Vücudun Strese Verdiği Tepkiler

3463_erikniknik

Stresle etkili bir şekilde baş edilemediğinde ya da üstesinden gelinemediğinde ve kişinin hayatında stres kaynakları yavaş yavaş çoğalmaya başladığında vücudun adaptasyon kapasitesi zorlanır. İnsan bedeni uzun süre stresle karşı karşıya kaldığı takdirde vücudun strese karşı koyma gücü gün geçtikçe tükenmeye başlar.

Kanadalı fizyolog Hans Selye; vücudun, psikolojik ve fiziksel stresin tümüne birden genel uyum sendromu olarak bilinen üç evreden geçerek tepkide bulunduğunu söyler. Yani psikolojik ve fiziksel stresin tümüne genel uyum gösterilirken vücut üç tane önemli basamaktan geçer.

-ALARM TEPKİSİ: Alarm tepkisi ilk stres kaynağı hayata geçtiğinde yani vücut ilk stresle karşılaştığında verilen tepkidir. Alarm tepkisinin yaşandığı dönem, stresi oluşturan durumu azaltmak amacıyla eldeki bütün kozların kullanıldığı ya da kullanılmaya çalışıldığı bir dönemdir. Bu dönem fizyolojik olarak kasların gerginleştiği, duygu patlamalarının yaşandığı, duyguların kabardığı vb. tepkilerin vücutta baş gösterdiği evredir. Kişi stresle ilk karşılaştığında vücudunda hemen alarm verilecektir yani kişi fizyolojik olarak bazı sıkıntılar yaşayacaktır. Korktuğundan ve heyecanlandığından dolayı kalp atışları yükselecek, kalbin hızlı çalışması diğer organları tetikleyecek, kan basıncı yükselecek, vücudundaki bazı hormonların salgılanması artacak, heyecandan elleri titreyecek, kan suratına hücum edeceğinden suratı kızaracak vb. fizyolojik rahatsızlıklar kendini baş gösterecektir. İşte kişinin yaşadığı bu dönem vücudun alarm tepkisi geliştirdiği dönem olmaktadır.

Bu verilen ilk tepki stresin devam etmemesi için verilir. Alarm tepkisi anlık bir tepkidir, hızlı gerçekleşen bir tepkidir ve stres devam ederse çok daha ciddi tepkilerin verilebileceğinin belli edildiği durumdur. Bunların hiçbirisi stresi azaltmazsa vücut ikinci evreye geçer.

3463_imagesyjuk

-DİRENÇ TEPKİSİ( SAVUNMA GELİŞTİRME ): Eğer vücut alarm evresinde gösterdiği tepkilerle kendisini stresten kurtaramadıysa savunma geliştirecektir. Vücut bu aşamada strese karşı aşırı derecede direnç geliştirir. Bu tepkide elde kalan bütün diğer kozlar kullanılır. Stresin çok uzun sürmesi vücudun bütün enerji kaynaklarını tüketir. Savunma durumunda beynin ön tarafına gitmesi gerekli olan kan beynin arka tarafına gönderilir. Bu durumda bilinçten sorumlu olan ön taraf kanlanamadığı için kişi mantıklı düşünüp, doğru kararlar alamaz. Beynin arka kısmı yani beyin sapı bilinçsiz hareket merkezidir. Stresin bu döneminde beynin arka tarafı devreye girdiği için kişi bilinçsizce hareket etmeye başlayabilir. Vücut direnç safhasına girdiğinde adrenalin hormonu artar, kan sindirim sisteminden çekilir ve çok yoğun bir şekilde asit üretmeye başlar.

Strese ve kaygıya giren insanların ilk önce mide ve bağırsakları yani sindirim sistemi etkilenmektedir. Genelde bu dönemde hazımsızlık, ülser, gastrit vb. rahatsızlıklar yaşanmaya başlar. Bu dönem de, bağışıklık sisteminden enerji çekileceği için kişinin bağışıklık sistemi zayıflar. Bundan dolayı direnç evresinde kişi çok çabuk hastalanabilir. Vücut, strese karşı direnç geliştirmesine rağmen stresi ortadan kaldıramadığında ve enerji kaynakları tükendiğinde uyum sürecinin üçüncü evresine geçecektir.

3463_erikeft

-TÜKENME SAFHASI: Vücudun bütün enerji kaynaklarının tükenmesi sonucunda girilen safhaya tükenme safhası denilmektedir. Vücudun savunma mekanizması yavaş yavaş düşer ve vücut savunmasız kalır. Depresyon ve boş vermişlik yine bu safhada ortaya çıkar. Uyuşturucuya ve alkole tükenme safhasında başlanır eğer kişi bunları zaten kullanıyorsa bu safhada bu maddelerin tüketimleri artar. Stresin uzun süre devam etmesi sonucunda kişi kendisini tükenmiş bitmiş hisseder.

Stres, aslında gelişmek için bir fırsat olarak görülmelidir. Ancak devamlı strese maruz kalmak da vücuda zarar verir. Vücudun devamlı stres altında bırakılması bazı biyolojik ve psikolojik sorunların yaşanmasına neden olur.
Aslında kişiler kendilerini stresten koruyabilme gücüne sahiptir. Hastalıklar düşünsel nedenlerden kaynaklanır şeklinde bir söz vardır. Buna düşüncenin gücü denilmektedir. Eğer düşünce gücüyle bir hastalık oluşturulabiliyorsa düşünce gücüyle tedavide mümkün olabilmektedir. Çünkü gerçekten düşüncelerin tedavi edici etkileri de vardır. Olumlu düşünüldüğünde beden şifayı yaratacak kapasitededir. Kişi bu şifayı kendi içinden, kendi kaynaklarından üretebilecek güçtedir.

Kaynakça:
Stres ve Stresle Başa Çıkma Kursu, Genel Psikoloji kursu

Yazar: Derya Talas