Türk-İslam Müzik Sanatları

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

İbn sina derki: ‘’ birbiriyle uyumlu olup olmadığı yönünden sesleri ve bu sesler arasındaki zaman sürelerini araştıran matematiksel bir ilim ‘’ dir müzik. Mevlana’ ya göre Allah âşıklarının ruhu müzik ile beslenir. Shakespcare’ ye göre ise müzik yeri ve göğü kimsenin dayanamayacağı şekilde sarsar. İnsanların duygularını anlatmaları için olmazsa olmazdır söz ve ses.

İslam dünyasında müzik alanındaki ilk edebi çalışmayı Yunus el-Katip yapmıştır. İslam âleminde müzik alanında ki çalışmaların en önemlilerinden biri Yahya el-Mekki’nin 12.000 besteyi içerisinde barındırdığı söylenen Kitabül Egani’ dir. İlk İslam Filozofu unvanını da elinde bulunduran Kindi, müzik teorisi alanındaki ilk çalışmayı ortaya koyan filozoftur. Kindi Arap müzik ekolünün kurucusu kabul edilebilir. Müzik hakkında yazılan en sistemli eser Farabi’ nin El-Musika’l Kebir isimli eseridir.

İslam da güzel sese önem verilir. Bununla ilgili Peygamber Efendimiz’ den bazı rivayetler vardır. Ezanın sözleri belli olunca Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur: ‘’ Bu sözleri Bilal’e öğretin, bundan sonra ezanları Bilal okusun.Zira Bilal’in sesi güzeldir’’. Ayrıca Ebu Musa El-Eşari’ nin okuduğu Kuran’ ı dinleyen Peygamber Efendimiz: ‘’ Ey Ebu Musa, sana Davud’ a verilen mızmarlardan biri verilmiş buyurmuştur.

İslam öncesi Türk boyları kopuz ve dombra adını verdikleri enstrümanları çalarak şiirler okurdu. Türkler enstrümanları ile yaptıkları çalışmalarına ‘’kök’’, ses ile icra ettikleri çalışmalarına ise ‘’dule’’ derlerdi.

Türkler İslam dinine girdikten sonra müzik Camilerde ve Tekkelerde de icra edilmeye başlanmıştır. Camilerde müezzinler Ezan-Tesbih-Temcid-Tekbir şeklinde musiki icra etmişlerdir. Tekke musikisine örnek olarak Mevlevi ayini, şuğul ve nefesi gösterebiliriz. Tekkelerde farklı farklı zikirler icra edilmiştir. Diz çöküp oturarak yapılan zikre kuud zikri denir. Ayakta eğilip kalkılarak yapılan zikre kıyam zikri, ayakta kol kola sağdan sola yapılan zikre ise devran zikri denir. Ayinlerde dervişler zikreder, zakirler ise ilahi okur. Dini musiki eserleri zakirbaşı idare eder. Zikirlerde genellikle vurmalı sazlar ön plandadır. Mevlevi ayinlerinde ney Bektaşi ayinlerinde ise saz dikkat çeker.

Mevlevi ayinleride sağ el yukarı, sol el ise aşağı dönüktür, bu haktan aldığını halka dağıtmak anlamına gelir. Başlardaki sikke mezar taşıdır, tennure kefendir, hırka ise kabirdir. Semahane kâinatı temsil eder. Ney İnsan-ı Kamil’i temsil eder.

Şuğul, Türkler tarafından Türk makamlarına göre Arapça sözlerle bestelenir. Nefes, Bektaşi tarikatına bağlı şairler tarafından bestelenir, sazla icra edilen ayinlerde okunur. İlahiler Türk-İslam Müziği içerisinde çok önemli bir yere sahiptir. İlahi Allah ve ya Peygamber sevgisiyle bestelenir. Kasideler Allah, Peygamber, din büyükleri ve İslam dini ile ilgili şiirlerin enstrümansız, usulünce okunmasıdır. Mersiyeler ölen önemli bir insan için yazılır. Ölenin iyi yönleri ona duyulan saygıyı ön plana çıkarılır. Mevlidler Peygamber Efendimizin doğum yıldönümü için yazılan eserlerdir. Miraciyye Peygamber Efendimizin Miraca çıkışını anlatır. Tevşih sadece Hz. Peygamber Efendimizi konu alır.

Konumuzun dışında ama müziğin hükmü Müslümanlar arasında birçok kere görüş ayrılığına sebep olmuştur, o yüzden bilgi vermek istiyorum. Peygamber Efendimizden, yolculuklarda şiir ve şarkı söylettiği, nakledilir. Enceşe adlı sahabe söylediği şarkıyla develeri coşturunca Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: ‘’ En Enceşe, yavaş ol, fincanları kıracaksın’’(Buhari). Burada fincanlardan kasıt devenin üstündeki bayanlardır. Peygamber Efendimiz Medine’ ye girerken bekleyenler şarkı söylemiştir, öyle ki bu şarkı şimdilerde bile ilahi olarak okunmaktadır. Peygamber Efendimiz’ in Bayramlarda def çalınmasına izin verdiğine dair, Sahihayn(Buhari ve Muslim)’ da geçen rivayetler vardır. Peygamber Efendimiz Düğünlerin def çalınarak duyurulmasını istemiştir: ‘’ Nikâhı etrafa duyurun, onu mescidlerde yapın ve tefler çalın ‘’. İslam âlimlerinin bu konuda birbirinden farklı görüşleri vardır. Bu görüşlerin farklılaşmasının sebebi müziğin icra edildiği ortam, müziğin içeriği ve amacıdır. Bu yüzden kesin olarak Müzik ile ilgili bir hüküm konulabilmiş değildir. Müzikle ilgili hükümle ayrıntıların bilinmesi ile alakalıdır. Âlimlerin teker teker görüşlerini vermeye kalkarsam konu amacının dışına çıkar. Genel yargıya göre müzik içeriği itibariyle günaha sevk ediyorsa, moralini bozuyorsa, boşa vaktini alıyorsa, sözleri uygunsuzsa vs. kimine göre haram kimine göre mekruh, doğruya, güzele, iyiliğe çağırıyorsa, insana huzur veriyorsa mubahtır diyebiliriz. Allahu Âlem.

Yazar: Rad