Windows 7 (Vista Görünümlü XP): Win7’ye Yakından Bakış

Windows 7 ismiyle geçtiğimiz günlerde ücretsiz olarak kullanıcıların beğenisine sunulan işletim sistemini kullanıp test etme imkanım oldu. Önceleri içinde beta kelimesi geçen yazılımlara biraz temkinli yaklaşırdım fakat işletim sistemlerinde zaten her daim bir güncelleme durumu sözkonusu olduğundan hiçbir işletim sisteminin nihai sürüm olamayacağı açık. Bu nedenledir ki yeni Microsoft’un gözbebeği yeni Windows sürümünü tereddüt etmeden kurdum.

İlk Bakış
İşletim sistemi daha kurulumdan kendini göstermeye başlıyor: FAT tanımlanmamış sıfır bir disk ile kuruluma başladığımdan yazılım önce bu dönüşümü yapmam konusunda beni uyardı ve içerisinde barındırdığı disk araçlarıyla ilk sekmede işi halletti. Bir sorun bulduğunda ise ya kendi çözümleme yapıp sorunu gidermeye çalışıyor ya da yapılması gerekenleri söyleyip kurulumun tekrar başlatılmasını öneriyordu. Bu noktada bilgisayarın artık saçma sapan değil, kendinden daha haberdar olmuş, bilinçli tepkiler vermesi cidden hoşuma gitti ve farklı bir güven hissi oluşturdu içimde. Kurulum 12dk gibi kısa bir sürede gerçekleşti ki daha hızlı bir işlemcim veya en önemlisi SSD bir diskim olsaydı eminim ki çok daha kısa sürerdi.

Sistem özelliklerim şöyle;

  • AMD X2 4800+(s939) @2.4Ghz
  • 4x512MB Dual DDR500 Bellek
  • 250GB(WD) + 500GB(Samsung) HDD 16MB Sata2
  • 22″ Samsung T220 LCD Monitör

Kullanım Özellikleri ve Performans
İşletim sistemi açılırken artık o sıkıcı “yükleniyor” çubuğunu görmüyoruz. Onun yerine parlayan bir Windows logosu bize eşlik ediyor. Hemen ardından bir hoşgeldiniz ekranı ve çat masaüstü karşınızda. Bu noktada önemli olan ise, yüklenecek programların daha önceki ekranlarda yüklenmiş olması ve masaüstü göründüğü andan itibaren direkt kullanmaya başlayabilmemiz. XP’deki gibi masaüstü geldikten sonra birkaç dakika daha programların yüklenmesini beklemek durumu yok artık. İlk kurulumda masaüstü karşımıza geldiğinde monitörün 1680×1050 çözünürlükte optimum Hz değerindeçalıştığını gördüm. Ben daha hiçbir ayara ellemeden Windows bunu algılamış ve ayarı yapmıştı. Klavyemdeki “win tuşu + pause”  kısayolunu kullanarak sistem panelini açtım ve oradan “aygıt yöneticisi” kısmına girdim. Her zaman yeni bir bilgisayara oturduğumda bunu yaparım. Gördüğüm karşısında ise, gerçekten duygulandım. Çünkü oyun kumandam ve UPS cihazım dahil olmak üzere bütün sistem bileşenlerim sorunsuz şekilde tanınmış ve kullanıma hazırdı.

Masaüstünde ilk gözüme çarpan şey, ekranın sağ alt köşesinde saatin yanındaki “masaüstünü göster” tuşu oldu. Bu tuş “win + d” tuş kombinasyonu kullanma zahmetinden kurtarıyor. Görev çubuğunda yer alan ikonların üzerine gelindiğinde üzerinde küçük bir önizleme ekranı ile bilgi verilmekte ve önizlemenin üzerine doğru gelindiğinde ise sadece o pencere ekranda gösterili diğer pencereler ikinci resimde olduğu gibi arkaplana flu şekilde atılıyor. Eğer önizlemenin üzerine tıklarsanız aktif pencere olarak ekranda en üste geliyor ve bu pencereyi üzerinden tutup sağa sola hareket ettirdiğinizde diğer pencereler simge durumuna küçültülüyor. Bunu tekrarladığınızda ise her pencere eski haline geri dönüyor. Dosya kopyalama işlemlerinde ise, görev çubuğunda kopyalanma miktarı yüklenme barı olarak verilmekte ve detaylı gösterimde ne hızda kopyalama yapıldığı gibi bilgilere de ulaşılıyor.

