Türki-i Basit (Basit- Sade Türkçe) Ekolü

8444_2Ulusların medeniyet dünyasında var olmasının bel kemiğini teşkil eden hayati bir varlıktır dil. Diller de tıpkı milletler gibi tarih içinde farklı evrelerden geçerek varlıklarını sürdürürler. Bu bağlamda milletlerin karşı karşıya kaldıkları sosyal siyasi ve dinsel değişimler doğrudan dile ve dilin gelişimine yansır. İşte Türk Dili’nin de İslam etkisindeki medeni dairenin içine girmesi Türk dilini de doğal olarak bir gerilemeye maruz bırakmıştır. Her anlamda geri kalan Türk Dili , Arapça’nın ve Farsça’nın gölgesinde kalmış, edebiyatta da geri planda itilen Türk dilinin bu durumu karşısında bazı şairler buna dur demek ve Türk diliyle de başarılı divan edebiyatı ürünlerinin verilebildiğini göstererek bunu yaygınlaştırmak istemişlerdir.

Türki-i Basit , 16. Yüzyılda Tatavlalı Mahremî ile Edirneli Nazmî’nin başlattığı ve ilk başarılı örneklerini vererek tamamen Türkçe kelimelerden oluşan ve ağır divan terkiplerinin olmadığı şiirler yazmaya dayanan bir şiir anlayışıdır.16.Yüzyıl divan edebiyatının zirveye ulaştığı ve divan şairlerinin Arapça ve Farsça yazmanın, bilmenin maharet sayıldığı Türkçeye ve yerel ifadelere karşı küçümseyici olarak baktığı bir havaya sahiptir. İşte bu ortam içerisinde Tatavlalı Mahremî ile Edirneli Nazmî’nin öncülük ettiği , Aydınlı Visali’nin de bu doğrultuda eserler verdiği bir anlayış oluşturulmaya çalıştığı Türki-i Basit anlayışı bir dil milliyetçiliğinin parlaması olarak değerlendirilmektedir.

Sonradan yapılan araştırmalarla Türki-i Basit ekolünün tek başına bir anlayış değil ”Mahallileşme” hareketinin hazırlık aşaması olarak ele alınması gereken bir çıkış olduğu ifade edilmiştir edebiyat araştırmacıları tarafından.

8444_image13515. ve 16. Yüzyıllarda etkisini gösteren bu anlayışta, divan kuralları içinde kalarak Türkçe kelime ve tamlamaların ekseriyette olduğu bir şiir dili oluşturulmak istenmiştir. Bu çerçevede konu olarak divan şiirinin konularından sapmayan, ölçü olarak da aruz kullanan ama gerek kelime kadrosu, gerekse isim ve fiillerin Türkçe olarak tercih edilmesi Türkçeye yönelişle birlikte, halka yönelişi de teşvik etmiştir. Yine dönemin edebiyat çevreleri tarafından Türkçenin kaba ve zevksiz bir dil olduğu algısı kırılmak istenmiş, Türkçe’yi küçümseyen çevrelere Türkçe’yle başarılı eserlerin verilebileceği gösterilmek istenmiş.

Türki-i Basit ekolünü, edebiyat ve dil çevrelerinde ilk defa Ord. Prof. Dr Fuad Köprülü ortaya çıkarmıştır. Fuad Köprülü her ne kadar Edirneli Nazmi’nin “Divan-ı Türki-i Basit” adlı eseriyle bu hareketi başlattığını iddia etse de sonradan yapılan araştırmalarla Edirneli Nazmi’nin böyle bir eseri olmadığı sadece divanı içerisinde Türki-i Basit adlı şiirinin olduğu, Fuad Köprülü’nün de Edirneli Nazmi’nin bu minvaldeki şiirlerini bir araya toplayarak bu şekilde adlandırdığı ortaya çıkmıştır.

Türki-i Basit hareketi kısa sürede tarih sahnesinde etkisiz bir saman alevi gibi parlayıp kaybolmuştur. Bunun görünen nedeni bu anlayışı başlatan sanatçıların edebiyat alanında yetersiz ve başarısız olmaları olarak belirtilse de dönemin sosyal ve kültürel etkilerinin de yeri belirleyici olmuştur.

Kaynakça:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Yerlile%C5%9Fme_e%C4%9Filimi_(edebiyat)
http://www.diyadinnet.com/YararliBilgiler-469&Bilgi=edebiyat-ak%C4%B1mlar%C4%B1-ve-edebiyat-ak%C4%B1mlar%C4%B1-nelerdir
Reşit Rahmeti ARAT, Türk Dilinin İnkişâfı, Makaleler, C. I, TKAE Yay., Ankara 1987.

Yazar: Erdal Uğur