Van Gölü ve Özellikleri

Van Gölü, Van ili sınırları içerisinde yer alan Nemrut volkanik dağının patlaması sonucunda bölgedeki tektonik çöküntü alanının önünün kapanması ile oluşan volkanik set gölüdür.

Van Gölü, suyunun sodalı olan yapısı nedeni ile dünyanın en büyük sodalı gölüdür. Van gölünün yüz ölçümü 3,713 km2’dir. Van gölünün birçok koyu bulunmaktadır. Van Gölü’nün dört tarafı yüksek dağlar ile çevrilidir. İçerisinde Adır, Akdamar, Kuş Adaları ve Çarpanak olmak üzere dört ada vardır. Van Gölü hem tuzlu hem de sodalıdır. Tuz ve soda oranı o kadar fazla ki sabunsuz köpük verir, temizlik maddeleri kullanılmadan içerisinde her şey temizlenebilir ve yıkanabilir.

Van Gölü dünyanın en büyük sodalı gölü olması ile beraber Türkiye’’nin en büyük gölüdür. Gölün hem tuzlu hem sodalı olmasından dolayı biyolojik çeşitliliği sınırlamaktadır. Günümüzde gölde bilinmekte olan 36 tür zooplankton, 103 tür fitoplankton ve 1 tür inci kefali yaşamaktadır.

6322_van_1103

Van Gölünün Şifası

Gölün içerdiği magnezyum, sodyum klorür gibi maddeler cilt hastalıklarına iyi geliyor ve sodalı suyun ciltteki yaşlanmaya karşı aynı zamanda olumlu etkileri var. vücutta bulunan çeşitli yara, mantar ve egzama türündeki hastalıklara iyi geliyor ve geçiriyor. Sinüzite kesin çözüm oluyor ve çamaşırları da soda etkisi ile beyazlatıyor.

Bölgede Yaşayanlara En Büyük Yararı

Van Gölü balıkçılık açısından da önem taşımaktadır. İnci kefali bölgedeki pazarlarda satılmak üzere önemli miktarda yakalanmaktadır. Gölün kıyısında yer alan meralar, bataklıklar ve adlar yoğun biçimde hayvanların otlatılmasında kullanılmaktadır.

Gölün kıyısında yer alan, tarıma elverişli alanlarda genelde kuru hububat tarımı yapılmakta ve sulu tarımın yapıldığı alanlardaysa ekimi yapılan başlıca ürün ise şeker pancarıdır.

Van sazlığında kuluçkaya yatmakta olan yaz ördeği gölün batısındaki yarımadada üreyen toy, adalarda kuluçkaya yatan Van Gölü Martısıyla Van Gölüne özgü bir balık türü olan inci kefali uluslararası öneme sahip sulak alanların içinde yer almasını sağlamaktadır.

Van Gölü Koruma Statüsü

Van Gölünde bulunan adalar 1990′ da Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmiştir.

Sulak Alanları Tehdit Eden Faktörler

Göl çevresinde bulunan başlıca yerleşim birimleri olan Van Merkez, Tatvan ve Erciş ilçelerinin kanalizasyon sistemleri olmasına rağmen atık su arıtma tesisleri yetersiz kalarak çalıştırılamamakta ve göle gelen kirliliğin kaynağını oluşturmaktadır.

Van Gölüne gelen sanayi kaynaklı kirliliğin büyük bir bölümü ise et entegre tesisleriyle şeker ve un fabrikalarından kaynaklanmaktadır.

6322_van_gl

Van Gölü’ne taşınan tarımsal kirliliğin en büyük kaynaklarını Erciş, Muradiye ve Van Ovaları oluşturmaktadır. Ilıca çayı Erciş ovasından, Bendimahi çayı ise Muradiye ovasından tarımsal kirlilik getirmekte. Kırsal alanlar fosfor ve azot parametreleri için evsel kirlilikten sonra en büyük kirlilik kaynağını oluşturmaktadır.

Van Gölü çevresindeki tarım arazilerinin yaklaşık olarak %90’’ında erozyon sorunu bulunmaktadır. Erozyonun belli başlı nedeni ise yanlış arazi idaresi ile meyli yüksek arazilerin tarım alanı olarak kullanılması oluşturmaktadır. Tabi aynı zamanda yörenin başlıca gelir kaynağını hayvancılık oluşturmaktadır. Bu bölgeler her mevsim otlatmaya açık olan meralarda aşırı otlatma sonucunda doğal örtü tahribata uğramakla birlikte erozyon şiddetlenmektedir.

Van Gölünde Su Rejimine Yapılan Müdahaleler

Bölgede bulunan tarım alanlarının sulanmasında gölü besleyen derelerin suları kullanılmakta. Van Gölü çevresi sahip olduğu arkeolojik ve doğal değerler yönünden Doğu Anadolu Bölgesinin turizm yönünden potansiyeli yüksek olan yerlerdir. Fakat planlı bir turizm gelişme programı uygulanmamaktadır.

Tüm bu problemlerin ortadan kalkabilmesi için gölün çevresindeki yerleşimlerin kanalizasyon sistemleri tamamlanarak arıtma tesislerini kısa zamanda kurulmalıdır. Van Merkez olmak üzere gölün çevresinde yerleşik olan ilçelerin düzenli katı atık depone alanları kurulmalıdır. Havza içindeki erozyona maruz kalan tarım arazilerinde problemin cinsine göre toprak muhafaza önlemleri uygulanmalıdır.

Yazar: Ensar Türkoğlu