Performans olarak yukarıda özelliklerini verdiğim sistem kullanımım boyunca hiçbir anda yavaşlık hissi vermedi. Sistem performans testi aracında işlemcimin sınırlamasıyla 5.1 puan aldım fakat genel kullanımda bunun herhangi bir dezavantajını görmedim. Şahsen win 7’nin 2.4Ghz’den çok daha yavaş hatta tek çekirdekli işlemcilerle bile sorunsuz çalışacağını düşünüyorum.

Performans anlamında elde ettiğim birkaç veriden ve oyun testlerinden bahsedecek olursam;

Windows 7 XP’ye göre %15 fazladan bellek kullanımına sahipken bu oran Vista ile %30-40 oranlarındaydı. Kullanılan görsel arayüzün hem Vista’dan daha hoş gözüktüğünü hem de sisteme ondan çok daha az yük bindirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bu görsellikleri kullanırken artık işlemci kullanımı yok denecek kadar az boyutlarda kalıyor. Bu nedenledir ki oyun performansında da XP’den pek bir fark kalmamış.

Oyun testleri için sisteme yüklediğim oyunlar:

  • Command & Conquer – Red Alert 3
  • Flatout 2
  • Euro Truck Simulator
  • Trackmania Nations Forever
  • Test Drive Unlimited
  • Counter Strike: Source
  • Quake 3
  • Call Of Duty 2
  • Fifa 09

Bu oyunların hepsinde XP ile aynı performansı fraps kullanarak tespit ettim. Yani performans anlamında hiçbir fark gözülmezken, Flatout 2 oyununda 5 fps kadar daha yüksek performans aldım. Kurmayı başaramadığım sorun veren oyun ise Call Of Duty: World At War oldu. Bu oyunu ne denediysem de çalıştırmayı başaramadım. Program olarak da Daemon Tools haricinde Vista altında sorunsuz çalışabilen hiçbir programda problem olmadı. ISO veya MDF gibi uzantıları sanal sürücü olarak tanıtma işini ise, Win 7 ile sorunsuz çalışan UltraISO programı ile hallettim. Film izleme konusunda, yüksek çözünürlüklü 720p ripli mkv veya 1080p full hd blu-ray filmleri oynatmada hiçbir sıkıntı yaşamadım. Windows Media Player veya GOM Player kullanarak mkv, avi, wmv, mov vs. gibi bütün video formatlarını sorunsuzca izleyebilirsiniz. Readyboost özelliği de geliştirilmiş ve yazma hızı yüksek bir usb bellek ile takas dosyasına erişimi ve dolayısıyla yüklemeleri kısaltabiliyorsunuz. Örneğin normalde XP altında 35sn’de ilk seferde, 9sn’de ikinci seferde tamamen açılan Photoshop CS3 programı, Win7 ile ilk seferde 27, ikinci seferde 5sn’de açılabiliyor. Readyboost özelliği kullanıldığında ise, açılış 2sn’de tamamlanıyor. Ama burada belleğin kalitesi ve özellikle yazma hızı çok önemli. Ben OCZ’nin Readyboost özelliğini kullanan 8GB’lık bir belleği ile bu testi yaptım ve performans artısını bariz şekilde hissettim. Vista’nın readyboost özelliği ile bu kadar başarılı sonuçlar alınamazken XP’nin U3 fonksiyonuna hiç girmiyorum bile. :)

