeciliği de gözden uzak tutulmamalıdır. Bir kişilik sözlü tiyatroculuk olan meddahlık saraylara kadar girebilmiştir. Meddahlık, hikayeyi anlatan meddahın, hikayede rol sahibi olan kişilerin hareketlerini, konuşmalarını vs taklit ederek herhangi bir hikayeyi anlatmasını kapsar.

Bu noktada belirtmek gerekir ki, ne Divan Edebiyatı, ne de Halk Edebiyatında Batı etkisinde bir nesir türüne rastlanmaz. Batı edebiyatındaki nesir türlerine Tanzimat Edebiyatıyla birlikte rastlanır.

3. BATI EDEBİYATI ETKİSİNDEKİ NESİR TÜRLERİ:
Tanzimat Edebiyatıyla Batı’da, özellikle Fransız Edebiyatından bir çok tür edebiyatımıza girmiştir. Bu bağlamda şiir türünden sone ve terza-rima olmak üzere sadece iki önemli tür girerken, nesir alanında hikaye, roman, tiyatro gibi büyük çaplı türlerin yanı sıra, gazete ve dergiye bağlı olan makale, röportaj, sohbet, fıkra gibi pek çok tür edebiyatımıza girmiştir.

Tanzimat devrinin tiyatro dili bir kenara bırakılırsa, hikaye ve roman gibi büyük çaplı türlerde ve makale, eleştiri, anı… gibi türlerde dil nazımdan daha ağırdır. Yine de Divan Edebiyatındaki kadar ağır sayılmaz fakat Tanzimat sanatçıları da sanatlı nesir yazmak tasasıyla bir hayli ağdalı dil kullanmışlardır.

Servet-, Fünun Edebiyatı akımında, Tanzimat sanatçılarının aksine bir yol tutan sanatçılar, gerek nazımda, gerekse nesirde Divan Edebiyatı yazarlarına bile taş çıkartacak derecede ağır dille eserler vermişlerdir.

Yazar:Gazanfer Tufan