Sonuç ve Yorumlar

Microsoft Windows 7 ile gerçekten çok sağlam bir iş başarmak üzere, bunun ilk sinyallerini build 7000 win 7 versiyonu ile verdi. Şu an ana işletim sistemi olarak Windows 7’yi kullanıyorum ve XP’ye neredeyse hiç ihtiyaç duymadım. Windows 7’nin artılarını; genel anlamda hızlı çalışması, güzel görünen ve rahat kullanım sağlayan arayüzü, dosya sisteminin daha efektif kullanılması, donanımları hiçbir cd kullanmadan kendisinin tanıyıp uygun ayarları atayarak kullanılabilir hale getirilmesi, paint, media player ve ie8 gibi basit ve son derece ihtiyaç duyulan programların daha kullanışlı hale getirilmesi ve geriye uyumluluk sorunun neredeyse hiç yaşanmaması olarak ifade edebilirim. Eksileri olarak ise, kullanıcıları ikidebir sağdan soldan fırlayan gereksiz popup ve uyarılarla daraltması. Yani ince ayarla uğraşmak istemeyen standart bir Windows 7 kullanıcısı bu uyarılardan bir süre sonra daralacaktır. Bunun yerine ekstra tıklama gerektirmeyen ve kullanıcının bakıp geçebileceği şekilde tasarlanan bilgi mesajları kullanılabilirdi.

Aklıma gelen birkaç soru hakkında ise, kendi görüşlerimi belirtmek istiyorum. Öncelikle; neden isim olarak Windows 7 seçildi? Çünkü Microsoft, Vista’nın kitle üzerinde oluşturduğu kötü intibayı aşmak için kimlik değişikliğine gitti. Eğer Windows Aria vs. tarzı bir isimle devam etseydi, kullanıcılar gözünde yine eski teranenin devamı olarak algılabilirdi. Ama yeni bir tanımlama ve yeni bir kimlik kazandırılarak, Microsoft Windows 7 ile dikkatleri kısa sürede ve pozitif anlamda  üzerine çekmeyi başardı. Peki Vista çıkarken izlenilen politika neden bir kenara atıldı? Çünkü bu politikanın son derece yanlış olduğu kötü bir tecrübe ile anlaşılmış oldu. Microsoft Vista lansmanını yaptı ve işletim sisteminin resmi çıkış tarihinden önce korsanının yayınlanması ile ciddi bir hukuki kovalamaca başlatarak hakkını arama yoluna gitti. Fakat şu an Vista’nın çıkış tarihinden önce kullanımı ve yayınlanmasıyla ilgili bu sert tutumu göremiyoruz. Öyle ki bırakın çıkış tarihinden önce yayınlanmasını Microsoft çıkış tarihine tahmini 1 sene gibi bir süre varken(tahmini 2010 Ocak ayı) işletim sisteminin kararlı Beta sürümünü bütün kullanıcılara kendi eliyle sundu. Benim düşüncem; Microsoft Vista ile kullanıcıların mecburen yeni işletim sistemine geçeceğini düşündü fakat işletim sisteminin yüksek sistem ihtiyacı nedeniyle birçok kişi tarafından kullanılamayacağını yeterince hesap edemedi. Satış rakamları beklenenin çok altında gelince ve XP lisanslarının satışının durdurulmasından sonra yenilerinin satılması yönünde yoğun talep gelmesi üzerine geri adım atıp yeni XP’leri sattırmadı ama daha kullanışlı ve az sistem ihtiyacı isteyen bir işletim sistemi çıkartması gerektiğini çok iyi anladı. İşte bu nedenle kurtarma planı olarak sahneye çıkan optimize edilmiş Vista yani Win 7 herkese dağıtılarak, kullanıma alıştırılması ve sisteme geçişte artık yabancılık çekilmemesi hedefleniyor. Yeni işletim sistemi de artık çok daha başarılı bir hal aldığından Microsoft bu hedefine bir sene içerisinde rahatlıkla ulaşacak ve satış rakamları olarak beklenilenin de üzerinde bir başarı yakalayacaktır diye düşünüyorum.

Windows 7’yi Intel P4 2.0Ghz veya AMD Athlon 1.6Ghz üzeri ve minimum 1GB RAM’a sahip olan herkesin kurması gerektiğini düşünüyor, şiddetle tavsiye ediyorum. Benden 9/10 puan. ;)

Not: Güncel Windows 7 Beta’yı buradan 32 veya 64 bit’i seçerek hotmail kullanıcı hesabınızla aktive edip indirebilir, size verilen key ile kısıtlamasız şekilde kullanabilirsiniz.